Subscribe:Posts Comments

You Are Here: Home » Ekonomi, Makaleler » Arabaların tekerlekleri neden çıkar?

Share in top social networks!

Arabaların tekerlekleri neden çıkar?
Arabaların tekerleklerinin kaza anında mı çıktığı yoksa bu tür kazaların tekerlek çıkmasından mı kaynaklandığı konusunda popülarize etmeye çalıştığım aşağıdaki makalem Planlı eskitme konusunda Yüksek Lisans veya Doktora yapacak gençler için ufuk açıcı olacaktır.


Not: Video internetten alıntıdır.

ÖLÜMCÜL PARÇALAR ÜZERİNDE PLANLI (KASITLI) ESKİTME

Planlı eskitme deyince kısaca ürünlerin bilerek belli sürede bozulacak şekilde tasarlanıp üretilmesidir diyebiliriz [1]. Bu da bir mühendislik ürününün içerisine ya tasarım sırasında kullanım ömrü yerleştirmek veya moda, reklam vs gibi araçlarla algısal eskitmeyle yürütülmektedir. Planlı eskitmenin hayati risk taşıyan ürünler için yapılmasını yasaklayan kanunlar var mıdır?

Haberlerde sıkça rastlanan olayı paylaşarak bir düşünme kapısı açmak istiyorum. “Tekerleği fırlayan araba nedeniyle devrilen arabada şu kadar kişi öldü”, “arabanının tekerleği çıkınca faciadan kıl payı dönüldü” vs gibi haberlere sanırım rastlamayan yoktur. Kaza haberlerinde ifadeler üzerinde düşünmek lazım. Hangisi sebep hangisi sonuç? “Kaza olunca arabanın tekerleği çıktı”. Peki ya “Arabanın tekerleği çıkınca kaza oldu” ise.. Ya da bir kaza olduğunda neden sıklıkla tekerlekler yerinden çıkarlar?

Peki bu tür durumlarda kaza ölümle sonuçlanırsa kasıtlı ya da planlı eskitme kasden adam öldürmeye girer mi?

Hiç unutmam 1997′li yıllarda Ford Taunus bir arabam vardı. Orada olası büyük bir kazayı ufak bir kaza şeklinde atlatmıştım. Arabanın ön sol tekerleğinden ses geliyordu. Tam o sırada benzin de bitti benzin istasyonuna benzin almak için girdiğim anda tekerlek çat dedi yerinden koptu ve araba yan yatan tekerlek üzerine oturdu. Tekerleğin 5 dakika önce 120 km hızla giderken çıktığını düşünsenize. Arabayı yaptırırken bu parçanın rotil ya da kingpin (kral çivi) diye tabir edilen tekerleği tutan en önemli parça olduğunu öğrendim. Bu kadar önemli bir parçanın arabama takılması sırasında dış görünüşüyle ne kadar narin olduğunu görünce ustaya “hayatımız şu küçük pim üzerinde desenize” dediğimi hatırlıyorum.

Bu parçanın yıllar sonra planlı eskitme hikayesini öğrendiğimde kapitalist anlayıştan tekrar iğrendim.

İçerisinde paranın %90′ından fazlasını direk bankaların havadan bilgisayar tuşlarına basarak ürettiği bugünkü finans sisteminin (BDPS/KRS) devamı kitlesel/hiper tüketime bağlıdır. Kitlesel tüketim ise planlı eskitme (planned obsolescence) değersayımı üzerinde yükselir. Planlı Eskitmenin otomobil sektöründe hatta imalat sektöründe pratikteki babası ise HENRY FORD’tur. Kendisi seri üretim ya da kitlesel imalatı bulan kişidir. Bugün seri üretim yöntemleriyle yemek sofralarımıza ulaşan tekelleşmiş dev gıda fabrikalarında üretilen hayvanların üretim hikayelerini izlemeyen herhalde yoktur.

Ford, hem seri imalat ile planlı eskitmenin üzerinde yükseldiği yöntemleri ilk olarak insanların kafasına sokmuş hem de planlı eskitmeyi otomobil sektöründe geniş anlamda başlatmış kişi kabul edilebilir.

