Subscribe:Posts Comments

You Are Here: Home » Ekonomi, Makaleler » Bedelli askerlik: Her fakir asker doğar

Share in top social networks!

Bedelli askerlik: Her fakir asker doğar

Bedelli askerlik: Her fakir asker doğar

Bedelli askerlik: Her fakir asker doğar

Aslında bu karikatür çok şeyi açıklıyor. Askerlikte özellikle temel eğitimler sırasındaki tempolu koşulardan pek çok kişinin aklında kalan “Her Türk asker doğar” ifadesi “Her fakir asker doğar” ile bir bakıma yer değiştirdi. Çünkü bedelli askerlik bedeli olarak 30 bin lira gibi bir rakam ile sadece zenginlerin askere gidebilmesine kapı açılmak suretiyle toplumdaki sosyal adalet derin bir yara aldı.

Her şeye rağmen bedelli yapmak isteyen vatandaşlar için ise bankalara gün doğdu. Bu yazıda aslında kaynak oluşturmak amacıyla ortaya çıkan pakette çok önemli bir kısmın krediler yoluyla nasıl bankalara gideceği ve mevcut para sistemi içinde toplamdaki rakamın devletin borç hanesine yazılacağı açıklanmaktadır. Eğer öneri olarak kabul edilirse vatandaşın bankalara mahkum edilmeden devlete daha avantajlı olan yol açıklanacaktır.

Kaynak büyüklüğü yaklaşık 6 milyar olarak verilen bedelli askerlikten bankaların faiz kazancı yaklaşık 4 milyar lira olacak. Öte yandan borca dayalı dediğimiz para sisteminde ana paranın hepsi ve faiz devletçe borç olarak üretileceğinden tüm bu operasyonun devlete bedeli 10 milyarlık borç olarak dönecek. Devlet dediğiniz de bizler olduğundan bu borç hepimizden vergiler ve enflasyon olarak çıkacak.

“Devlet, bedelli askerlikle yaklaşık 6 milyar kaynak üretecek. Bu 10 milyar liralık borçlanma da nereden çıktı” diyenlere. Kararınızı lütfen yazıyı okuduktan sonra veriniz.

Bedelli askerlik çıkacak çıkmayacak, çıkarsa hangi yaş grubunu kapsayacak derken ayrıntılarını fazlaca kimsenin bilmediği tasarı başbakan tarafından grup toplantısında açıklandı.

Açıklananlara göre askerlik yapmamanın bedeli 30 bin lira olarak belirlenmiş ve 21 günlük temel eğitim muafiyeti de getirilmiş. Eminim açıklanan bu rakam 490 bin civarında kişiyi kapsayacağı söylenen tasarının kapsamına girenlerin çoğunda büyük bir hayal kırıklığı oluşturmuştur. Oluşturmaması mümkün mü? Acaba bunların kaçı bu yüksek meblağı çıkarıp bir kaç ay içinde ödeyebilir?

Bedelli ile bankalara kıyak

Bedelli ile bankalara kıyak

Mevcut haliyle bu uygulama büyük kitleleri bankalara ve faize mahkûm edecektir. Buna da gücü yetmeyenlerin veya faize bulaşmak istemeyenlerin bu haktan yararlanamamasıyla sonuçlanacaktır. Bu yazıda alternatif bir öneri getirilerek insanların faize mahkûm edilmesi önlenebileceği gibi önemli bir amacı devlete kaynak oluşturmak olan bu tasarının insanlar bankalara mahkûm edilirse aslında nasıl amaca hizmet etmediği de izah edilecektir.

 

Adaleti ismine yerleştiren bir partinin görüşmelerde yazıdaki önerileri dikkate alacağını mevcut haliyle hiç de adil ve vicdani olmayıp zenginden yana gözüken ve %80’i dikkate almayarak onları bankalara kredi peşinde koşmaya yönelten hususların düzeltilmesini uygulamaya yerleştireceğini umuyorum.

