Subscribe:Posts Comments

You Are Here: Home » Eğitim, Makaleler » Baraj puanları düşürülmeli

Share in top social networks!

Baraj puanları düşürülmeli

Yazı Orijinali: Baraj Puanı Düşürülmeli / Haberdem

Temel ÖSYM sınavına girecek ama hiç çalışmamış. Kendince karar vermiş artık iş şansa kaldı diye. Yeni ÖSYM yönetimi sınavlarda izin verir mi bilmem ama Temel yanında bir zarla sınava girmiş. Beş şık olduğundan zarda 1 gelirse A şıkkını,  2 gelirse B ve sonra sırasıyla örneğin 5 sayısında E şıkkı olacak şekilde kararlaştırmış. Eğer 6 gelirse zarı yeniden atacak. Sınav başlamış her şey iyi gidiyor. Yani şıklar ve zardaki sayıda sorun yok. Ancak ortalarda bir soruya geldiğinde zarı defalarca atmasına rağmen hep 6 gelmiş. Bakmış devam ediyor en sonunda demiş “Bu soru çok kazık iyisi mi sonraki soruya geçeyim”.

Anlaşılan bu sene ÖSYM sorularında veya değerlendirmelerinde bazı değişiklikler oldu. Konuyla ilgili ayrıntıları takip etme imkanım olmadı. Ama dediklerine bakılırsa büyük resimden sıkıntı hemen görülüyor. Denildiğine göre bu sene barajı geçemeyenlerin oranı %15’ten %51’e çıkmış.

Eğer denilenler doğruysa bunun üzerinde durup düşünmek gerekiyor. Bir kere bu değişiklik kim ne derse desin kabul edilmezdir. Bir senede bu memlekette eğitim süreçlerinde ne değişiklikler oldu da %36 daha fazla genç barajı geçemedi? Felaket niteliğinde çok büyük bir eğitim reformu yapıldı da biz mi duymadık? Yok bu seneki sınav süreçleri doğruysa geçen seneki sınavlar mı çok hafifti? Yani Nasreddin hocanın kedi ciğer meselesi.

Kimse kusura bakmasın. ÖSYM’nin yaptığı nihayetinde çoktan seçmeli sınavlar. Ucu açık soruları barındırmayan çoktan seçmeliye dayalı sınavların da doğru bir ölçü aracı olduğunu bir eğitimci olarak kabul etmek pek mümkün değil.
Çünkü gerçek hayatta problemin ne olduğu bilinmiyor. Siz yükseköğrenim okuyabilecek gençleri seçiyorsunuz ama tüm sorularda problemleri önceden tanımlıyorsunuz.

Üstelik gerçek hayatta çözümler birden fazla. Ama ÖSYM’nin sınavlarında çözüm sadece bir tane olabilir. O da beş şıkkın arasında saklı. Yani işin içerisine Temel’in fıkrasında olduğu gibi bir şekilde şans da giriyor.

Gerçek hayatta problem karmaşıklaştıkça çözüm sayısı da artıyor. Ama bu sınavda hem kolay hem de zor sorularda çözüm sayınız tek bir taneyle sınırlı.

Siz bu sınavda hem problemi veriyor hem de çözümü “ya şundadır ya bunda” mı yoksa gerçekten bilerek mi yapıldığı ispatlanamayan 5 seçenekten birini tercihten ibaret olan sınavın puanlarına bakarak öğrenciye bununla üniversiteye devam edebilme lisansını veriyorsunuz. Kaldı ki sınav stresi ve adayın o günkü sınavda rahatsızlığı gibi pek çok etken var.

ÖSYM’nin yaptığı ALES sınavlarının mahiyetiyle ilgili geçen bir profesör arkadaş araştırmasını anlattı. Çok çarpıcı sonuçlar içeriyor. Buna göre ALES’i lisans öğrenimindeyken alanların başarı puanı 85’lerin üzerinde. Yüksek Lisans aşamasına gelen adaylarda bu başarı 70’lere doktora sırasında ise 50’lerin altına düşüyor. Eğitim düzeyi arttıkça bariz şekilde ALES puanları düşüyor.

Bunun nedenlerini konuşurken arkadaşım ya ALES’te ya da eğitim sisteminde bir sakatlık var dediğinde gayri ihtiyari sakatlık her ikisinde demiştim.

Kısaca çoktan seçmeli sınavların iyi bir ölçme aracı olduğuna inanmıyorum. ÖSYM yükseköğretime devam lisansını veren bir kurum olarak çoktan seçmeli sorularıyla eğitim sistemini yönlendiriyor. Farklı düşünmenin önemli olduğu üniversite ortamı için mekanik düşünen soru çözme robotları yetiştirilmesi için yol açıyor.

Ancak bu etkenlerin hiç birisi de geçen seneye göre barajı geçemeyenlerin sayısının neden birden %15’ten %51’e çıktığını açıklayamıyor.

Bu hayati bir sınav ve ülkemizde öğrenciler yurtdışında benzeri yapılan sınavların aksine bir yıl beklemek zorunda kalıyor.

Yeni ÖSYM yasasında aynı yılda birden fazla sınava izin veren eşdeğer sınav kavramı yer almasına rağmen henüz uygulamaya geçmediğinden öğrenciler bir yıl beklemek zorunda kalacak.

Tüm bunlara bakıldığında durumun pek de adil olmadığı hemen gözüküyor. Bunun çözümü ya bu seneye yetişmek üzere ÖSYM’nin bir eşdeğer sınav yaparak öğrencilere şans vermesi ki bunun yetişmesi pek mümkün gözükmüyor- ya da barajın düşürülmesidir.

Tüm bu nedenlerden dolayı baraj puanının düşürülmesi gerekiyor.

Gençlerin bir yılına mal olmaktan iyi değil midir? Bir senede bu gençler akademik yeterlilik mi kazanacak? Dershanelere bir yıl daha gidip nasıl daha fazla çoktan seçmeli sorusu çözeriz talimlerini yapacaklar. Ya da evde kendileri çalışmanın yolunu arayacak ve bol bol çoktan seçmeli soru çözecekler. Fırsat bulamazlarsa Temel gibi zar atışına başlayacaklar.

Prof. Dr. B. Gültekin Çetiner

6 Ağustos 2012 Pazartesi

http://www.drcetiner.org

twitter.com/drcetiner

 

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Share in top social networks!
Etiketler:,

Leave a Reply

*

Muhtevasını değiştirmemek şartıyla yazılardan istifade edebilirsiniz.
© 2012 Prof. DR. B. Gültekin ÇETİNER · Subscribe:PostsComments · Designed by Theme Junkie · Powered by WordPress

Faiz Lobisi