Kasıtlı eskitmeyle ilgili Henry Ford’a ilişkin bir de “kingpin” hikayesi var [2]. Bu hikayeye göre Henry Ford çöpe atılan Model T Ford arabaları incelemesi için elemanlar görevlendirir. Onlara hiç bozulmayan parçaları bulmalarını söyler. Mühendisler zannederler ki bozulan parçalar daha iyi hale getirilecek. Halbuki olay tam tersidir. Sonuçta hiç bozulmayan parçanın bu kingpin veya benim az önce bahsettiğim rotil denen parça olduğunu tespit ederler.

Henry Ford onlara gelecekte bu parçanın daha düşük mühendislik spesifikasyonlarıyla üretilmesi talimatını verir. Bu hikaye bize Ford’un planlı eskitmeyle nasıl zengin olduğunu açıklamaktadır. Bugün araba sektöründe milyonlarca arabayı üretebilmek için bunları sürekli tükettirmeniz gerekir. İster algısal ister gerçek anlamda olsun araba parçalarında planlı eskitme bunun yegane yoludur. Ford’un bu hikayesindeki kingpin parçasına ilişkin hikayenin ne derece gerçek olduğunu bilmiyoruz ancak planlı eskitmenin otomotiv sektöründe en geniş manada uygulandığı bir gerçek. Çünkü planlı eskitme ve seri üretim arasında önemli bir ilişki var. Yüz milyonlarca hatta millarlarca dolar yatırım yaparak seri üretimle çok sayıda araba üretecek bir tesis kurduktan sonra sadece bir kez araba üretip satacak bir mantık açıkçası anlamsız geliyor. Durum böyle olunca özellikle riskli, yaşamsal alanlarda planlı eskitmenin mutlaka sorgulanması lazım. Hukuki, etik yönleri de dahil.. Bu sadece otomotiv sektörü değil uçaklari ameliyat ekipmanları dahil can güvenliği açısından risk barındıran her yerde ayrı ayrı sorgulamayı gerektiriyor.

Otomitiv sektörüne tekrar dönersek.. Modern bir araba içerisinde ortalama 20 bin civarında parça bulunmaktadır. Bugün araba sektörü planlı eskitmenin önde gelen sektörlerinden birisidir. 1930′larda sıradan bir insan arabasındaki arızayı giderebilirdi. Bugün en kıymetli mekanik ustaları bile arabalardaki elektronik sistemler nedeniyle basit tamirleri gerçekleştirememektedirler. Birkaç yıldan sonra araba sürekli arızalar vermeye başlamakta ve canına tak eden kullanıcı yeni araba almaya itilmektedir. Tabi bankaların havadan ürettiği kolay para bu tüketimi kamçılamaktadır.

120 km hızla giderken rotili çıkıp öbür tarafa göç etmiş olanı var mı, varsa bile fikrinde değişme olup olamayacağını bilemeyiz ama ana akım ekonomistlere soracak olursanız planlı eskitme bugünkü modern finansallaştırılmış ekonomilerin temel direğidir. “Planlı eskitmeyi reddedersek işsizlik olur ekonomiler durur” mantığından öteye gidememektedirler. Bu yüzden planlı eskitmeyi reddedebilmek için değersayım (paradigma) değişimine ihtiyaç bulunmaktadır.

24 Temmuz 2014, Çarşamba

Prof. Dr. B. Gültekin Çetiner

Kaynaklar

1. Planlı Eskitme Belgeseli, http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/113050/planli-eskitme-belgeseli
2. Humphrey N. 1976. The social function of intellect. In Growing Points in Ethology, edited by PPG Bateson and RA Hinde. Cambridge University Press, Cambridge UK, p. 303-317 http://cogprints.org/1737/2/SocialFunction.pdf

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Share in top social networks!
Etiketler:, ,

