Subscribe:Posts Comments

You Are Here: Home » Ekonomi, Makaleler » AB neden dağılmaya mahkûm?

Share in top social networks!

AB neden dağılmaya mahkûm?

Avrupa Birliği’ne mensup 27 ülkenin ortalama borçlanma yüzdesi %80’leri aşmakta. Bildiğimiz gibi borç yüzdesi mevcut borcun gayri safi milli hasılaya (GSMH) olan oranı olarak belirleniyor.

AB’de bazı ülkelerin yaklaşık borç ortalaması şöyle: Yunanistan (%142), İtalya (%120), Belçika (%97), İrlanda (%96), Portekiz (%93), Almanya (%83), Fransa (%82), Macaristan (%80) ve İngiltere (%80).

Bunlardan borcu milli geliri aşan Yunanistan ve İtalya’da bankacılar hali hazırda ülke yönetimini devralmış ve özellikle İtalya’da bankacılardan oluşan kabine kurulmuş durumda. Bizdeki 2001 krizini, Dünya Bankası’ndan Türkiye’ye kurtarıcı olarak getirilen Kemal Derviş’in kendi adıyla anılan 15 günde çıkarılan 15 yasasını hatırlayacaksınız.

Bu yasalar neticesinde faturanın vatandaşlara çıkarılması anlamına gelen banka kurtarma operasyonları, Türk Telekom gibi kâr eden dev kuruluşların satışlarını getiren süreçlerin temelleri atılmıştı.

Yunanistan ve İtalya’daki bankacı yönetimler sayesinde iç ve dış borçlar nedeniyle daha kötüsünün bu ülke halklarına yaşatılacağından emin olabilirsiniz.

Gelelim AB’nin neden dağılmaya mahkûm olduğu meselesine…

Borca Dayalı Para Sistemini (BDPS) anlayan okurlarımız şunu iyi bileceklerdir. Bu sistemde her üretilen para borç olarak üretilmektedir. Bu üretilen paranın ortalama %90’ı hayali olarak bankalar tarafından kredi diye verildiğinde havadan “yaratılmakta” ve ana para geri ödendiğinde “yok edilmekte” ancak faiz/kar payı üretilmediğinden o miktar para mütemadiyen bankalara aktarılmaktadır. Bu aktarma ile para piyasadan bankalara doğru sürekli şekilde emildiği için zamanla fiziksel paranın ekonomiden tümüyle çekilmesi anlamına gelmektedir.

İşte bu noktada devlet işin içine sokularak yeni fiziksel paralar basması sağlanmaktadır. Ancak paranın “yaratılması” sürecinde anlattığımız gibi bu fiziksel para devletlerin bankalara faizli borçlanmasıyla elde edilmektedir.

AB ülkeleri bildiğimiz gibi ortak ürün olarak Avro kullanmaktalar. Kullanılan ürün ortak olmasına rağmen bu ürünü elde etmek için farklı AB ülkeleri farklı faizlerle borçlanmaktadırlar.

Aynı Avro’yu kullanan bu ülkelerden Almanya parayı üretirken bankalara %2’nin altında faizle borçlanmakta. Yunanistan gibi borcu %100’ü aşmış ülkeler 2 yıllık borçlanma ihalelerinde %100 civarı faiz ödemektedirler. Borçlanma faizi oranı İtalya için % 6-7, İspanya’da %5.5, Macaristan’da %7.9 seviyelerinde…

Şimdi aralarında serbest dolaşımın olduğu adeta tek memleket konumundaki AB ülkelerini ele alalım. Tümü aynı ürünü yani Avro’yu kullanmasına rağmen bunların maliyetleri borçlanmadaki faiz oranlarına göre farklılaşmakta. Kabaca söylenirse 1 Avro değerindeki parayı Almanya 1.02, Yunanistan 2, İtalya 1.07, İspanya 1.06, Macaristan ise 1.08 Avro’ya mal etmekte (bileşik faizli olduğunu unutmayalım).

Şimdi böyle bir birlikte aynı parayı daha ucuza elde eden Almanya gibi ülkeler lehine haksız bir rekabet ortamı oluşmaktadır. Bu, zulme dayalı para sistemiyle birliğin kalması mümkün değildir. Zayıf olan, yüksek faizle borçlanan ülkelerin belli süre sonunda iflası demektir.

Bir zincir ancak en zayıf halkası kadar güçlüdür. Böyle giderse AB, BDPS ile borç oranı çok yüksek olup yüksek faizle borçlanan ülkelerden başlayarak teker teker diğer üyelerini dışlayacaktır. Bu, borçlanmalarda %85 rakamlarını aşan hele %100’ün üzerinde borç düzeyine ulaşan ülke ekonomilerinin sırasıyla iflası demek.