Her şeyden önce insanların bankalara yöneltilmesiyle önereceğimiz yol karşılaştırıldığında makul olanın buradaki olacağı anlaşılacaktır. Eğer yasanın çıkışı bankaları kayırmak değilse (ki bunu hiç sanmıyorum) aklın yolun birdir.

Şüphesiz 6 milyar civarında kaynak oluşturmak için çıkarılan paketin nasıl devlete 10 milyar borca mal olacağını söylemek çok iddialı gelebilir. İlgililerin bu yazıdaki analizlerle ilgili olarak karar vermeden önce Issız Ada Hikâyesini ve paranın nasıl üretildiğine dair “Parayı devlet basıyor safsatası” başlıklı yazımızı okumalarını tavsiye ediyorum.

Öncelikle bu kaynağın ortalama tahmini büyüklüğünü kabaca hesaplayalım. Toplam 490 bin kişinin kapsama girdiği söylenen bu rakamın %40’ının (yaklaşık 200 bin) yararlanmak istediğini varsaydığımız bu tasarının toplam kaynak getirisi 6 milyar lira. Bu, Türkiye’de fiziksel olarak tedavülde olan yaklaşık 50 milyar lira paranın %12’si. Unutmayın bu 50 milyar lira Türkiye’nin tümünde dolaşan toplam para.

Bankalar kısmi rezerv dediğimiz bankacılık sistemi içerisinde kendilerinde aslında olmayan parayı bizim ödeme taahhüdünde bulunduğumuz senetler karşılığında havadan “yaratmaktalar”.

Kredi alanlar ödeme taahhüdü karşılığında aslında bankadan para almadan ya da alsa bile parayı kaydi olarak mevcut devletin hesabına aktaracaklardır. Yani banka ürettiği kayıtlarla birisinden alınmış olarak görülen parayı diğerine girdi olarak kaydedecek.

Toplanacak bu bedelli paraları bankalarda devletin hesabında kaydi olarak toplanacak. Devletin hesabı da kayıtlardan ibaret olup bunun fiziksel karşılığının hepsini bankadan talep etmesi zaten piyasadaki paranın %12’sini çekmesi demek.

Şimdi peşin olarak bedelli askerlik ücretini ödeyebilen zenginlerin oranını iyimser bir rakamla %20 diyelim. Bu, devletin yaklaşık 6 milyarın %20’sini yani 1.2 milyarını peşin toplayabileceği anlamına geliyor. Kalan %80 (4.8 milyar lira için) bankaların potansiyel müşterisi olarak kredi almak üzere bankaya gidecekler. Bütün parayı kredi olarak almış sıfatıyla 30 bin lira miktarı hayali para “yaratılacak”. Bu “yaratılan” hayali para devletin hesabına kayıt olarak girilecek. Kredi alanlar da bileşik faizle her ay bankaya gidip gerçek fiziksel para ödeyecekler.

Bankalar burada fiili olarak havadan para “yaratmaktalar”. Siz ödediğinizde havadan “yarattıkları” bu parayı yok etmekteler. Ancak aşağıda anlatıldığı gibi faiz parasını üretme işi hem de borçlanarak devlete kalmakta.

Bankaların bu işten kârı olan faiz ise kredi çekenin cebinden çıkan 30 bin liranın üstündeki kısımdır. Bedellideki kesin faiz oranlarını bilmiyorum. Ancak 30 bin liralık kredinin tipik bir bileşik faizle 4 sene içinde (48 ay) 45 bin lira gibi bir geri ödemesi var. Aylık taksitler 940 lira civarında. Sene uzadıkça ödenen faiz de artıyor. Hepsinin mali gücü bu kadar iyi olup 4 senede ödeyebilseler kişi başına 15 bin liralık fazladan bir faiz ödemesi çıkıyor. Yani bankalara bedelli askerlik kıyağı kişi başına en az 15 bin lira. Kaç senelik kredi kullanıldığına bağlı olarak toplamda en az 2.4 milyar lira tutarında (ortalama tahminimiz 3-4 milyar) faiz bankalara gidecek.

