Subscribe:Posts Comments

You Are Here: Home » Ekonomi, Makaleler » Ah şu tembel Yunanlılar!

Share in top social networks!

Ah şu Tembel Yunanlılar!

Tembel Yunanlılar

Tembel Yunanlılar

Yunanlılar tembeldir. O yüzden bu kriz başlarına gelmiştir. Oh olsun onlara. Çeksinler tembelliğin cezasını. Zaten işleri güçleri çalıp oynamak, bol maaş alıp yatmaktı.

Hatta sadece Yunanlılar değil… PIIGS ülkelerindeki halkların hepsi tembel. Bugün kendimiz üretmekten aciz olduğumuz için hassas plastik enjeksiyon kalıplarını ithal ettiğimiz Portekizliler, daha düne kadar yazılım sektöründe 3İ ülkelerinden biri olarak sıkça bahsedilen İrlandalılar, Makine imalat sektöründe pek çok ürününü kopyaladığımız İtalyanlar. Bunların hepsi tembel.

Nitekim bir valimiz de hızını alamamış. Teleferik projesini İtalyanlar’dan almanın gerekçesi olarak İtalyanların tembelliğini göstermiş.

Neticede Almanlar dışında krizin en çok vurduğu özellikle Güney Avrupa ülkelerinin halkları çok tembel.

Sadece onlar mı? 2001 krizi ve ondan önceki krizlerimizin çıkışı da bizim tembelliğimiz yüzündendi. O zamanlar çok tembeldik şimdi çok çalışmaya başladık. Bu yüzden çok iyi durumdayız.

Ayıptır beyler. Durun biraz….

BDPS dediğimiz sistemde paranın nasıl üretildiğini bilmiyor musunuz? Paranın %90’ının bankalarca KRS ile havadan yaratıldığından ve faiz/kar payı yoluyla servetlerin nasıl hortumlandığından haberiniz yok mu?

Devletlerin kendi parasını üretememesi nedeniyle devlet olma erkini bankalara bıraktığını ve bu nedenle bankaların tüm halkların ve ülkelerin servetini nasıl yağmaladığını bilmiyor musunuz?

Bari bilmeden atmayın.

Yunanlılar BDPS altında AB gibi bir topluluğa Avro ile girdikleri için kendilerine ahmak diyebilirsiniz ama tembel demek haksızlık. Zira aşağıda görüldüğü gibi çalışma saatleri konusunda Almanlardan daha ilerideler.

Buyurun size bir grafik. Yunanlılar tembel miymiş? Avrupa’da tam zamanlı çalışanlar arasında haftada en fazla çalışma rekoru Avusturya ile Yunanistan’da. Yunan ve Avusturya halkları haftada ortalama 43.7 saat çalışıyor. Yunanistan neredeyse haftada 44 saatlik çalışmanın gerçekleştiği Çin’dekiler kadar çalışıyor.

Bu araştırmaya göre en tembel Danimarkalılar deseniz anlarız.

Diğer bir gerekçe şu. Yunanlı çok maaş alıyormuş. Gerçekte ne kadar olduğu ayrı araştırma bir konusu ama diyelim doğru yani 1500 Avro civarındaymış maaşları.

Ona bakarsanız Hollanda’da bir öğretmenin yaklaşık 7000 Avro aldığı söyleniyor.

Çalışanların ne kadar borçlu olduğuna ve ay sonunda elinde kaç para kaldığına bakınız. İnsanların ödediği konut kredileri, kredi kartı borçları, faturaları ve diğer yaşam giderlerine bakın. Acaba aldıkları maaştan yüzde kaçı geriye kalıyor?

Para BDPS sayesinde ölçü aracı olmaktan çıktığı için paranın miktarına değil sonuca bakmak gerekiyor. Gelişmekte olan ülkelerde elbette durum daha kötü ancak diğer gelişmiş ülkelerin çalışanları da pek farklı durumda değil.

Problemi anlamak çözmenin yarısıdır derler. Çoğu problemde geçerli olandan daha fazlası BDPS için doğrudur. Yani BDPS’yi anlamak çözümü anlamaktan daha zordur. Anladıktan sonra çözümünü anlamak çok basittir.

