Subscribe:Posts Comments

You Are Here: Home » Ekonomi, Makaleler » Helal Kesim Domuz Eti

Share in top social networks!

Helal Kesim Domuz Eti

Yazının orijinali: Helal Kesim Domuz Eti /Haberdem

Malezya’da Helal Sertifikasyonundan sorumlu kurum olan JAKIM’de danışman akademisyenlerden birisi sertifikasyon işlerine başlamadan önceki (1995 öncesi) komik bir olayı anlatmıştı.

Müslümanların yoğun yaşadığı bir mahallede karşılıklı olarak dükkanlarında et satan birisi Malezyalı diğeri Çinli iki kasap bulunmaktadır. Çinli dükkanında alenen domuz eti ve diğer uygunsuz et ürünleri sattığı için ahali tabii olarak müslüman olandan alışveriş etmektedir.

Çinli kasap işin içyüzünü anlamaz ve komşusuna bunun nedenini sorar. O da etlerinin Helal olduğundan yani İslami usullerle kesildiğinden bahseder ve etler helal olduğu için satışlarının daha iyi olduğunu söyler. Aynı gün Çinli kasap dükkanına hemen “Halal Pork” yani “Helal Domuz Eti” yazar.

Orada yaşayan bazı Çinlilerle yaptığım konuşmalarda İslam hakkında ne kadar bihaber olmalarını görmem nedeniyle bu olayın gerçek olduğuna inanıyorum.

Biz bunu komik diye niteledik. Ama bu hala ciddi bir sorun olarak gözükmekte. Zira internette “Halal Pork” yani Helal Domuz diye arayınca çok sayıda sonucun geldiğini de görebilirsiniz. Hatta Avustralya menşeli bir firmanın Helal Logosu vurarak domuz sattığına dair skandal bir habere bile rastladık.

Fakat bizim asıl meselemiz bu değil. Konu Katılım Bankalarının vadeli satış adı altında bileşik faizle hesaplanan miktarlarda parayı KRS’yle havadan üretip insanları borçlandırması hakkındadır.

Geçenlerde bir vatandaş şöyle bir meseleyi yöneltti.

Bu vatandaş katılım bankalarının kendisine çıkardığı ödeme planı fazla gelince diğer normal bir bankaya gider.

Şimdi bu vatandaşın İslami kaygıları da var ya. Derdini anlatır. O bankadaki krediden sorumlu kişi de katılım bankasında yapılanın aynı şekliyle kendi fiyatlarında fark olmadan vadeli satışla bu işi yapabileceklerini söyler.

Yani banka evi alacak sonra vadeli olarak vatandaşa satacaktır.

Vatandaşın haklı olarak sorduğu soru şu. Her ikisinin yaptığı vadeli satış yani işlemler aynı. Katılım bankasından alınca caiz oluyor da normal bankadan alınca neden caiz olmuyor? Öğrendiğim kadarıyla vatandaş bunu diyanete kadar taşır (Henüz cevabı almamış).

Vatandaş bankacılığı bilmeden olayı güzel yakalamış.

Her iki banka da Kısmi Rezerv Sistemi (KRS) uyguluyor. Yani Munzam (zorunlu) karşılık olan parayı Merkez Bankası’nda tutuyor. Bu nedenle ortalama 9 katı kadar parayı havadan var ediyor. Bu havadan ürettiği paraya karşılık bileşik faiz formülüyle hesapladığı miktar parayı normal banka faiz adıyla diğer katılım bankası ise kar payı adıyla vatandaşa borç veriyor.

Tüm bunlar da fıkıhçıların vadeli satış ya da taksitli satış caizdir genellemesi üzerine yapılıyor. Şöyle bir araştırma yaptığımızda vadeli satışın çift fiyat diye fıkıhçılarca tartışıldığına tanık oluyoruz. Yani peşin fiyatı ayrı vadeli fiyatı ayrı meselesi.

