Subscribe:Posts Comments

You Are Here: Home » Eğitim Videoları, Ekonomi, Makaleler » Borca Dayalı Para Sistemi

Share in top social networks!

Borca Dayalı Para Sistemi
Borca Dayalı Para Sistemi, (BDPS) kısaltılmış halidir. Bugünkü küresel bankacılık sisteminin ve onun içindeki para üretme mekanizmasının adıdır.

Bugün dünyanın nereye geldiğini anlamak için BDPS’yi iyi anlamak gerekmektedir. Ülkelerin üzerinden faiz ve borçlanma yoluyla onları sömürerek servetlerini mütemadiyen yerel ve en çok da küresel bankacılara aktaran bir sistemdir. Aşağıdaki kısa videolarda insanların nasıl BDPS aracılığıyla köleleştirildiğini anlayacaksınız. Videoyu izledikten sonra Yunanistan’ın neden batmakta olduğunu, sıranın İtalya’ya geldiğini, İspanya, Portekiz, İrlanda gibi ülkelerin sırasını beklediğini, AB’nin çatırdadığını, Arap Baharı denen şeyin illüzyondan ibaret olduğunu bütün çıplaklığıyla göreceksiniz..

İyi Seyirler….

Borca dayalı para sistemiyle ilgili iki önemli kaynak aşağıdadır:

  1. Faiz Tuzağı
  2. Issız Ada Hikayesi

Piyasada bulunan paranın sadece %10′u fiziksel paradır. Kalan %90′ın üzerinde parayı bankalar havadan üretmekte ve yok etmektedir. Yapılan anketlere göre yüksek öğrenimli insanlar dahi paranın nasıl üretildiğini bilmiyor. Siz bildiğinizi iddia ediyor musunuz? İlgili yazı için buraya bakınız.

Borca Dayalı Para Sistemi (BDPS) ile ilgili kaynaklar
Borca dayalı para sistemini anlamak için önereceğimiz kaynakları aşağıdadır.

  1. Borca dayalı para sistemi (Faiz Tuzağı) Diğer makaleler bağlantısından ilgili diğer yazılara bakabilirsiniz)
  2. Issız Ada Hikayesi
  3. ABD Neden borçlarını ödeyemez?
  4. Con Ahmet’in makinesi tekliyor
  5. Rango: Çocuk filminden çıkarılan ders

Borca Dayalı Para Sistemi Videolar
Para yoluyla tüm insanlığın nasıl köleleştirildiğini öğrenmek isterseniz aşağıdaki videoları tavsiye ederiz.

 

 

Diğer Video: Amerikan Rüyası

Borca Dayalı Para Sistemi
Kitap Tam Adı: Borca Dayalı Para Sistemi Türkiye’nin Sosyo-Ekonomik Analizi
Yazarı: Prof. Dr. Mete Gündoğan


Günümüz modern ekonomisi adeta hafızasını yitirmiş durumdadır. Köklerinden uzaklaşmış ve neyi niçin yaptığını bilemez hale gelmiştir. bu yetmiyormuş gibi mevcut çarpık yapının, diğer bir ifade ile statükonun, devamından yana olan ortodoks ekonomistler, milli hesaplar ve istatistiki varsayımlar peşinde koşarken, insanoğluna hizmeti ve insanın mutluluğu esasını neredeyse tamamen gözardı eder olmuşlardır….
(Önsözden)
Kitabı sipariş etmek için bu bağlantıyı kullanınız.

Konuyla ilgili kitapları Borca Dayalı Para Sistemi ve Faiz Tuzağı bağlantılarından temin edebilirsiniz.

Diğer İlgili Yazı:

Küresel krize doktor teşhisi

Doğu zenginleşebilmek için sürekli üretirken ve üretmeye muhtaçken batı zenginliğini artık altın gibi herhangi bir karşılığı olmayan parasını basarak sürdürmektedir.

Haberin orijinali: Küresel krize doktor teşhisi

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Share in top social networks!

11 Comments

  1. Tolga Yılmaz diyor ki:

    Sanırım tüm dinlerde faizin yasaklanmasının temel nedeni bu. Peki ama bunun dışında bu sistem nasıl yürürdü ki? Bu kadar gelişme nasıl olurdu o zaman? İnsan bunları da sormaktan alıkoyamıyor kendini. Peki şimdi para yerine nasıl bir sistem olabilir ki madem bu sistem çökmeye mahkum?

