Subscribe:Posts Comments

You Are Here: Home » Ekonomi, Makaleler » Ev ve Konut Arasındaki fark ve toprağı yeniden keşfetmek

Share in top social networks!

Ev ve Konut Arasındaki fark

ev ve konut

ev ve konut

Dilerseniz öncelikle konut kelimesinden başlayalım. Türkçede konut kelimesinin kökeni olan kon geçici olarak bir yerde bulunmayı ifade eder. Fiil olarak konmak şeklinde kullanılır. Konmak; mesela sineklerin ve böceklerin yaptığı bir eylem. Yemeğin üzerine konan sinekleri kovalamak gibi. Eskiden araba veya hayvanla bir günde alınan mesafeye de konak derlermiş. Mesela “buradan orası 10 konaktır” dendiğinde arası 10 gün alan bir mesafeden söz edildiğini anlayabilirsiniz. “Gündüzün şerri, gecenin hayrından evladır” diyen kültürümüzde gece yol alınamayacağına göre bir yerlere konmak yani konaklamak gerekirmiş. O yüzden geceyi geçirmek için inilen, konaklanılan yerlere de konak demişler. Misafir yani seferde olan anlamında konuk kelimesi de geçici bir yer edinen insanı nitelemektedir.  Küçük çocukların başında görülen kepek tabakası, saçtaki kepek, cilt üzerinde kalan çıban ya da çiçek hastalığı izi, yaraların sert kabuğu, koyunların tüyleri arasındaki kir ve yün topakları, Afyon alınırken sütü içine karışan kozalak kabuğu, darı içinde bulunan kepek ve kabuk hep konak olarak isimlendirilirler. Hepsi geçiciliği simgeler.

Şimdi gelelim ev kelimesine. Ev kelimesi konut kelimesinin tam tersine kalıcılığı yani yerleşmeyi simgeler. Örneğin Divan-i Lugat-it Türk’te evlenmek kelimesi karşılığı olarak “ev edinmek, yerleşmek” ifadesi kullanılmaktadır.

Evli kelimesi yuvayı kurmuş yani bir anlamda yerleşik hayata geçmiş kimseyi simgeler. Evli barklı eşi ve çocukları bulunan evlenmiş kimse anlamına gelmektedir.

Eskişehir ve Bursa

Eskişehir ve Bursa

Her iki kelimenin, yani konut ve ev kelimelerinin kökenlerine baktığımızda aslında ikisinin arasında anlam bakımından çok önemli bir uçurum olduğu rahatlıkla gözlemlenmektedir. Konut bir yer üzerinde geçiciliği ifade ederken ev ise yerleşikliği ifade etmektedir. Konut üzerinde ifa edilen konmak eylemi herhangi bir yer üzerinde mümkün olabilirken evin toprağa oturduğunu (yerleştiğini) hemen fark etmişsinizdir. Yani ev demek toprakla bağ demektir.

Geçiciliğin simgesi olan konutlarda anılar yoktur. Konutlarda anılar bulamazsınız. Zira 40 yıl içinde yıkılarak yerine yenisi yapılacak beton yapılarca işgal edilmiş topraklardır. Bahçeleri yoktur. Olmadığı için de çocukluk anılarınız olamaz. Ev ise anılar vardır. Aidiyet vardır. Dedeler nineler, anne ve babalarla anılarınız yaşar. 3 kuşak bir arada bulunur. Dallarında salıncak yaptığınız ve mevsimi geldiğine meyvelerini yediğiniz doğal ağaçlar vardır. Siz satın alana kadar uzun süre raflarda dursun diye yapay, GDO’lu, hormonlu ve kimyasal katkılı gıdalar ancak konutlarda mevcuttur. Bahçesinde gezen tavuklar ancak evlerde vardır konutlarda değil…

Evlerin sokakları toplu araba katliamına da uğramaz çünkü daracık alanda 20 ailenin arabası park etmez. Dolayısıyla evlerin sokakları ve mahalleri çocuklara aittir. Konutların mahallelerinde sokaklar arabalarca işgal edilmiştir. Aileler 2 sokak ötesindeki okula bile servis kiralamak ya da kendileri götürmek zorundadırlar.

Evlerde sadece anne babalar ve çocuklar değil dede ve nineler de kendilerine yer bulabilirler. Oysa konutlar yetmez, yaşlıları dedeleri ve nineleri birlikte barındırmaya. Onlar artık yaşlı evlerine atılmak zorundadırlar.

Evler nasıl konut oldu?

Şimdi diyelim 10 katlı bir binada 150 metrekare konut edindiniz. Bu bina da 500 metre kare üzerine oturtulan bir alan. Binadaki daire sayısı ise muhtemelen 20 civarındadır. Daire başına düşen toprak miktarı en fazla 25 metrekare gibi görünse de gerçekte toprakla bağınız kalmamıştır. Hayali bir topraktır. Zira hiçbir dairenin topraktan ve onun üzerindeki üretim gücünden ve verimliliğinden istifade etmesi mümkün değildir.