Issız Ada hikâyemizde anlatılan borca dayalı para sistemini (BDPS) bilen okurlarımız hemen tahmin etmiştir. Evet bankalar parayı kaydi olarak havadan üretip yok etmekteler. Ancak 3 milyar liralık faizi kim üretecek? Dikkat ediniz. Bunlar vatandaşın fiziksel para olarak bankaya yatıracağı rakam. Vatandaş kaydi para oluşturamaz. Bu bankaların yeteneği. O halde bu 3 milyarlık fiziksel parayı kim üretecek? Evet! Devlet yeni tahviller yani faizli borçlanmalar yoluyla bu parayı üretecek ki vatandaş alsın bu parayı faiz olarak bankaya versin. Tahviller yoluyla devlet bu 3 milyarlık faizi üretmek için diyelim %8’den borçlandı. Sadece bir senede bu 3 milyarın %8’i olarak 240 milyon lirayı yine bankalara aktaracak. Yani böylece devletin ana parayı üretmek için ihtiyaç duyduğu faiz ve vatandaşın ödediği faiz (toplam yaklaşık 4 milyar) bankalara aktarılmış olacak.

Dikkat edin bunlar iyimser rakamlar olup sadece bankalara giden vatandaşlar üzerinden hesaplarla ilgilidir. Dediğimiz gibi devletin toplam 6 milyar liralık kendisi de borç olarak üretilecek kaynağa ait fiziksel parayı basması gerekecek. Bunun yanında en az 3 milyarlık vatandaşın bankalara ödeyeceği faiz parasını da üretmesi gerekecek. Hem bu ilave faiz hem de 6 milyarlık ana para ile bunun devlet tahvilleri aracılığıyla ödeyeceği faizleri (en az 1 milyar) düşündüğümüzde bu, devletin yaklaşık 10 milyar borçlanması anlamına geliyor.

Sonuç olarak; borca dayalı dediğimiz bu sistem içinde kaynak oluşturma amacıyla getirilen 6 milyarlık bedelli askerlik paketi mevcut haliyle önümüzdeki 5 senelik dönemde devletin hanesine yaklaşık 10 milyarlık borç olarak kaydedilecektir.

Şimdi gelelim bizim önerimize…

Öneri aslında çok basit. Devlet, bedelli askerlikteki tahsilât işini vatandaşları bankalardan kredi arayışına yöneltmeden gerçekleştirmelidir. Bu amaçla, devlet para üretmede kullandığı devlet tahvilleri aracılığıyla yaptığı borçlanma işlemini tersine çevirebilir. Bir farkla; devlet piyasaya borçlanırken bunu faizle gerçekleştirmektedir. Burada peşin ödemeli ve farklı vadelerle ödemeli şeklinde seçenekler koyarak vatandaşı faize de itmemiş olur. Vatandaş bankalara mahkûm olmadan devlete faizsiz borçlanarak bu iş halledilir.

Elbette öneriler mutlaka çeşitlendirilmelidir. Söz konusu yüksek miktarı ödeyebilecek durumu olmayıp bu haktan faydalanmak isteyen vatandaşların da yararlanabilmesi için kamu kuruluşlarında çalışma gibi çeşitli alternatiflerin geliştirilmesi sosyal adalet açısından olmazsa olmazdır.

Dediklerimiz aslında sadece bedelli askerlik için geçerli değil. Devletin vatandaşa dönük olarak bedelliye benzer şekilde kaynak üretme çabalarında aynı durum geçerlidir. Kaynak üretme imkânı sağlayacak, 2B veya 400 milyar dolar olduğu söylenen kentsel dönüşüm uygulamalarında vatandaşa ait ödemelerde benzer yöntemler geliştirilmelidir. Aksi takdirde bu türden iyi niyetli çabalar İtalya’nın geldiği noktaya varmamızı hızlandıran borçlanmalar içerisinde yerini alacaktır.

Not: Yukarıdaki analizlerimiz yapılan basın açıklamalarındaki 490 bin kişinin bu kapsama girdiği doğrultusundaki haberler esas alarak gerçekleştirilmiştir. Yapılacak başvurular göz önünde bulundurularak hesaplamaların verdiğimiz bilgiler doğrulusunda yeniden düzenlenmesi gerekebilir. Rakamlarda farklılık olsa da temel fikirler değişmeyecektir. Ayrıca uygulamanın ayrıntıları da bu yazının üretilmesi sırasında bilinmediğinden farklılıkların olması doğal karşılanmalıdır.