    • Borc Kolesi diyor ki:

      Önerilen alternatiflerden bir tanesi söyle: Bankalar %100 kısmi rezerv bankacılığı yapsın. Yani olmayan parayı borç vermek yok. Borç verileceği zaman, para devlet tarafından basılsın, borç diye verilsin. Borç diye verilen para yeni para olduğu için paranın sahibi su ya da bu kişi değil, toplumun tamamıdır. Bu durumda faiz ödenecek ise topluma ödenmelidir. Bunu da toplumu temsilen devletin hazinesi toplar. Bir nevi basılan yeni paranın mevcut para hacminin değerini düşürmesine karşılık alınan meblağ. Bu durumda toplam para hacmi toplam borça yetmeyeceği için ne kadar faiz talep edilmiş ise hazine o kadar parayı daha yoktan başar ve vergiler yerine harcar. Daha sonra faiz ödendiğinde hazine ödenen faizi yok eder. Çünkü bu para zaten borç ve para hacmi dengesini kurmak için basılıp harcanmıştı, şimdi yok edilmez ise enflasyon hızlanır. Uzun lafın kısası bu sistemde borç alanlar senden benden değil, toplumun genelinden borç alırlar ve borç almayanlara kıyasla daha fazla vergi öderler. Bu sistemden faizin tamamı ile çıkartılması mümkün olabilir. Araştırılması lazım. Eğer borçlar üretim sağlayacak yatırımlara verilir ise faize gerek olmayabilir, ama sadece tüketim amaçlı borçları kısıtlayacak, tekrar tekrar borç alıp eski borcu yeni ile ödemeye mani bir mekanizma lazım. İngilizce bilenler Google’da arasın: “Web of Debt Kondratieff Wave” diye, bu konuda bir kitap var. Böyle bir sistemi deneyen ülkeye ABD ve Ingiltere derhal savaş açar. Bu sistemde bankalara ve sahiplerine avantaj yoktur.

  2. Gultekin Cetiner diyor ki:

    Para yine olurdu. Paranın üretim mekanizması borca dayalı olmayacak o kadar.

    Büyümeye gelince; büyüme içinde bileşik faizden dolayı bir balon var. Büyüme yine olurdu. Ama sanal bir büyüme değil.

  3. süleyman tekir diyor ki:

    merhaba hocam size bir kaç sorum olacak çünkü bu sistemin tam bir sömürü sistemi olduğunu biliyorduk ama nasıl işlediği konusunda sayenizde biraz fikir sahibi olduk. Ama sistemden nasıl çıkılacağı ve ülkelerin tek başına buna imkanı olup olmadığı çok açık değil. sizde bilirsiniz ki yıkmak her zaman yapmaktan 1000 kat daha kolaydır. o yüzden bir sistemin yıkılması için önce yenisinin kurulması gerekir. şimdi sorulara geçelim…
    1)para borca dayalı basılmazsa 100 lira kredi 110 lira olarak nasıl ödenebilir?
    2)yukarıdaki filmdeki gibi o zaman her ödeme sonunda borç alan 1 veya faiz oranına göre birkaç kişinin tamamen bitişi olmaz mı?
    3)bugün bm de bu sistemden çıkma kararı alınsa(bugünkü bm için imkansız ama) bu sistemden nasıl çıkılır?
    4)bu sistemden çıkış herkesin fakirleşmesi demek olmaz mı?
    5)hizmet sektöründe çalışanlar normalde birşey üretmediklerinden aslında nomal üretimden fazla paraya zaten ihtiyaç yok mu?

    • Borc Kolesi diyor ki:

      Bu sistemden çıkmak zordur. Birinci ve bilhassa ikinci dünya savaşının asıl sebebi budur. Her zaman olduğu gibi 1933 yılından başlayarak uygulanan ekonomik yaptırımlar, çıkartılan finansal zorluklar Almanyayı köşeye sıkıştırmış ve savaşmaya mecbur etmiştir. Lakin savaştan önce izole edilmesine rağmen Almanya’nin hızla gelişmesi uygulanan ekonomik sistemin başarını gözler önüne sermiştir. Aynı şekilde ABD’nin bağımsızlık ilan etmesi ve İngiltere ile savaşmasının sebebi de budur. Kolonilerin borca dayalı olmayan para basması yasaklanınca düşen hayat standardı ve artan sefalet nedeni ile isyan etmiştir. Daha sonra merkez bankası sebebi ile 1812 savaşı oldu. İç savaşta para basan Lincoln’ün savaş sonunda suikasta kurban gitmesi bankaların parasına rakip çıkmasıdır. Rivayete göre Kennedy’nin öldürülmesi hazineye para basma yetkisi vermesi yüzündendir. Bağımsızlıklarını kazandıkatan yüz yıllar sonra 1913 yılında Merkez Bankasının kurulması ile ABD bankalara tam teslim olmuştur.

  4. Gultekin Cetiner diyor ki:

    Bu sistem zaten sürdürülebilir değildir. Yıkılmaya mahkumdur. Yeni borçlanmalar oluşturması lazım. Ortadoğu olayları, Arap Baharı bu arayışların ürünüdür. Ama bunlar da onu kurtaramayacaktır.