Toprak aynı zamanda arz demektir. Ailelerin toprakla bağı kesilince onları ve bireylerini rahatlıkla her şeyi satın alan/almakta zorunda olan tüketim toplulukları haline getirirsiniz. Ev üzerinde yerleştiği toprakla bütünleşir ve üretim aracı olur. Oysa konutlar birer borç üretim yani borçlanma merkezleridir. Konutları hem alırken hem üzerinde yaşamınızı sürdürmeye çalışırken sürekli bağımlı tüketici  bireyler haline gelirsiniz. Konutlarda enerji üretemezsiniz. Allah’ın verdiği nimetlerden istifade edemezsiniz. Üstelik bu konutların planlı eskitme nedeniyle bilimsel ömürleri 60 yıl pratik ömürleri ise 40 yıldır. 40 yıl siz konarsınız sizden sonra başkaları konar. İşte modern kölelik dediğimiz şey.

Bugün medeniyet diye yutturulan şey emek, toprak ve sermayenin serbest piyasalarda satılmasının doğal kabul ettirildiği ütopyadan başkası değildir. Konut dediğimiz şeyler gerçekte evler değildir. Toprak üzerine inşa edilen hayallerdir. Bu hayaller serbest piyasalarda satılmakta ve sürdürülebilir ekonomi safsatası altında sürekli tüketim köleliği sürdürülmeye çalışılmaktadır. Toprağın üzerine koydukları bu konutları yani hayali toprağı tıpkı yaratılan hayali paralar gibi (sermaye) gibi piyasada satılmaktadır. Sattıkları, gerçek toprak üzerinde geçici konma hakkından başka bir şey değildir. Daha çok satın alma gücü olan birileri gelip sizin ülkeniz toprağı üzerinde daha çok para verip geçici konma hakkınızı da elinizden alırlar.

İşte tüm bu sebeplerle bizlere üzerinde geçici olarak konacak kapitalist sistemin dayattığı borç üreten merkezler değil toprak ile bütünleşik gerçek evler lazım. Evi yani toprağı tekrar keşfettiğimizde bilin ki kapitalist sistemin  toprağı piyasalarda satmalarının da sonu gelecektir.

Aşık Veysel’in söylediği toprağı bulduğunuzda ve toprağın bağrına basacağı gerçek evler inşa edebildiğinizde biliniz ki gerçek gücünüzü anlayacaksınız.

KARA TOPRAK

Dost dost diye nicesine sarıldım
Benim sâdık yârim kara topraktır
Beyhude dolandım boşa yoruldum
Benim sâdık yârim kara topraktır

Nice güzellere bağlandım kaldım
Ne bir vefa gördüm ne fayda buldum
Her türlü isteğim topraktan aldım
Benim sâdık yârim kara topraktır

Koyun verdi kuzu verdi süt verdi
Yemek verdi ekmek verdi et verdi
Kazma ile döğmeyince kıt verdi
Benim sâdık yârim kara topraktır

Âdem'den bu deme neslim getirdi
Bana türlü türlü meyva yedirdi
Her gün beni tepesinde götürdü
Benim sâdık yârim kara topraktır

Karnın yardım kazmayınan belinen
Yüzün yırttım tırnağınan elinen
Yine beni karşıladı gülünen
Benim sâdık yârim kara topraktır

İşkence yaptıkça bana gülerdi
Bunda yalan yoktur herkes de gördü
Bir çekirdek verdim dört bostan verdi
Benim sadık yârim kara topraktır

Havaya bakarsam hava alırım
Toprağa bakarsam dua alırım
Topraktan ayrılsam nerde kalırım
Benim sâdık yârim kara topraktır

Dileğin varsa iste Allah'tan
Almak için uzak gitme topraktan
Cömertlik toprağa verilmiş Hak'tan
Benim sâdık yârim kara topraktır

Hakikat ararsan açık bir nokta
Allah kula yakın kul da Allah'a
Hakkın gizli hazinesi   toprakta
Benim sâdık yârim kara topraktır

Bütün kusurumuzu toprak gizliyor
Merhem çalıp yaralarımı düzlüyor
Kolun açmış yollarımı gözlüyor
Benim sâdık yârim kara topraktır

Her kim ki olursa bu sırra mazhar
Dünyaya bırakır ölmez bir eser
Gün gelir Veysel'i bağrına basar
Benim sâdık yârim kara topraktır

Aşık Veysel Şatıroğlu

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Share in top social networks!

Leave a Reply

*

Muhtevasını değiştirmemek şartıyla yazılardan istifade edebilirsiniz.
© 2016 Prof. DR. B. Gültekin ÇETİNER · Subscribe:PostsComments · Designed by Theme Junkie · Powered by WordPress

Faiz Lobisi