Tıpkı sırtına bağlanmış ağır bir kayayla gezmekte olan birisinin sırt ve ayak ağrısı çekmesi gibi. Hatta bu yüzden koltuk değneğine mahkûm olmuş. Problemi anlayan birisi bunun sırtına yüklü taştan kaynaklandığını söylüyor.

Çözüm taşı bırakmaktan ibaret. BDPS’yi anlamadan çözüm geliştirmeye çalışanlar havanda su dövüyor. Sırt ağrısı çeken bu hastanın derdini anlamadan asıl derde çare bulma yerine ağrı kesici veriyorlar.

BDPS dediğimiz yıkıcı sistemi anlayanlar bilir. Bu sistemde büyüme yavaşladığında işiniz bitmeye başlar. Büyüme tıpkı sandalye kapmaca oyunundaki arkada çalan fon müziği gibi. Çalan fon müziği de faizli borç ödemeleri. Ülke büyümesi müziğin çalmasını sağlıyor.

BDPS içindeki KRS ile ortaya 1 sandalye konmuş. Buna da bankacı oturmuş. Ortaya 9 adet hayali sandalyeler koyuyor. Tıpkı sandalyenin duvardaki görüntüsü gibi. Bankacı, “merak etmeyin ihtiyaç olduğunda oturacaksınız” diyor. İnandırmak için de müzik çalarken ara sıra sandalyeye birilerini oturtuyor. Ama ortada 10 sandalye yok. Sadece üzerinde bankacının oturduğu tek bir sandalye var. Müzik çalıyor. 10 kişi tek sandalye etrafında dönüyor. Müzik devam ettiği sürece yani büyüme devam ederse sorun yok. Fakat müzik kesildiğinde hepsi sandalyeye oturmaya çalıştığında bankacının kucağına oturmaktan başka yapacak şeyleri yok.Yani ipotek altına alınan neleri varsa kaybedecekler.

Müziğin açma kapama düğmesine de erişen sadece kendisi.

AB ülkelerinde olan budur. Krizler servetlerin yok olması değil el değiştirmesidir dedik. AB’nin neden dağılmaya mahkûm olduğunu yazdık. Tekrara gerek yok. Büyümesi duran ve borcunu döndüremeyen ülkelerde Yunanistan’da olanlar tekrarlanmak zorunda.

Ülke iktidarlarının hatalı uygulamalarının elbette payı da vardır. Ama hiçbirisi krizin gerçek nedeni BDPS’yi anlamamaları kadar büyük değildir.

Diğer taraftan Yunanistan’daki krizin sebebini “Yunanlılar tembeldir”e getirmek oradaki halka haksızlık olmasından öte asıl problemi gözlerden uzak tutmaya çalışan BDPS’cilerin ekmeğine yağ sürmektir.

Gerçekte ekonomiyi büyümeye bağımlı hale getiren BDPS’dir. Geçen gün bir kanaldaki ekonomi programında paradigma felcine uğramış bir ekonomist AB’de büyümenin durmasına rağmen neden borçların arttığını anlamadığını söylüyordu.

Büyümenin durmasına rağmen borçların neden katlanarak arttığını BDPS’yi anlayan herhangi bir okurum cevaplayabilir diye düşünüyorum. Ne dersiniz?

Prof. Dr. B. Gültekin Çetiner

21 Haziran 2012 Perşembe

http://www.drcetiner.org

twitter.com/drcetiner

 

 

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Share in top social networks!

2 Comments

  1. selim aydın diyor ki:

    selamun aleyküm hocam

    Hocam insanların büyümenin, borçla yapılan işlerin büyümesi olduğunu anlamamaları gayet doğal. Çünkü onlar, kuzeye giden uzun bir geminin güvertesinde güneye doğru yürüyorlar ve gerçekten güneye gittiklerini sanıyorlar. Ancak geminin kıç kısmına geldiklerinde, gerçekte güneye yürümekle güneye gitmediklerini anlayacaklar.

  2. Gultekin Cetiner diyor ki:

    Aleykumselam Selim bey
    Aynen öyle…
    Selam sevgi ve saygılarımla

Leave a Reply

*

Muhtevasını değiştirmemek şartıyla yazılardan istifade edebilirsiniz.
© 2012 Prof. DR. B. Gültekin ÇETİNER · Subscribe:PostsComments · Designed by Theme Junkie · Powered by WordPress

Faiz Lobisi