Subscribe:Posts Comments

You Are Here: Home » Ekonomi, Makaleler » İDO’da neler oluyor?

Share in top social networks!

İDO’da neler oluyor?

Özelleştirme bir ülkede daha önce kamu tarafından ifa edilen çeşitli hizmetlerin daha etkin ve verimli gerçekleştirilmesi gerekçesine sığınılarak sıkça uygulanan bir politika. Ancak bir ülkede “Paranın sahibi kim?” sorusunun cevabı devlet değilse ve devlet parayı borç alarak üretiyorsa (bknz BDPS) özelleştirmelerin ya da varlık satışlarının yok pahasına fiyatlarla da olsa kaçınılmaz olduğunu bilmekteyiz.

Eğer özelleştirilen kurum o alanda tekel niteliğine sahipse ve devlet özelleştirilen bu kurumun kamu zararına çalışmasını önleyici tedbirlerin alınması ve denetlemesinde bir şekilde yetersiz kalıyorsa özelleştirmenın ileri sürülen bahanesi de ortadan kalkmaktadır.

Çarpık ya da vahşi özelleştirme diye nitelenen bu tür olaylarda vatandaş olabildiğince mağdur edilmektedir. Yok pahasına gerçekleştirilen Telekom’un özelleştirilmesinde kamunun yaralanan vicdanı acaba dindirilebildi mi? Sadece belli yerlerdeki sabit varlıklarının değerinin bile özelleştirme rakamını aştığı sıkça dile getirilen Telekom’da iletişim için yine de alternatifler söz konusuydu.

Sessiz sedasız gerçekleştirilen İDO’nun özelleştirilmesinden sonra bu günlerde dış hatlardaki hizmetleri kullananlarınız varsa mutlaka vatandaşların sızlanma ve şikâyetlerine tanık olmuşsunuzdur. İDO’nun tekel niteliğindeki dış hat hizmetlerinde olup bitenler özelleştirmenin böylesine pes doğrusu dedirtecek cinsten…

Sıkça başımıza geldiğinden biliyorum. Denemediyseniz bir Yalova ya da benzer dış hat seferi tavsiye edilir. Son bir örnek… Pendik’ten Yalova’ya geçerken kullanmak istediğim 10:45 seferi kaldırılmış. İstediğimde bana yanda görülen resimdeki elle yazılmış tarifeyi verdiler. Görevli orada benim gibi soranlara harıl harıl tarife yetiştirmeye çalışıyordu. Resmi tarifeyi sorduğumuzda üzerinde Haziran 2012’ye kadar geçerli olduğu belirtilen tarife verildi ama oradakilere itibar etmememiz belirtildi. Zira tasarruf gibi nedenlerle ara seferler yer yer iptal ediliyormuş. Yani dinamik elle tarife sistemi.

Vatandaşa bir dokunursanız bin ah işitirsiniz. Yolcuların pek çoğu trajikomik şekilde ceplerinde mümkün olduğunca ucuza temin edebildikleri bilet tomarları arasında o günün ve saatin biletini aramakta. Ama durun. Gün ve saat kavramı da kalmamış İDO’da. Artık keyiflerine göre istedikleri seferi kaldırabiliyorlar. Gerekçe tasarruf veya başka bir şey olabiliyormuş. İDO yetkilisi o gün belki hanımından azar işitmiş olabilir diyor bazı yolcular espri olsun diye.

Herkesin ağzı torba değil ki büzesiniz. İDO ihalesinde kazanan firmalar 800 milyonun üzerindeki ödedikleri parayı 2-3 senede geri almayı planlıyorlarmış. Bu kısa süreye bakılırsa, alt yapı yatırımlarını tamamlayan bir kuruma talip olan için çok karlı bir yatırım. Özelleştirme sonucu kullanıma verilen gemilerin fiyatını toplasanız zaten ödenen parayı çoktan geçiyormuş. Bunlar yolculuk boyunca fısıltı gazetesinde dolaşanlar…

Bir de somut gerçekler var. Bilet fiyatları birkaç ay öncesine göre belli zaman dilimlerinde neredeyse %250 artmış durumda. Güya uçaklardan esinlenmişler. Aynı hizmet için farklı zamanda satın aldığınız biletlere farklı ödemede bulunuyorsunuz. Konu hakkında konuşurken yolcular biletlerini göstermekteler. 4 dakika fark ile 4.5 TL farklı ödemede bulunmuş vatandaş. Bir gün öncesinden biletini 11 liradan alan yolcu ile son dakikalarda 20 liradan satın alan bulunan yolcuların farklı fiyatlarla aldığı biletler havada sallanıyor.