B. Gültekin Çetiner

24 Kasım 2011 Çarşamba

http://www.drcetiner.org

twitter.com/drcetiner

 

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Share in top social networks!

4 Comments

  1. Sinan diyor ki:

    Hocam bankacılık sektörünün önemli bir kısmının devletin elinde olduğunu (ziraat, halkbank vs) biliyoruz. Bunun yanında devlet bankalardan kurumlar vergisi ve bir çok farklı isimler altında paralar alıyor, ama netice olarak her türlü finansal hareket, finansın belkemiği olan bankalar için kar oluşturucu bir sonuç ortaya çıkarıyor, sistem o kadar iç içe geçmiş yapılardan oluşuyor ki, borca dayalı para sistemi, faiz, bankacılık vs bir günde değişebilmesi mümkün olaylar değil, ama mevcudu daha kötüye götürmek var (faizleri arttırmak) veya daha iyiye götürmek var (sıfır reel faiz), sizin görüşünüz nedir hocam ?

    • Gultekin Cetiner diyor ki:

      Bunların değişebilmesinin mümkün olmadığı zihinlerimizdeki cam tavandır. Bütün dünyada insanların zihnine bu cam tavan engeli konulmuştur. Paranın borca dayalı olmadan devletçe basılması BDPS’den çok daha kolaydır. Sadece zihinlerdeki zinciri kırmak gerekmekte. Para üretme mekanizmasına faizi koyduğunuz anda serveti bankacıya aktaracaksınız demektir. Bu devlet bankası ya da özel farketmez. Para borca dayalı basıldığında büyüme devam ettiği sürece böyle gidebilir. Ama sistem adeta bir kendi kendimizi soktuğumuz tuzak gibidir. Sandalye kapmaca oyunu gibi müzik devam ettiği sürece devam. Ama bu sorunun olmadığı demek değildir..

  2. Hilmi AKGÜN diyor ki:

    s.a
    Beytullah hocam şimdi gelelim bizim teklifimzeden önceki paragraflarda, doğrusu güçlü bir analiz gibi duruyor. Ancak anlamadığım kişilerin cebinden çıkması muhtemel parayı illa devletin finanse etmesi mi gerekiyor. Bu bedelliyi yapacak kimseler refah seviyesinden ödeyemez ler mi. Eğer öyle olurda kişilerin refah seviye 45 bin tl kadar düşerse kişiler ödemiş ama devlet borçlanmamış olmaz mı?

  3. Gultekin Cetiner diyor ki:

    as
    Güzel bir soru. Diyelim bunlar uzun vadede bankaya ödeyeceği parayı devlete borçlandılar. Aslında devlete ödediklerinde bir anlamda vergi ödemiş gibi olurlar. Devlet bu vergiyi alıp belli yerlerde kullanabilir. Ancak araya bankaları soktuğunda paranın faiz kısmı direk bankalara gidecektir. Bankalara giden faiz için gerekli parayı kimse üretmediği için devlet tekrar borçlanmak durumunda kalacaktır. Mekanizma için aşağıdaki yazıları tavsiye ediyorum.
    Linkler şunlar:
    http://drcetiner.org/genel/bdps-nedir.html
    http://metegundogan.com/guncel/faiz-tuzagi.html
    http://drcetiner.org/ekonomi/issiz-adanin-tek-disi-kalmis-canavari.html
    http://drcetiner.org/ekonomi/%e2%80%9cparayi-devlet-basiyor%e2%80%9d-safsatasi.html

Leave a Reply

*

Muhtevasını değiştirmemek şartıyla yazılardan istifade edebilirsiniz.
© 2011 Prof. DR. B. Gültekin ÇETİNER · Subscribe:PostsComments · Designed by Theme Junkie · Powered by WordPress

Faiz Lobisi