Subscribe:Posts Comments

You Are Here: Home » BDPS KRS Zulmü, Ekonomi, Makaleler » Bankalar nasıl para yaratıyor?

Share in top social networks!

Bankalar nasıl para “yaratıyor”?

Not: Bu yazıda bankaların para yaratması Kısmi Rezerv Sistemi üzerine kuruludur. Profesör Richard Werner’in 2015 yılındaki makalelerinde ortaya çıkan kanıtlar ışığında KRS teorisi gerçeği yansıtmamaktadır. En son gelişmeler için aşağıda linkler verilmiştir. KRS teorisi en son Richard Werner’in makalelerinde sunduğu kanıtlar nedeniyle terkedilmelidir. BDPS’yi de 3. bankacılık teorisi ışığında revize etmek gerekiyor. Çare Sizsiniz programında 3. Teori üzerine kurulu BDPS’yi geniş olarak anlattık. Şuradan izleyebilirsiniz.
http://www.caresizsiniz.org/videolar/bolum-6-para-nasil-yaratiliyor.html

http://drcetiner.org/genel/bankacilik-hakkinda-uc-teori.html

http://drcetiner.org/ekonomi/bankalar-nasil-para-yaratiyorlar.html

http://drcetiner.org/ekonomi/krs-uzerine-insa-edilmis-bdps-kurgusu.html

Bankalar nasıl para yaratıyor?

Bankalar nasıl para yaratıyor?


Bu 4 dakikalık videoda KRS yani Kısmi Rezerv Sistemiyle paranın bankalar tarafından nasıl üretildiğini göreceksiniz.

Ekonomilerde sanıldığının aksine parayı devletler üretmez. Bankalar borç olarak üretir.

Bankalar kendilerine yatırılan parayı borç olarak vermezler. Borç verdikleri parayı havadan yaratırlar. Kısmi Rezerv Sistemi (KRS) bu amaçla bankaların kullandığı para yaratma yöntemidir.

Günümüzde Borca Dayalı Para Sistemi (BDPS) ile ekonomilerde üretilen tüm para borca dayalı olarak üretilmektedir. Bunun %8-10′u devletleri, devlet tahvili/sukuk/bono gibi araçlarla borçlandırarak üretilmekte.

Bu %8-10 kısımda devleti borçlandırırken bankalar KRS’yle havadan yarattığı paralarla devleti borçlandırırlar.

Kısmi Rezerv Sistemi (KRS) bugünkü bankacılık sisteminde bankaların havadan para yarattıkları mekanizmanın adıdır. Günümüzde tüm Dünyada üretilen paranın %92′sini bankalar KRS ile yaratmışlardır. Bankalar KRS’yle parayı yaratır ve bunun faiz/kar payını alırlar.

Türkiye’de piyasada mevcut fiziksel para sadece 57 milyar TL (eski parayla 57 katrilyon) iken bankalarda 700 Milyar TL (700 katrilyon) para bulunmaktadır. Bu paranın 650 milyar lirası bankalar tarafından sanal (kaydi) olararak yaratılan kısmıdır.


Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Share in top social networks!

23 Comments

  1. Furkan diyor ki:

    Çok aydınlatıcı bir video dersi olmuş teşekkür ederim. Yalnız sormak istediğim bir kaç soru var? Banka her zaman krediyi fiziksel para olarak mı verir? Mesela büyük projeler için bazı kimseler 50 milyon TL civarı kredi çekiyorlar. Bunu fiziksel para olarak mı çekiyorlar? Yoksa sadece kendi hesaplarına bilgisayardan sayı mı giriliyor? Çünkü bir yerde şöyle okumuştum; Banka vereceği krediyi müşterilerinin hesaplarından değil kendi bilgisayar ekranına sayı girerek verir. KRS’yi olmayan parayı ” var etme” gibi anlatıyorsunuz ama banka, bu videoda olduğu gibi, daha önce müşterilerinin yatırdığı parayı tekrar ve tekrar başkalarına vermek suretiyle bu işlemi gerçekleştiriyor! Yani olan parayı yoktan var etmiyor, tabi bu fiziksel para için geçerli. Sadece bilgisayar ekranından para oluşturma olarak anlayamadım. Son sorum; Bankaların kullanıcılarına vermiş olduğu +bonus paralar hakkında. O verdikleri ekstra bonuslar nereden geliyor? Kısaca kredi kartlarının çalışma mantığı nedir yani mesela 5 milyar limit veriyor ama bunu nereden veriyor?