Sanki uçağa binip 10 saat yolculuk ile Büyük Okyanus’u geçeceksiniz. Alt tarafı feribota/deniz otobüsüne binip 30-40 dakika yolculukla Yalova’ya ulaşacaksınız. Sefer iptalinde bile sonraki vapurda çok sayıda boş yer mevcut. Yani vapurun verimli kullanımı gerekçesi de yok. Vatandaşın birisi bir tomar bileti gösteriyor. Biletini ucuza temin edebilmek için Mayısa kadar yüzlerce bileti peşinen almış. Ucuz diye ödediği fiyat ise birkaç ay öncesinin normal bilet fiyatı. Neredeyse 1000 liraya yakın bilet parasını henüz hizmet ortada yokken ödemiş. Zamanı geldiğinde aldığı saatteki sefer iptal edilebilir. İDO artık neyi takdir ederse…

Başka bir vatandaş yakınıyor. Yenikapı’dan Yalova’ya geçecek. Sefer iptal edilmiş. Önce Pendik’e gelmiş. Oradan da sonraki seferle Yalova’ya geçecekmiş. Pendik’te aradaki sefer de iptal edilince işe ancak öğleden sonra yetişebilecekmiş.

Vapurda Ulaştırma Bakanlığına ulaşıyoruz. Denizcilik bakıyor deyip bir numara veriyorlar. Verilen numaraya ulaşmak ne mümkün?

Özelleştirme yapılırken bunlar öngörülmedi mi? Tekelleşmeyi önleyen yasalara rağmen alternatifi olmayan güzergâhta tek başına bir kurum vatandaşa özel çile çektirmek amacıyla mı özelleştirildi?

Bu keşmekeşe dur diyecek denetleyici ve düzenleyici bir devlet kurumu kalmadı mı memlekette? Sahi bu tarife Türkiye’ye yakışıyor mu?

 

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Share in top social networks!

3 Comments

  1. Mehmet Şimşek diyor ki:

    Hocam izninizle ben İDO’nun yeni açılımını İstanbul Deniz Oburları ya da İstanbul Doymaz Oburları olarak değiştirmek istiyorum.

  2. Ahmet Kara diyor ki:

    Yetkililer nerede? Uyuyorlar mı? SPK, UKOME başka bir sürü kuruluş var.
    Yeter artık çektiğimiz çile. İDO bilet fiyatları uçak fiyatlarından daha pahalı durumda.

  3. Selim aydın diyor ki:

    Selamun aleyküm. Hocam aynı bela bizim başımızda da var. ilimizdeki Tedaş kurumu Aksa elektrik şirketine satıldı. Dağıtımı Tedaş yaparken elektrik faturam 30 TL. geliyordu. kurum Aksa’ya satılınca faturam 50 TL gelmeye başladı. Tedaş zamanındaki faturalarımı ve şimdikileri de alıp Aksa’ya gittim, faturamın neden kabardığını sordum. Aldığım cevap şu oldu; bey efendi gündüzleri çok elektrik harcıyorsunuz demek ki… Açıklama beni tatmin etmedi. Gündüzleri evden çıkarken şalteri kapatıp çıkma kararı aldım ölçüm sağlam olsun diye. Bir ay böyle devam etti. Fatura geldiğinde sonuç hiç değişmedi, yine 30-32 TL… Bunun üzerine son faturayı alıp tekrar Aksa ‘ya gitmek için yola çıktım. otobüse bindim, otobüste eski bir arkadaşla karşılaştım, bir iki sohbet,,, nereye gidiyorsun dedi. Faturam fazla geliyor Aksa’ya gidiyorum dedim., O da bana bunun nedeninin Aksa şirketinin faturaları daha da kabartmak için gündüz vakti sokak lambalarını yakması olduğunu söyledi.., çok şaşırdım ve otobüsün camından ilk sokak lambasına baktım. Evet, gündüz vakti bir sıra sokak lambası yanıyordu. Birçok defa kameramla çekerek bu israfı kayıt altına aldım. Görüntülerle tekrar Aksa’ya gittim, teknisyene görüntüleri izlettim. Bana söylediği şeye bakın; beyefendi şu karşı odada filan hanım var, ondan bir şikâyet dilekçesi alıp doldurun, tüketici mahkemesine yollayın, kırk gün içinde cevap gelir. Dedi… sinirle odadan çıktım gittim. Durumu belediye başkanına çıkaracaktım ama maalesef bizim belediye başkanımızın Ankara’da ikamet ediyor olduğu aklıma geldi. Ayda bir resmi günlerde şehre uğrar, basına bir iki sırıtık poz verip, tekrar Ankara’ya döner. Ben belediye başkanımızın Ankara’da ikamet ettiğini görev süresinin ikinci yılında öğrendim. Hiç bilmeyenler de var. Adam yönetmekle olduğu şehri Ankara’dan telefonla yönetiyormuş. Böyle bir şey dünyanın neresinde var. Tabi kendileri ‘’ceketimizi aday göstersek seçtiririz’’ zırhı ile bunu yapıyor. Türkiye de, özelleştirme her gün yan etkilerini gösteriyor.

Leave a Reply

*

Muhtevasını değiştirmemek şartıyla yazılardan istifade edebilirsiniz.
© 2012 Prof. DR. B. Gültekin ÇETİNER · Subscribe:PostsComments · Designed by Theme Junkie · Powered by WordPress

Faiz Lobisi