İslam’ın çift fiyat konusunda normal şartlarda kendi içinde tartışmalı konusu olan taksitli satışı mevcut katılım bankaları bırakın çift fiyatı 5 fiyat altında uyguluyor. Bu beş fiyatın hepsinde de hesaplamanın yöntemi belli: Bileşik faiz.

Gidin bir katılım bankasına sorun. 1 yıl mı istersiniz? 5 yıl uygun mu? Yoksa 10 yıl mı?

Hemen size bir vadeli ödeme planı çıkarırlar. Hesabı nasıl yaptıklarını sorun. Bileşik faiz formülüdür. Diğer bankalardan farkı ödeyeceğiniz paranın fazla olmasıdır. Herhalde o da Müslüman vergisi.

Ödeme planını çıkarın az biraz bilgisayar okuryazarlığınız varsa geri ödeme planında aynen aşağıdakine benzer bir grafik çıkarırsınız. Katılım Bankasında ve diğer bankada da aynı tür grafiktir bu.

Mevcut para sistemi BDPS ve bunun içinde KRS ile bankaların parayı nasıl ürettiğini bilmeden faiz/kar payı, vadeli satış başta olmak üzere katılım bankalarının yüzlerce operasyonuna caizdir diyen fıkıhçılar büyük vebal altındadır.

Aslında günümüzde yapılan vadeli satışların hepsi aynı gruba giriyor. Belli şartlarda caiz olan İslam’daki bu vadeli satış işlemi zamanında BDPS yoktu. Para ekonomide bu şekilde bankalar tarafından üretilmiyordu. Hangi İslam alimi önceden hesabı belli bileşik faizle yapılan vadeli ödemeye helal diyebilir acaba?

Siz önceden bileşik faize göre vadeleri sabit şekilde hesaplayın. Çift fiyat değil 5 tane 10 tane fiyat koyun. Bunların her biri de bileşik faize göre olsun. Üstüne üstlük bu kredi miktarı parayı banka KRS’yle yoktan var etsin. Onun kar payını yesin. İşte bu zulümdür.

Meselenin temeli şudur. Fıkıhçılar günümüzde parayı tamamen ölçü aracı olmaktan çıkaran BDPS‘yi (bakınız Issız Ada Hikayesi) ve KRS’yi bilmeden ve anlamadan bu fetvaları veriyorlar.

İnsanları vadeli satış adı altında yıllarca köleleştiren bileşik faiz sahtekarlığına İslam’da cevaz verebilenin çok cesur olması gerekir. Demek çok cesur var ki vadeli/taksitli satış caizdir gibi bir genellemeyle bileşik faiz hesabıyla vadeli satışlar alabildiğine yayılmış durumda.

İşin vahim tarafı şu. İnsanlar paranın %90′ını bankaların KRS‘yle havadan yarattığından habersiz. Sanıyor ki banka başkalarının parasını veriyor.

Katılım bankaları KRS‘yle vadeli satış adı altında bileşik faizle hesaplanan miktarlarda havadan para yaratmaktalar.

Katılım Bankalarında bileşik faiz vadeli satış kılıfıyla sunuluyor. Yıllara göre bileşik faizle kredi hesabı yapılıp ödeme planına konuluyor.

İslam’da önceden bileşik faizle hesaplanan 5 çeşit vadeli satış olabilir mi? Yılını söylüyorsunuz size bileşik faizle ödeme planı çıkarıyorlar.

Kusura bakmayın ama tüm bunlar “Helal Kesim Domuz Eti” demek kadar garip geliyor.

Prof. Dr. B. Gültekin Çetiner

29 Temmuz 2012 Pazar

http://www.drcetiner.org

twitter.com/drcetiner

 

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Share in top social networks!

2 Comments

  1. selim aydın diyor ki:

    selamun aleyküm hocam…

    işte size garip bir ekonomi sorusu!!!!

    BU İŞTEN KİM KARLI ÇIKTI?

    Mevsim yaz, aylardan Ağustos ayı … Riviera kıyısında küçük bir kasaba. Yaz sezonu ancak yağmur yağıyor yani kasaba bomboş … Bu kasabada herkesin birbirine borcu var ve veresiye ile iş yapıyorlar.