    Hocam soruları biraz karıştırmış olabilirim ama yardımcı olursanız sevinirim.

    • selim aydın diyor ki:

      Furkan bey, bankalar sizin hesabınıza kaydi para yatırsa, bunu kağıt para olarak çekebilirsiniz bu mümkün ancak, banka sizin gibi bir çok kişinin hesabına kaydi para yatırıyor, Bu durumda o bir çok kişi, kendi aralarında anlaşıp – arkadaşlar (örneğin) salı günü hepimiz bankaya gidip hasabımızdaki bütün parayı aynı anda çekeceğiz deseler, salı günü geldiğinde banka o kişilerin sadece %8′inin parasını ödeyebilir. Geri kalan müşterilerin parasını ödeyemez. Çünkü hesaplardaki toplam paranın karşılığında bu paranın sadece %8′i kadarı bankanın kasasında kağıt para olarak vardır, Geri kalan hesaplardaki paralar sanaldır, karşılığında kasada kağıt para yoktur.
      Bankaların zayıf noktası da burasıdır. Bankada hesabı bulunan bütün müşteriler aynı anda bütün paralarını çekmek isteseler, müşterilerin sadece %’8i parasını tam çekebilir. Geri kalanlar avucunu yalar. Çünkü bankanın, geri kalan müşterilerin hesabına yatırdığı para, sanaldır. Siz bankaya gidip kredi çekmek isteseniz, banka bankaya kağıt para yatıran birinin parasını size verir. O kağıt parayı yatıran kişi bankaya gelip parasını çekmek istese, banka aynı işlemi yapar, yani bankaya başka bir kağıt para yatıran kişinin müşterinin parasını o kişiye verir. Bu durum bankanın bilgisayarlarındaki para hesabının anlamı şudur, Benden paranızı çekmek isterseniz ben bunu ödeye bilirim demektir. Ancak gerçekte herkesin parasını değil, sadece %8’lik müşteri kesiminin parasını ödeyebilir. Bankanın aldığı faizleri anlatmama gerek yok sanırım. Banka bütün kredi işlemlerinden faiz alır. Böylece toplumdaki bütün kağıt paralar bankalarda toplanmış olur ve sömürü böyle devam eder.

  2. Gultekin Cetiner diyor ki:

    Hayır tam aksine. Videoda anlatabilmek için madeni para kullanıldı. Çoğu durumda elinize tutuşturulan yazılı bir kağıttır. İster fiziksel para verilsin ister yazılı olarak. İkisinde de banka bu miktar parayı havadan “yaratır”. Fiziksel ise o para döner dolaşır tekrar bankaya gelir. Kredi kartlarında da banka havadan para “yaratıyor”. Bonuslar ise havadan ürettiği 10 kat para için elektronik hesaptan düştüğü çerez mahiyetinde kayıt.

  3. tuna diyor ki:

    Hocam benim anlayamadığım nokta,söz gelimi 10 kişi aynı günde bankaya gidip yüksek tutardaki paralarını istese banka kasasında o kadar para olmadığını söyleyip ödeyemez ama bir gün önceden haber verirseniz banka paranızı size öder;eğer olağanüstü bir durum varsa milyonlarca mudinin başvurması durumunda banka zaten topladığı mevduatın bir kısımını kredi olarak verdiği için ödeyemez,yani bu da anormal bir şey değil…ikinci anlayamadığım nokta ise bankadan para istediğimizde banka bize fiziki olarak para veriyor,evim için 100 bin tl kredi çekeceksem banka bana 100 bin tl nakit-fiziki para veriyor,ee bana verdiği bu nakit para nasıl oluyor da sanal,hayali para oluyor. Bankalar topladığı mevduatların bir kısmını kendi kasalarında ,bir kısmını da merkez bankası nezdinde tutmak zorunda,ger kalan miktarıda kredi olarak vermese nasıl kar edecek; evet çek verip para yaratmasını anlıyorum ama diğer yöntemleri pek anlayamadım özellikle fiziki olarak aldığım kredi nasıl sanal oluyor çözemedim.

