Subscribe:Posts Comments

You Are Here: Home » Eğitim, Ekonomi, Makaleler, Politika » HALKLA İLİŞKİLER (PUBLIC RELATIONS) DEDİKLERİ

Share in top social networks!

HALKLA İLİŞKİLER (PUBLIC RELATIONS) DEDİKLERİ

Eğer dikkatli olmazsanız güç sahipleri sizi inanmanızı istedikleri şeylere inandırırlar.
B. Gültekin Çetiner

"Eski bir ön yargı kırıldı" başlığıyla Lucky Strike Sigarası reklamı

"Eski bir ön yargı kırıldı" başlığıyla Lucky Strike Sigarası reklamı

Halkla İlişkiler ya da PR (Public Relations) dedikleri ve bugün dev kuruluşlar başta olmak üzere tüm kuruluşların, siyasi partilerin ve onlar için çalışan reklamcıların tepe tepe kullandıkları şeyin babası sayılan kişi Edward Bernays isimli şahıstır.

Bu kişinin 1928 yılında yazdığı Propaganda kitabı [1] daha sonra siyaset alanında Hitler’in Propaganda Bakanı Goebbels tarafından uygulanmıştır. Kitabın özeti şudur: “Toplumlar koyun gibidir doğru karar veremezler. O nedenle birileri çıkıp onlar adına karar vermeli ama bu kararları toplumun kendilerinin verdiğinin sanması gerekir ve bunun için onları adeta koyun gibi güderek kararı kendilerinin verdiği yönünde algı oluşturmak yani algılarını yönetmek gereklidir.”

İşte bu algıları oluşturmak için geliştirilen çalışmalara halka sevimli görünsün diye Halkla İlişkiler adı verilmiştir. Kısa adı propagandadır.

Bernays’in, tıp alanında işsiz kalarak Psikolojiyi kuran [2] meşhur Freud’a hem anne hem de babadan yeğen olmasını da unutmayın. Bernays amcasının aksine üniversiteden tıp değil tarım diploması alarak mezun olmuş ve gazeteciliğe başlamıştır. Daha sonra psikolojideki çeşitli konuları halk üzerinde uygulama anlamına gelen Halkla İlişkiler alanını oluşturmasında amcası Freud’un etkisinin olduğu açıktır.

Bernays’in kitabın ilk bölümünün Organizing Chaos yani “Kaosu Organize Etme” olması tesadüfi olmasa gerek. Algıları en iyi yönetme aracının planlı bir kaos çıkarmak olduğu açıkça anlaşılmaktadır.

Bernays’in bu işi nasıl ustaca yaptığına dair en çarpıcı örnek kendisini kiralayan Lucky Strike Sigara firması için yaptığı başarılı çalışmadır.

Eskiden kadınların sigara içmesi çok ender görülen bir şeydi. Çünkü sigara erkeklik simgesiydi. Bernays’in yaptığı ilk şey sigarayı kadınlar için özgürlük simgesi haline getirmekti. Diğer zor tarafı da koyu yeşil bir renge sahip Lucky Strike gibi bir sigarayı kadınlar arasında kullandırmanın güçlüğüydü. Zira kadınların giydikleriyle yeşil sigara örtüşmüyordu. Bu yüzden aynı yıllarda yeşil rengi de kadınlar arasında moda haline getirdiler.

Amerika’da 1. Dünya Savaşı sırasında erkeklerin pek çoğu savaşa gidince kadınlar iş hayatıyla tanışırlar. İş hayatında olmasına rağmen o sıralarda kadınlar için sigara içmek düşük karakterlilik ve hatta fahişelik ile eşleştirilirdi. 1920′lerde kadın erkek eşitliği, kadınlara oy hakkı gibi istekler birden nasıl kadınların sigara içme alışkanlığına dönüştürülebilirdi?

Amerikan Tobacco (Tütün) firmasının sahibi George Washington Hill feminist filan değildi ama kadınların sigara içmeye başlamasını Edward Bernays’e kendi evinin ön bahçesinde altın madeni bulmuş gibi olacağını belirtmişti. Bunu sağlayabilecek olan Bernays’i de o zamanki şartlarda çok büyük rakamlarla kiralamıştı (1920′lerin 25 Bin doları).