Kimse emin değil. Bugün kendinden emin görünen Sarkozy, Belçika-Fransa ortaklığındaki Dexia gibi büyük bankaları batarsa ekonomiye yüklenen ilave borçlarla bakalım ne yapabilecek?

Tıpkı fıkralardaki motoru düşen uçaktan yolcuların en zayıftan başlayarak atılmaları gibi…

Ancak sorun şu: Uçak düşüyor. Bu sistemde güçlü görülen Almanya ve Fransa gibi ülkelerin borç oranlarının da %83 ve %82 olduğunu unutmamak lazım. Onlar da paralarını üretirken bankalara faizli borçlanarak üretmektedirler. Şu anda güçlü görünmelerinin nedeni henüz büyümeye devam etmeleri.

Bildiğiniz gibi bir ülkenin büyümesinin önemli parametrelerinden ikisi nüfusun nispeten genç olması ve alt/üst yapı başta olmak üzere gelişimlerini tamamlayamamaları.

Nitekim bunlardan Almanya bile kasım ayındaki bir borçlanma ihalesinde sıkıntı çekmişti.

Bunun Sarkozy ile Merkel bir araya gelip uçaktan kimlerin atılacağına dair kriterleri görüşmeleri sırasında ortaya çıkması da ironiydi.

Macaristan’da AB’den çıkalım sesleri

Son günlerde Macaristan hakkında medyada ortaya çıkan olayların insanları yanlış yönde etkilemekte olduğunu daha önce belirtmiştik.

Macaristan’ın Merkez Bankasını bankacıların elinden kurtarabilme ihtimali nedeniyle IMF başta olmak üzere AB’nin çeşitli kurumları Macaristan için baskı yapmaya devam etmekte.

Öyle ki sonunda Macaristan, Merkez Bankası yasası nedeniyle AB tarafından mahkemeye verilmekle tehdit edildi.

Bu arada Macaristan’da binlerce kişinin sokaklara dökülerek AB bayraklarını yakması ve AB’den çıkılmasını istemeleri çok anlamlı.

Velhasıl. Borca Dayalı Para Sistemi paradigması altında AB’nin devam etmesi kesinlikle mümkün gözükmemektedir.

Pekiyi. Dağılmaya mahkûm bir birliğin kapısı önünde üyelik dilenmenin anlamı var mıdır? Batmakta olan gemiye binmeye çalışmak akıl kârı mıdır? Hele para üretme yolunda devlet borçlanma ihaleleri %9’larda gezen ülkemiz için AB’ye girmek intihar değil midir?

Prof. Dr. B. Gültekin Çetiner

19 Ocak 2012 Perşembe

http://www.drcetiner.org

twitter.com/drcetiner

 

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Share in top social networks!

2 Comments

  1. Selim aydın diyor ki:

    selamun aleyküm hocam…

    Kapitalistler bütün tavukları öldürdüler. Kendi tavuklarını sakladılar. Yumurta yemek isteyen olursa yine onların kapısını çalacak, onlar da 100 yumurtayı yine %10 faizle borç verecekler. uyanıklık edip te borç aldığı yumurtalara hiç dokunmadan geri ödeyenler çıkarsa, onlarda malesef yine şaşıracak ve yine aynı kısır döngüyü tartışacaklar; 100 yumurta borç aldık, 100 yumurtaya hiç dokunmadan aynen geri ödedik. 100 yumurtanın %10 faizi 10 yumurta yapar.Şimdi o 10 yumurtayı nereden bulacağız, var olan bütün tavuklar da yine onlarda, acaba o 10 yumurtanın yerine kâr eden kurumlarımızı onlara satsak kabul ederlermi….!

    Sonuç malesef yine bu şekilde olacak. sebebi BDPS mikrobu.. Halbu ki baştan beri hesap ortadaydı; yoktan var etmek Allah’a mahsus. Buna rağmen Akp hükümeti hala ‘yaratmaya’ çalışıyor.

  2. kaya kaya diyor ki:

    Hocam çok teşekkür ederim. Allah razı olsun.

    faizin neden zararlı olduğunu, varlıkların neden bankalara doğru aktığını, mevcut sisteme göre insanların nasıl kul, köle olduğunu apaçık anlattınız.

    bizleri bilinçlendirdiniz. çok istifade ettik.

Leave a Reply

*

Muhtevasını değiştirmemek şartıyla yazılardan istifade edebilirsiniz.
© 2012 Prof. DR. B. Gültekin ÇETİNER · Subscribe:PostsComments · Designed by Theme Junkie · Powered by WordPress

Faiz Lobisi