  4. Gultekin Cetiner diyor ki:

    Sayın Tuna
    Neden önceden randevu almak zorundasınız? Diğer şubelerinden o da olmadı MB’ndan nakit para temin etmek için zaman kazanıyorlar. İkinci soru için videoyu tekrar tekrar izleyiniz. Fiziksel parayı alan bunu elinde tutmuyor. Diyelim araba alıyor. Arabasını aldığı kişi parayı geri bankaya götürüyor. Yani sizde paranın duruşu kısa bir süre. Çoğu durumda bunu da vermiyor. Elektronik olarak gerçekleşiyor. Bankacılık kapalı bir sistem. Bu soygun bankaların kollektif olarak MB altında gerçekleştirebildiği bir soygun çeşididir.

  5. tuna diyor ki:

    Hocam çok sağ olun şimdi net olarak anladım. Fakat bu seferde çözüm nedir sorusuna cevap bulamıyorum.Ne yapılmalı bankalar mı kapatılmalı, vatandaş parasını bankaya yatırmamalı mı,parayı sadece devlet üretse bankalar var olduğu sürece bankanın para yaratma işlevi de devam edeceğine göre,hem devlet hem de vatandaş ne yapmalı.
    Saygılarımla…

  6. Gultekin Cetiner diyor ki:

    Sayın Tuna
    Hayır bankaları kapatmak şeklinde bir şey çıkıyor mu yazıdan. Meselenin tümünü sorgulamanız lazım. Üç Mesele konusuna bakınız. Mete hoca ve bizim yazıları takip ediniz. Selamlarımla
    http://metegundogan.com/guncel/uc-mesele.html

  7. Tahir diyor ki:

    Hocam Katılım bankasında çalışan arkadaşlarım sadece toplanan para kadar fonlama(ticaret, vadeli işlemler…) yapıldığını iddia etmekteler. Krs sistemiyle para üretildiğine karşı çıkıyorlar. Ayrıca blançolarıda delil olarak sunuluyor. Mesela 20 milyar para toplamış ve buna yakın fonlama yapmış. KRS ile para yaratmak bunun neresinde diyorlar.

  8. Gultekin Cetiner diyor ki:

    Türkiye’de toplam fiziksel olarak sadece 70 Milyar TL var. Katılım bankalarının tümünün büyüklüğü bankacılık sisteminde %4′ünü oluşturuyor.

    Yani piyasadaki tüm fiziksel para bankaların kasasında olsa -ki imkansız çünkü ancak %8 civarında kasalarındadır- tüm 4 katılım bankasının kasasında sadece 2.8 Milyar TL eder (70 Milyar çarpı %4) eder.

    20 Milyar neredeymiş? Bankaların tümünün kasasında toplasanız ancak 10 Milyar TL civarında para var. Safdilliği bıraksınlar. Bilanço kozmetiklerine kanmasınlar.

    Selam sevgi ve saygılarımla

  9. m.renneville diyor ki:

    Bankaya gelen para 10 + 9 + 8 = 27 TL
    Bankanın MB’da tuttuğu para 1 + 1 + 1 = 3 TL
    Bankanın kredi olarak verdiği para 9 + 8 + 7 = 24 TL ( Banka alacakları)
    Bankanın borcu = Bankaya gelen para
    Bankanın toplam alacakları = Kredi alacakları + MB KRS = 24 + 3 = 27 TL
    Ortada yaratılan bir para yok, borçlar alacaklara eşit

    Gerçekte işin içinde faizde vardır ve bankaların alacakları boçlarından her zaman fazladır.

    Siz bankanın mevduat sahiplerine olan borcunu sadece kasasındaki para ile ödediğini var sayıyorsunuz. Banka alacaklarını hiç hesaba katmıyorsunuz. Eğer bankada parası olanlar sözleşse aynı anda bankadan paralarını çekmeye kalksalar bankanın bu borcu ödemek için birden fazla yolu var 1) Borç alır (başka bir bankadan) 2) elindeki alacakları satar

    sizin örneğinizden yola cıkacak olursak :

    27 TL mevduatı aynı anda ödemesi gerekirse ; elindeki 24 TL lik kredi alacağını satar üstüne MB’daki parasını ekler ve öder.

    Diyebilirsiniz ki o borçları kim alır? Sizin örneğinizdeki borçları kimse almaz çünkü siz faiz koymadığınız için örneğiniz zaten baştan yanlış.

    Gerçekte Banka verdiği 24 TL için misal 27 TL (faizi ile birlikte) borç senedi yapar. icap ettiğinde bu borcu 26 TLye veya çok acilse 25 TL ye satabilir çünkü alan banka veya şahıs karşılında 27 TL alacak, banka borcunu öder üstünden para bile kalır. 3 TL kalması gerekirken 2 TL kalır veya ucuza verdiyse eğer 1 TL kalır.