Bırakın toplum içinde sigara içmeyi kadınların sigara içmesinin bile kötü görüldüğü dönemde bu işi yapmak için bir kampanya organize edildi. Bu kampanyaya “Torches of Freedom” yani Özgürlük Meşaleleri adı verildi. Tabi bunun aslında özgürlük değil kadınların sigaraya bağımlılığının meşalesi olduğunu söylemeye gerek yok. Bunun için kadın modeller titizlikle seçildi, bunlara nasıl sigara içeceği nasıl yakacakları öğretildi. Geriye sansasyonel bir şey kalıyordu. Bunun için gün olarak Amerikalıların meşhur Paskalya Festivali seçildi. Bernays’in sekreteri de olan Bertha Hunt gösteriler sırasında 5. Bulvarda kalabalığın ortasında bir grup kadınla ortaya çıktı ve bir beyefendiden “Lucky Cigarette” sigarasını yakmasını rica etti. Tabi bütün bunlar için organizasyon hazırdı. 1 Nisan 1929 tarihli The New York Times “Group of Girls Puff at Cigarettes as a Gesture of ‘Freedom” yani “Kızlar grubu Özgürlük simgesi olarak sigara pöfürdetti” şeklinde bir başlık attı. Tüm ülkede kadınlar benzer şeyi yapmaya başladılar. Tabi bu işte son gülenler Bernays ve gerçekte Tütün Endüstrisi oldu.

"Özgürlük Meşaleleri" Kampanyası için Paskalya Festivali Sırasında Bertha Hunt yol ortasında sigara içerken (1929)

"Özgürlük Meşaleleri" Kampanyası için Paskalya Festivali Sırasında Bertha Hunt yol ortasında sigara içerken (1929)

Burada ikinci ufak bir sorundan bahsetmeden geçmek olmaz. Bernays’in çalıştığı tütün şirketinin sigarasında yeşil renk hakimdi. Kadınların kıyafetleriyle uyumsuzluk teşkil ettiği için pek tercih edilen bir renk olmadığı açık. Pekiyi bunu nasıl hallettiler? “Özgürlük Meşaleleri” kampanyasında aslında o yılların ve hatta gelecek yılların modasını da belirlediler. Yeşil renk Özgürlüğün rengi olarak yerleştirildi. Acaba Luck Strike kırmızı olsaydı Özgürlüğün rengi yine yeşil olarak mı bilinecekti?

“Eski bir ön yargı kırıldı” başlığıyla yayımlanan Lucky Strike Sigarası reklamı Özgürlük Meşalesi aslında kadınların sigara bağımlılığını başlatma kampanyasıydı. Kadınların sokaklarda sigara içme hakkı diyerek başlatılan algı yönetimi bugün dünya üzerinde milyarlarca kadının erkek tüketim bağımlıları kervanına katılmasından başka bir şey değildi.

Maalesef diploma güdümlü eğitim sisteminde okullarda insanlara bunları nasıl en iyi şekilde yapacakları öğretiliyor. Mezunlar geçimlik uğruna seri üretimle üretim yapan bir avuç firmanın Halkla İlişkiler Uzmanları olmak için birbirleriyle yarışıyorlar? Ne için? Her alanda tüketim bağımlılığının artması ve bu sistemden asla çıkamayacağımız algısını yerleştirmek için…

Medyada her gördüğünüz şeyin üzerine sazan gibi atlamayın. Mutlaka bu tür Halkla İlişkiler konularını iyi düşünün. Bu haberler kimlere yarıyor? Bu haberden kimlerin çıkarları olabilir diye iyi düşünün. Özellikle sansasyonel ve kaotik olayların arkasında büyük ihtimal birilerinin çıkarlarına çalışan organizasyonlar olabilir.

Son sözü rahmetli Malcolm X’e bırakalım “Eğer dikkat etmezseniz medya, mazlumlardan nefret etmenize ve zalimleri sevmenize sebep olur!”

Prof. Dr. B. Gültekin Çetiner
3 Ekim 2015

Kaynaklar

  1. Edward Bernays, Propaganda, 1928
  2. Psychiatry: The Science of Lies Yalanlar Bilimi Psikiyatri, Thomas Szasz, 2008
    (Antipsikiyatri ekolünün öncüsü Thomas Szasz bu kitapta sadece Psikiyatri değil Freud’un ve bilim alanı olarak Psikolojinin mükemmel bir eleştirisini yapmaktadır)
Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Share in top social networks!

Leave a Reply

*

Muhtevasını değiştirmemek şartıyla yazılardan istifade edebilirsiniz.
© 2015 Prof. DR. B. Gültekin ÇETİNER · Subscribe:PostsComments · Designed by Theme Junkie · Powered by WordPress

Faiz Lobisi