7 Comments

  1. Hocam Merhaba. Bu sitedeki ekonomi ile ilgili neredeyse tüm yazılarınızı okudum. Dehşete düştüm. Meğer hepimiz modern kölelermişiz. Planlı eskitmenin getirdiği müthiş bir israf söz konusu. Başka bir yazınızda dünyada mevcut 70 trilyon dolar mal ve hizmet var demiştiniz. Bir diğer yazınızda ise yanılmıyorsam 687 milyar dolar mevcut altın olduğunu eğer para altına göre basılmış olsaydı yeryüzünde bu kadar mal ve hizmetin olacağını söylemiştiniz. Beklenen küresel çöküş yaşanırsa bu aradaki fark kadar mal ve hizmetin atıl durumda kalacağını söyleyebilir miyiz? Ki bu da tam bir kaos demek..

  2. Gultekin Cetiner diyor ki:

    Türkiye Uyanıyor FB gurubunda yazdığım yorumu paylaşayım:

    Kapıda olan büyük kriz ekonomik kriz değil bankacılık krizidir. Bankacılık krizinden korkmayın. Bankacılık krizinden ancak BDPS/KRS’yi bilmeyenler korkar. Bu büyük kriz kölelikten kurtuluş için bir fırsattır. Benim korkum insanların sistemi bilmemesi nedeniyle parayı havadan yaratan bankaların faturasının hepimize kesilmesidir.

    • Hocam cevap yazdığınız için çok teşekkür ederim. Yazıyı tekrar okudum. Anladığım kadarıyla şunu demek istiyorsunuz. BDPS/KRS yi anladığımız takdirde olası bir bankacılık krizi ekonomik krize sebep olmaz. Eğer bu sistem varlığını hiper tüketime borçlu ise bu aynı zamanda varlığını hiper üretime borçlu demek değil midir hocam? Bu balon patlarsa hiper üretim modeli kendisini nasıl finanse edecek. Bu da mevcut bir çok yatırımın atıl hale gelmesi demek değil midir? Bu bir kaos sebebi midir? Hocam ben ekonomi de yeniyim. Siz ve Mete hoca sayesinde ekonomiyi sevmeye başladım. Tüketim ile mal ve hizmeti karıştırıyor olabilirim. Dünyadaki mal ve hizmet toplamda değişmez mi? Affiniza mağruren. Sorularımı cevaplarsaniz sevinirim. Teşekkür ederim.

  3. Gultekin Cetiner diyor ki:

    Abdullah bey size Ivan Illich’in Tüketim Köleliği kitabını okumanızı tavsiye ederim. Diğer kitapları Okulsuz Toplum, Şenlikli Toplum ve Sağlığın Gaspını da mutlaka okuyun derim. BDPS/KRS kaldırıldığında kaos olacak düşüncesi sadece illizyondur. Yukarıdaki kitapların hiçbirinde BDPS/KRS yoktur. Ama büyümenin yavaşlaması ve tüketimin azaltılmasının kaosa yol açacağı illizyonunu çok güzel bertaraf ediyor.

    Selam sevgi ve saygılarımla

  4. Sayın Hocam merhaba. Kasıtlı tüketim ile ilgili olarak sağlık hizmeti sunan kurum ve kuruluşlar nezdinde bir araştırma planlıyorum. Konuyla ilgili yabancı literatür taraması yaptığımda herhangi bir sonuca ulaşamadım. Yerli yayınlarda da yok zaten. Sizce bu konu sağlıkta çalışılabilir mi? Ne bileyim hastalara takılan protezlerde, kontakt lenslerde, kataterlerde vs…

  5. Yanlış yazdım, esas öğrenmek istediğim “planlı eskitme” dahilinde Hocam. Sizce bu tür medikal ekipmanları üreten büyük firmaların kartelleşmesi söz konusu mudur acaba?

    Teşekkürler.

Leave a Reply

*

Muhtevasını değiştirmemek şartıyla yazılardan istifade edebilirsiniz.
© 2014 Prof. DR. B. Gültekin ÇETİNER · Subscribe:PostsComments · Designed by Theme Junkie · Powered by WordPress

Faiz Lobisi