    Sizin hatanız işlem hacmindan doğan rakamı para yaratılıyor zan etmeniz.

    • Gultekin Cetiner diyor ki:

      İşlem hacmi ile kredi hacmini karıştırmayın. Ufuk Hattı’nın (Temel) ilk 10 bölümünü anlayarak izleyiniz. Olayı aynı anda simultane düşünün. Bankanın para yaratması 3 kişi arasında vuku bulur. Banka, Krediyi alan kişi ve mevduat sahibi. Banka 100 TL kredi verirse 100 TL para yaratır. Kredi alan bununla bir şey alır. Mevduat sahibi bunu tekrar bankaya yatırır. Parasını bankada zanneder ama gerçekte yoktur. Gitse tiyatro ortaya çıkar. Bu arada kredi alan 100 TL’yi zaman içinde ödeyince yoktan var edilen para yok edilmiş olur. İlk anda emeğe karşılık olmadan (geleceği ipotek etmek suretiyle) yaratılan para zamanla geri ödenince yok edilir. Ancak bu arada gerçek parayla ödenen faiz bankaya para yaratmanın haracı olarak ödenir. Yani KRS’de paranın ilk çıkışı borçtur. Sonra yavaş yavaş ilk anda faiz olarak var edilen ana para kısmı yok edilmiş ve gerçek parayla ödenen faiz kadar varlık bankaya aktarılmış olur. Anlaması karışık olabilir. Ama bunu ve bir de Issız Ada (Zalımon) Hikayesindeki anlattığımız şeyleri anladığınız da saflarımıza katılmış olursunuz. İNşallah.
      Saygılarımla

  10. Zübeyir diyor ki:

    Hocam sizi severek takip ediyorum yazdıklarınız çok mantıkçı ve açıklayıcı. size iki sorum var
    1. merkez bankası altın üzerinden para üretiyor yalanına sizi takip edene kadar ben de inanıyordum fakat mb ya da borsa tam hatırlayamadım İstanbula taşınırken altınlar da sevk edilmişti o altınlar ne işe yarıyor?
    2. Ufuk hattını izlerken T.c devleti para üretmek için Fed den faizli para alıyor denilmişti bunun sebebini kısaca açıklar mısınız?

  11. Baran Tarhan diyor ki:

    Hocam çok teşekkür ederim benim için inanılmaz anlaşılır oldu. şimdi anladım. bende gazeteleri okurken bankaların karlarını gördüm ve inanamadım. bu yüzden araştırmaya başlamıştım. nasıl bu kadar kar ediyorlar diye… harikasınız …yazılarınızı okumaya devam edeceğim…sevgi ve saygılarımla..

  12. Burak diyor ki:

    Hocam merhaba,

    Benim kafama takılan birkaç nokta var. Öncelikle konvansiyonel bankaların faiz aracılığı ile insanları sömürdüğü, fakirleştirdiği noktasında size katılmamak mümkün değil. Faiz olduğu için konvansiyonel bankacılık sistemine bende karşıyım. Ancak bankalar yoktan para var ediyorlar diyorsunuz. Şimdi bir kişi bankaya 100 lira yatırdığını düşünelim ve munzam karşılık oranı da %10 olsun, banka bu 100 liranın 90′nını kredi olarak verir ve oradan faiz elde edip 100 lirasını koyan mevduat sahibine kazandığı faizden pay verir ve burada akit sona erer. Bundan sonra 90 lira kredi kullanan kişinin parasını tekrar bankaya yatırarak gelir elde etmek istemesi yeni bir akittir ve öncekinden bir farkı yoktur, çünkü banka mevduat fazlası olanlar ile krediye ihtiyacı olanları buluşturan bir aracı kurumdur. Bu şekilde banka aynı parayı kullanarak yeni akitler yapar ve kredi hacmini sürekli büyütür. Munzam karşılık oranı %10 olan 100 liralık mevduattan 1000 liralık kredi meydana getirebilir. Tüm bu senaryonun içinden faizi çıkardığımız zaman bu sistem bir zulüm olmanın aksine bir nimet olmaz mı? Zira tedavüldeki her 100 lira için 1000 liralık kredi dolayısıyla doğru kullanılırsa 1000 liralık yatırım imkanı ortaya çıkmaktadır. Tüm mevduat sahiplerinin paralarını aynı anda çekmek istemesi halinde bankanın batacağı doğrudur ve bu bankacılık sistemindeki en önemli risktir. Ancak bankacılık sisteminin ekonomideki ehemniyetine binaen devlet bu riski bertaraf etmiş ve TMSF 100000 liraya kadar olan mevduatı banka ödeyemese bile mevduat sahiplerine ödeyeceğini garanti vermiştir. Sonuç olarak demek istediğim, burada bizim eleştirmemiz ve alternatifini bulmamız gereken konu BDPS ya da KRS’ den ziyade ahir zamanın en büyük belalarından biri olan “riba” yani faiz değil midir sayın hocam? Çünkü faizsiz olunca bu sistemin sıkıntısı nedir anlayamadım.

