Subscribe:Posts Comments

You Are Here: Home » Ekonomi, Makaleler » Teğet bile geçmeyecek

Share in top social networks!

Teğet bile geçmeyecek

Bugünlerde sosyal medyada Borca Dayalı Para Sistemi (BDPS) temelli küresel finans krizinin ülkemizi teğet geçip geçmeyeceği konusunda bir tartışma vardı.

Olaya farklı açılardan bakanlar farklı cevaplar vermekteydi.

Ancak tartışmaların ortasında sağ olsun Haberdem‘den Ömer Mücevher bey tüm tartışmaları altta gördüğünüz güzel bir resimle sonuçlandırıverdi.

Resimde kırmızı olarak görülen BDPS okunun 4 farklı grubu nasıl etkilediği gösterilmektedir.

Evet. Servetlerin yok olması değil birilerine transferi anlamına gelen BDPS krizi şekilde görüldüğü gibi bankaları teğet bile geçmemekte, zenginleri teğet geçmekte, orta kesimi önemli miktarda etkilerken geniş yığınları oluşturan fakir kesimi ise çok derinden etkilemektedir.

kullan

Yani servetleri bankalara en çok transfer edilenler toplumun en alt gelir dilimine yakın olan çoğunluklar olmaktadır.

Türkiye örneğine ve büyük kesimin içine düştüğü borç batağına hızlıca bakmakta yarar var. Başbakan yardımcısı Ali Babacan tarafından yanıtlanan tüketici kredisi ve kredi kartı borçlarına ilişkin soru önergesinin çarpıcı sonuçları şöyle:

AK Parti’nin iktidara geldiği 2002 yılında 6 milyar 605 milyon lira olan tüketici kredisi ve kredi kartı borçları, 2011 Ekim ayı itibariyle 219 milyar liraya ulaşmış durumda.

Yıllara göre tüketici kredileri ve kredi kartı borçlarında artış şöyle:

- 2002 yılında 6 milyar 605 milyon lira

- 2003 yılında 12 milyar 842 milyon lira

- 2004 yılında 26 milyar 448 milyon lira

- 2005 yılında 46 milyar 721 milyon lira

- 2006 yılında 69 milyar 101 milyon lira

- 2007 yılında 94 milyar 993 milyon lira

- 2008 yılında 117 milyar 133 milyon lira

- 2009 yılında 129 milyar 915 milyon lira

- 2010 yılında 172 milyar 623 milyon lira

2011 yılı Ekim 219 milyar 70 milyon lira

Şimdi soru şu: “Tüm Türkiye’de toplam fiziksel para miktarı 53 milyar lira*. Yani hepimiz cebimizdeki paraları çıkarıp büyük bir havuza döksek bu kadar para ediyor. Pekiyi. Toplam borç 219 milyar ve herkes borçlarını ödemek için hayali olmayan gerçek para vermek zorunda olduğuna göre kalan 166 milyar liralık borç nasıl ödenir?”

Cevabı açık ve basit. 166 milyar liralık borcun ödenmesi mümkün değil. Bu miktar para sürekli bileşik faiz formülüyle yukarıdaki listede görüldüğü gibi katlanarak artacak ve neticede büyük miktarda servet bankalara akacaktır. Artık kredi çekenler kredi alırken neyi ipotek ettilerse..

Yukarıdaki rakamlar sadece tüketici kredilerini ve kredi kartı borçlarını gösteriyor. Türkiye’deki 53 milyarlık fiziksel paraya karşın bankalarda “yaratılan” mevduat neredeyse 700 milyar lirayı bulmuş durumda. Yani neredeyse 650 milyar liralık para ortada yok…

Pekiyi bu kadar para nasıl ortaya çıkıyor? BDPS altındaki kısmi rezervbankacılığı mekanizması sayesinde. Siz bankaya kredi çekmeye gittiğinizde aslında size gerçekte para vermiyorlar. Usta sihirbaz Mandrake’nin “hokus pokus” numarası gibi. Para bir an görünüp kayboluyor.

Siz kredi diye parayı alıyorsunuz. Diyelim evini satın aldığınız kişiye veriyorsunuz. Onun da bankacılık sisteminde diğer bir bankada hesabı var oraya yatırıyor. Yani para sisteme geri dönüyor. A bankasından alınan kredi B bankasındaki başka bir hesaba, B bankasından alınan kredi ise A bankasındaki başka bir hesaba dönüyor. Yani para sürekli bir cepten diğer cebe aktarılıyor.