    1. Faizler kalır ana paralar sahibinindir (Bakınız Veda Hutbesi)
    2. Sistemde sürekli servetler bankacılara transfer edilir. Sistemin amacı budur. Eksponansiyel büyür.
    3. BM’nin öyle bir karar alması için ülke halklarının bunu anlaması ve ülkelerine bunu yaptırmaları gerekir. Bu da küresel bir devrim demektir. Bunun için de Dünya halkları önce kendilerini/ birbirini bilinçlendirmelidir. Videoyu paylaşmakla işe başlanabilir.
    4. Herkes/halklar zaten borç batağına batmış durumda. Bundan en büyük kaybı bizzat bankacılar görecektir. Unutmayın 70 trilyonluk dünya karşısında 700 trilyonluk para ve para türevi. 5 büyük bankanın para/para türevi toplamı 238 trilyon dolar. 700 trilyon dolar içinde 400 trilyon dolardan fazlası faizlerdir.
    5. Mal ve hizmet birlikte 70 trilyondur. Hizmet sektöründe üretenler de hizmet üretiyor. Sadece fiziksel ürün olarak bakmamak gerekir.

  5. Sinan diyor ki:

    Hocam merhaba, aklıma takılan bir konu şudur, ilk başta bir para arzı var, banknot olarak halihazırdaki mal ve hizmetlerin karşılığı olarak piyasaya veriliyor, bankalar bunu yeni para üreterek arttırmazsa (mevcut işleyişin aksine), ekonomik büyüme neticesinde artan mal ve hizmetler karşısında para değerini kaybetmez mi? Yani kısmi rezerv bankacılığı ve faizin olmadığı bir dünyada bile, toplam mal ve hizmetlerle, piyasadaki para miktarı arasındaki denge nasıl sağlanacak? Yoksa büyüme olduça daha çok tüketim olabilmesi için fiyatlar sürekli düşecek mi?

    • Gultekin Cetiner diyor ki:

      Bankaların parayı üretmesi hayalidir. Kredi alanın ödeme taahhüdüne binaen parayı var ederler. Bu vaad edilen para kadar bankaya ödendiğinde para yok edilir. Ancak kredi talebinde bulunan kişiden alınacak faiz parası sistemde üretilmez. O yüzden bu açık miktarı para tekrar borca dayalı olarak üretilmek zorundadır. Neticede bu açık kadar miktar bankaya transfer olur. Şimdi piyasada mevcut mal ve hizmet karşılığı para olmalıdır. Bu, sistem BDPS olmadığında basittir. Bu para fazlaysa devlet vergi veya başka bir mekanizmayla piyasadan bunu çekip dengeyi kurar. Büyüme olduysa büyüme miktarı mal ve hizmeti dengede tutacak kadar para borca dayalı olmadan basılır. BDPS olmadan olay çok basit. Ancak BDPS ile dengeyi sağlamaya çalışmak olmayacak duaya amindir. Çünkü sistemde bileşik faize göre sürekli piyasadan para eksiltilip bankacıya gidecektir. Çünkü bankacılar kısmi rezervle parayı üretmekte/yok etmekte ama faiz kadar parayı kimse üretmemektedir.

    • Borc Kolesi diyor ki:

      Eğer borçlar tüketim yerine üretim faaliyetleri için verilir ise o zaman mal ve hizmetler para hacmine orantılı olarak artacağı için birim fiyatlar sabit kalır. Yani para hacmi M iken X üretim var ise, para hacmi 10*M olunca, üretim de 10*X olursa, birim fiyatlar değişmez. (M/X) veya (10M/10X). Eğer para hacmi artmadan (hiç para yaratmadan) üretim artar ise, birim fiyatlar düşer, deflasyon olur. Iyi midir emin değilim. Dünyanın sürdürebilirliği açısından uygun olabilir çünkü insanlar mümkün olduğunca az tüketmeye yönelir, çünkü ileride aynı mali daha ucuza alacaklarını umid ederler. Lakin zenginlerin daha zenginleşmesine yol açabilir. Paranın oturduğu yerde kıymet kazanması faiz geliri gibi olur.

  6. kaya diyor ki:

    Hocam çok teşekkür ederim. Allah razı olsun.

    faizin neden zararlı olduğunu, varlıkların neden bankalara doğru aktığını, mevcut sisteme göre insanların nasıl kul, köle olduğunu apaçık anlattınız.

    bizleri bilinçlendirdiniz. çok istifade ettik.

Leave a Reply

*

Muhtevasını değiştirmemek şartıyla yazılardan istifade edebilirsiniz.
© 2011 Prof. DR. B. Gültekin ÇETİNER · Subscribe:PostsComments · Designed by Theme Junkie · Powered by WordPress

Faiz Lobisi