    saygılarımla

    • Gultekin Cetiner diyor ki:

      Burak bey Ufuk Hattı’nın (Temel) ilk 10 bölümünü anlayarak izleyiniz.
      Sonra şu soruyu cevaplayınız. Ekonomide fiziksel olarak sadece 80 Milyar TL, bankaların kasalarında nakit olarak sadece 10 Milyar TL varken bankalar nasıl 1 Trilyon TL’nin üzerinde kredi verebilirler?
      KRS’nin kendisi faiz yani ribadır. Bu sistemde hiçbir hükümet/devletin (devlet bölümünü de izleyin) vatandaşlar aynı anda bankalara koştuğu anda bankaların kapısına kepenk vurmaktan başka çaresi yoktur. Devletin riski ortadan kaldırıyoruz diye göz boyaması algı yönetimidir ve safsatadan ibarettir.

      Saygılarımla

      • Burak diyor ki:

        Hocam,

        Bu bankacılık sisteminin getirdiği bir sorun size katılıyorum ama mevduat fazlası olanlar ile krediye ihtiyacı olanları buluşturan bir aracı kurum İslam ekonomisi de olsa, konvansiyonel ekonomi de olsa kaçınılmaz bir gereksinim. Dolayısıyla bu gereksinimi nasıl sağlarsanız sağlayın insanlar aldığı kredileri tekrar bu aracı kuruma yatırım amaçlı getirecek ve olmayan paralarla sürekli kredi verilmeye devam edecek. O zaman tamamen bankacılık sistemini ya da yerine geçebilecek neyse onu kaldıralım mı diyorsunuz? Çünkü bu işin başka bir çözümü gözükmüyor. Ayrıca Kısmi Rezerv Sistemi (KRS) yi eleştiriyorsunuz. Peki KRS olmasa ne olacak bu sefer 100 liralık para ile 1000 liralık kredi değil sonsuz kredi üretilecek. Ben sizin görüşlerinizi saygıyla karşılıyorum ve tebrik ediyorum ve sizi eleştirmek haddime değil ancak sizin tezinizin temeli bankacılık ya da madülü sistemi ortadan kaldırmaya dayanıyor ve bu da imkansız gibi görünüyor. (faizsiz olsa bile katılım bankaları da bankacılık sistemi içinde) Başka türlü bir çıkış yolu alternatifi henüz dünyada yok keşke olsa

        Saygılarımla

        • Gultekin Cetiner diyor ki:

          Ufuk Hattı’nın ilk 10 bölümünü izledikten sonra görüşlerinizi yazınız. Bizim ne dediklerimizi tam anlamıyla anlamadan kendi paradigmanız içinden konuşarak imkansız diyorsunuz. Bir Paradigma (değersayım) içerisinde çözümü imkansız görünen şey diğer bir değersayım ile çok kolay çözülebilir. Bilim de böyle ilerler..
          Saygılarımla