    Kasabadaki tek otelin sinek avladığı şu sıralarda şans eseri otele zengin bir Yahudi müşteri geliyor ve otel sahibine 100 dolar bırakıp, anahtarı alarak odaya yerleşmeye çıkıyor.

    Otel sahibi hemen parayı alıp kasaba olan borcunu ödüyor. Kasap parayı hemen toptancıya götürüp borcunu kapatıyor. Toptancı büyük bir sevinçle parayı aldığı gibi kendisine veresiye hizmet veren berbere götürüp borcunu ödüyor. Berber de doğruca otele gelip otel sahibine olan konaklama borcunu ödüyor.

    Bu arada yahudi müşteri odadan aşağıya iniyor ve odayı beğenmediğini söyleyerek otel sahibine verdiği 100 doları geri alıp otelden çıkarak gidiyor.

    Ancak ortada garip bir matematiksel problem var; Şimdi bu işten kim karlı çıktı ?

  2. Gultekin Cetiner diyor ki:

    Aleykumselam
    Selim bey soruyu şimdi okuyabildim. Paranın işlevini anlatan güzel bir örnek. Para bir biriktirme aracı değil ölçü aracı. Toplumda ekonomik faaliyetin yürütülmesi için adeta vücuttaki kan gibi. Nasıl kan vücutta sürekli devir daim ederek vücudu ayakta tutuyorsa para da ekonomide böyle. Problem kanın vücutta olduğu gibi ekonomide dolaşımı sağlaması gereken bu paranın biriktirilmesiyle ve bundan faiz/kar payı elde etmek için miktarından bankaların çalmasıyla oluşuyor. Kan hücrelerin işlemesi için oksijen/besin sağlıyor. Para ise hareket kabiliyeti. Bir nevi ölçmede kullandığınız terazi gibi. Yukarıdaki örnekte terazi el değiştirilmek suretiyle ölçme görevini görüyor. Bu anlamda otelci karlıdır. Çünkü kasaba olan borcunu ödemiştir. Kasap karlıdır çünkü toptancıya borcunu ödemiştir. Benzer şekilde toptancı ve berber de borçlarını ödedikleri için karlıdırlar. Örnek paranın dolaşım hızını da göstermesi açısından anlamlı. Demek ki 100 dolar ekonomiyi döndürmeye yeterliymiş. Otele gelen müşterinin de devlet olduğunu ve parayı sürekli bedava olarak sağladığını düşünün. Piyasaya gerekli parayı sağlayan kurum. Yukarıdaki örneği mevcut duruma göre şöyle değiştirebilirsiniz. Otele gelen kişi banka olsun. Borçlu olan tüm fertler (otelci/kasap/toptancı/berber) borçları olan 100 doları bankadan borç olarak alıyorlar. Yani banka KRS’yle para yaratıyor. Diyelim %5 faizle (Issız Adadaki gibi) borç alıyorlar. Ekonomik faaliyeti aynı şekilde sağlayabilirler. Her biri bankaya olan borcunu geri ödediğinde banka havadan var ettiği 100 doları yok edecektir. Ancak her biri bankaya 5′er dolar borçlanacaktır. Mevcut durum böyle. Yani ölçü aracını mal haline getiriyor bu sistem. Halbuki para ölçü aracı olmaktan ve takasın yerine değişim/dolaşımı sağlamaktan başka bir fonksiyona sahip olmamalıdır. Kıymet biriktirme fonksiyonu yüklemeye çalıştığında ekonomik faaliyetler durma noktasına gelir. Bu BDPS sisteminde para maalesef biriktirme ve üzerinden birilerine pay vermek suretiyle ölçü aracı olmaktan çıkarılmaktadır.
    Selam sevgi ve saygılarımla

Leave a Reply

*

Muhtevasını değiştirmemek şartıyla yazılardan istifade edebilirsiniz.
© 2012 Prof. DR. B. Gültekin ÇETİNER · Subscribe:PostsComments · Designed by Theme Junkie · Powered by WordPress

Faiz Lobisi