Ancak bu arada her kredi alma işleminde banka otomatik olarak hayali para “yaratmış” oluyor. Ana para geri ödendiğinde ise bu para yok ediliyor. Ancak yok edilirken gerçek para geriye dönmesi gerekiyor. Öte yandan geriye dönerken bileşik faizle katlanarak dönmesi gereken diğer gerçek bir para var. Bunu da sistemde kimse üretmiyor. Bu fark ise kredi alanından servetinden alınarak bankaya transfer ediliyor (Bknz. Issız Ada Hikâyesi).

Sorun burada bitmiyor. Bankalar hayali para “yaratırken” elindeki 1 liraya karşı 9 lira hayali para üretebiliyor. Yani aynı parayı 9 kişiye tekrar tekrar satıyor.

Artık pek çok kişinin yaptığı gibi… Değil 3-4 kredi kartı 10 kredi kartı sahibi de olsanız birileri servetlerini kaybetmek zorunda. Zira ortada gerçekte para yok. Para diye mevcut olan şey bankaların hayali olarak “yarattığı” elektronik kayıtlardan ibaret. Ancak geri ödenirken sizin onlar gibi para “yaratmanız” mümkün değil. Gerçek para isteniyor.

Durum diğer ülkelerde özellikle AB ülkelerinde Türkiye’dekinden çok daha kötü. Zira hala nispeten genç bir nüfusumuz var. Alt/üst yapılarını ve büyümesini tamamlamış batı ülkelerinin aksine büyümeye ihtiyacımız var. Henüz satılacak varlıklarımız ve büyüme projelerimiz de bitmedi. Ancak bu para sistemiyle her büyüme projesi faiz kapanına biraz daha kısılma.

kullanDünya’da duruma hızlıca baktığımızda aslında altının diğer varlıklara oranı bize önemli ipuçları vermektedir.

Yandaki resme baktığımızda altının daha 1981 yılında tüm varlıklar içinde miktarının %26 iken 2009 yılında %0.8’e indiği görülmekte.

Temel nedeni de ülkelerin Merkez Bankaları matbaalarında maliyeti duvar kâğıdı kadar olan basılmakta kâğıt paralar. Söz konusu paraların basım maliyeti bu kadar ama basılmaları da bankalara borçlanarak.

En önemlisi de tüm dünyada bankaların havadan “yarattığı” hayali kısmi rezerv paraları. Bugün dünyadaki toplam paranın %10’u fiziksel olarak kâğıttan %90’ı bankaların “yarattığı” hayali paradan oluşuyor.

Dünya’nın büyüklüğü 70 trilyon dolar. Küresel finans sistemindeki para ve para türevleri toplamı ise 760 trilyon dolar. Yani dünyayı 10 kez satın alabilecek miktarda para. Sadece bir banka elinde 78 trilyon dolarla dünyayı satın alabiliyor. 5 banka, mevduat toplamları olan 238 trilyon dolarla dünyayı 3 kereden fazla satın alabiliyor. Tüm dünyada bankalara olan toplam faiz borçları ise neredeyse 500 trilyon dolar. Yani faiz borçlarıyla dünyayı 7 kereden fazla satın alabiliyorlar.

İyi güzel de… Ortada satın alabilecekleri sadece bir tek dünya var…

Sözün özü şu: Hepimiz bankalara çalışıyoruz vesselam…

* Emisyondaki fiziksel para miktarı birkaç ay öncekini yansıtmaktadır.

Not: “Bankalar ve Örümcekler” adıyla faaliyete başlayan sitede Borca Dayalı Para Sistemi dediğimiz faizci yapıyla ilgili farkındalık oluşturma çabalarını takdir ediyor ve okurlara takip etmelerini öneriyorum.

Prof. Dr. B. Gültekin Çetiner
http://www.drcetiner.org
twitter.com/drcetiner

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Share in top social networks!

Leave a Reply

*

Muhtevasını değiştirmemek şartıyla yazılardan istifade edebilirsiniz.
© 2012 Prof. DR. B. Gültekin ÇETİNER · Subscribe:PostsComments · Designed by Theme Junkie · Powered by WordPress

Faiz Lobisi