  13. Hakan Demirezen diyor ki:

    Merhabalar Hocam. Benim konum işletme yada iktisat değil. O yüzden basit düşünüp basit soracağım. Öncelikle bankaların para yaratması olayını anladım. Ben şu aşamada merkez bankasını ve bankaya para olarak yatırılan ve bankanın kullanabileceği mevduatıda çıkarıyorum. Munzam karşılığı %0 olarak ele alıp bankalara sınırsız para yaratma yetkisi veriyorum. Bu durumdaki sistemi inceleyelim. Piyasada var olan hiç para olmasın. Şimdi banka ilk müşterisine borca dayalı para yaratmaya başlasın ve ilk müşterisi devlet olsun ve 1000 TL versin. Devlet ve banka veya başka birisi fark etmez bu paraya karşılık gelen mallara bir değer biçsin. (Ekmek 1 TL Telefon 100 TL gibi). Şimdi Devlet bu parayı harcayıp piyasaya soktu. Artık parayı kullanan Vatandaşlarda bankadan borçlanarak para yaratmaya başlasınlar. Bu durumda para miktarı ve piyasadaki kullanım hızına bağlı olarak Paranın değeri düşmeye başlayacaktır. Şimdi banka bu yolla piyasaya sınırsız para sunabilir. Ama biz 1 milyon TL ye kadar kredi ile para yarattığını varsayalım. Burada bankanın da faizi ile birlikte 1 milyon 100 bin TL alacağı olsun. Burada bankaya ilk aşamada yatırılan para olmadığı için kimse para almaya gelmeyecek. (Zaten ben örneğimde bundan daha eksta bir örnekle başladım. Yani banka bu durumdan kurtulabilirse o durumdan hayli hayli kurtulur.) Şimdi banka yeni borç vermeyerek tüm paralarını geri istiyor yani 1.100.000 para istiyor. Birincisi banka parayı geri alırken piyasadaki para miktarı azalacağı için paranın değeri artacak ama biz zamanı dondurup herşeyin bir anda olduğunu kabul edip. Bankanın piyasaya yarattığı 1.000.000 parayı geri alsın. Sizin hikayelerinizde de söylediğiniz gibi 100.000 ortada yok vatandaş bu parayı veremiyor. Ama malları var bu para ederinde malı bankaya verir ve hesap kapanır. Zaten bu para bankanın karıdır. Yani demem şu ki banka evet para yaratır ama tüm parayı geri isterse de banka parayı yok eder. Hatta olmayan parayıda isteyip aslında faiz aracılı ile parayı eksiye çeker. Ben bu sistemde açıkçası bir gariplik göremiyorum. Ama şu gerçeği görebiliyorum. Banka hiçbir zaman zarar etmez ve devlet ve biz bize ait olmayan bu şirketi zengin etmek için elbirliği veririz. Ve sürekli kar ettiği için iyice zenginleşir. Ama yine düşününüce istediği kadar parası olsun bu parayı kullanmak önemli bu parayı piyasada kullanır ise zaten paranın değeri düşer. Buda ayrı bir konu. Benim anladıklarım doğru ise çözümüm tüm bankaların devlete yani bize ait olması. Bunun nedeni sistemin yanlışlığından değil. Karın özel birilerine gitmesini istemediğimden. Teşekkürler.

  14. Gultekin Cetiner diyor ki:

    Hakan bey KRS teorisini en son Richard Werner’in makalelerinde sunduğu kanıtlar nedeniyle terkettim. BDPS’yi de 3. bankacılık teorisi ışığında revize etmek gerekiyor. Çare Sizsiniz programında 3. Teori üzerine kurulu BDPS’yi anlattık. Şuradan izleyebilirsiniz. http://www.caresizsiniz.org/videolar/bolum-6-para-nasil-yaratiliyor.html

  15. Cavit Çelebi diyor ki:

    Merhabalar hocam, alanım ekonomi olmamasına rağmen yaptığınız programlar bu brps sistemini sorgulamama vesile oldu ama bi türlü bu iktisat döngüsünde mal ve hizmetler döngüsüyle para döngüsünün bir birine neden eşit düzeyde ilerlemesi gerektiğini kafamda oturtamıyorum, bunu bi örnekle izah etmenizi rica ediyorum ,yani bu eşitlik olmadığında bu halka nasıl etki ediyor?

  16. Gultekin Cetiner diyor ki:

    Cavit bey para elma ve armutları toplamak gibidir. Para ne kadar tüketeceğinizi gösteren bilgidir. Diyelim bir yerde elma ve armut üretiliyor sadece. Bunların toplamı 100 TL olsun. 100 TL tüm bu elma ve armutların tüketilmesi için gerekli paradır. Diyelim havadan 100 TL daha eklediniz. Bu elma ve armutların toplamı değişmeden para miktarı artarsa elma ve armutların fiyatı artacaktır. Piyasadan 50 TL’yi yok etseniz elma ve armut fiyatı düşecektir. Buna parada quantity teorisi deniyor.

Leave a Reply

*

Muhtevasını değiştirmemek şartıyla yazılardan istifade edebilirsiniz.
© 2012 Prof. DR. B. Gültekin ÇETİNER · Subscribe:PostsComments · Designed by Theme Junkie · Powered by WordPress

Faiz Lobisi