Subscribe:Posts Comments

You Are Here: Home » Ekonomi, Makaleler, Politika » Wall Street İşgali

Share in top social networks!

Wall Street İşgali

17 Eylül’de başlayan Wall Street İşgali ABD’de yayılıyor. İlginçtir, Soros’un ve Fed’li yöneticilerin sempati  gösterdiğini açıkça ilan etmelerinden sonra yayılmaya başladı. Artık basında sıkça bahsediliyor. Hatta dünyaya da yayılmakta olduğundan bahsedilmekte.

Aşağıdaki analiz Wall Street’in İşgali hakkındadır.

Wall Street işgali Amerikan baharı mı?

Ezilen yığınların sesi olduğunu iddia eden hareketin başlangıç ve bugünkü evrilme noktasına baktığımızda olayların Amerikan baharı olarak nitelenmesi pek mümkün değil.

Orijinal yazı: Wall Street İşgali Amerikan Baharı mı?

Wall Street işgali Amerikan baharı mı?

Türkiye’de henüz fazlaca hissedilmiyor. Ancak borca dayalı para sistemi (BDPS) temelli ABD eksenli dünya finans sisteminin bir kriz değil ekonomik çöküşün eşiğinde olduğundan sıkça söz edilmeye başlandı.

Kökleri 1913 yılında Federal Rezerv kanununun çıkarılması ve Fed’in kuruluşuna dayanan, sonra 1944 yılında ABD dolarının küresel rezerv para birimi olarak kabul edildiği Bretton Woods anlaşması ve 1971 yılında Nixon’ın doların altınla desteklenme zorunluluğunu kaldırma kararı ardından gelişen süreçte bütün dünya borç batağına saplanmış durumda. “ABD neden borçlarını ödeyemez?” başlıklı yazıda bahsedildiği üzere üretilen her yeni para, ister fiziksel kâğıt parçası şeklinde olsun isterse sanal, borcu artırmaktan başka işe yaramıyor.

Bunun bir çöküş değil sıradan bir kriz olduğunu savunmaya çalışanlara sistemdeki etkin oyuncuların söylediklerini hatırlatmamız yeterli olur. Bunlardan Soros ABD Finans çöküşü konusunda bahse bile girmeye başlamış. Fed’in ortaklarından Goldman Sachs da önemli müşterilerini büyük finans çöküş konusunda uyarıyormuş.

Tüm bu sıkıntıların kaynağını kavrayabilmek için ıssız ada hikâyemizdebahsettiğimiz ilk yıl geçtikten sonra bulunamayan 50 ada lirası ve sonrasında oluşan benzer krizleri anlamak gerektiğini tekrar hatırlatmakta yarar var.

Öncelikle bunun FedIMF ve diğer benzeri kuruluşlar aracılığıyla dünyanın her yerine yayılan merkez bankaları öncülüğündeki kısmi rezerv bankacılık (FRB) sistemi ve içindeki para üretme yöntemlerinin sorunu olduğunu iyi bilmek gerekiyor. Paradigmayı yani bakış açısını değiştirmeden mevcut krizden çıkış mümkün gözükmüyor.

Önceleri çöküşten kurtulabilme adına trilyonlarca dolar borç transferi yapabilecekleri umuduyla Arap ülkelerinde rejim değişikliklerine sarıldılar.Yalancı Arap baharı yazısını hatırlayacaksınız. Arap halklarının baskıcı zalimlerden kurtulabilme umuduyla büyük destek vermesi sonucu başlayan hareketlilik devam ediyor. Ancak artık zamanın daralması ve AB (PIIGS) ülkelerindeki öncül sarsıntılar nedeniyle oluşan çöküşteki hızlanma finans cambazlarını yeni arayışlara sevk etmiş gözüküyor.

ABD’deki bu arayışta diğer bir ibre içeriye dönmüş durumda. Hem de kendilerini kısa sürede rahatlatacak bir şeye. O da faturayı yeni vergiler yoluyla orta sınıf Amerikan halkına yüklemek. Bugünlerde sıkça konuşulmaya başlanan Wall Street işgalini bu şekilde değerlendirmek gerekiyor. Rango’nun suyu takip ettiği gibi parayı ve onu kimlerin kontrol ettiğini bulursanız yazdıklarımız anlamlı gelecektir.

Hatırlarsanız dünyanın en zenginleri arasında sayılan ABD’li Warren Buffett Ağustos ayında baklayı ağzından çıkardı. Hatta bu, Forbes’te vergi konusundaçok garip bir tartışma olarak karşılandı.

Burada bilinmesi gereken önemli bir nokta var. Bankerler dünyanın her yerinde vergiyi en az ödeyenler grubundadır. Bankacılıktaki küresel ağ sayesinde bankacılar, uluslararası operasyonları için vergilendirme açısından tam gizlilik ve en yüksek sırlarla önemli avantajlar sunan finans yerlerinde yapılanmaları nedeniyle neredeyse hiç vergi ödemezler.

Zenginler daha çok vergi ödesin diyerek tartışma başlatan milyarlarca dolarlık servete sahip Buffett’in geçen sene ödediği vergi ne kadar biliyor musunuz? Tam tamına 6,938,744 ABD doları yani 7 milyon dolardan daha az. Buffett sekreterinin bile daha fazla vergi ödediğini söylemiş.

Tahmini serveti 39 milyar dolar olmasına karşın 7 milyon doların altında vergi veren Warren Buffett’in zenginler daha fazla vergi versin diyerek, Soros’un ise hükümet bütçe kesintilerine aldırmadan borçlanmaya devam etmesi gerektiğinisöyleyerek Obama hükümetini yönlendirmeye çalışmakta.

Aralarında Coca Cola gibi büyük şirketleri de olan Buffett’in reel sektörde yer almasına rağmen bu kadar az vergi vermesi düşündürücü değil mi? Varın siz bankacıları tahmin edin. Çıkarılmaya çalışılan Buffett yasasından (Buffett rule) sonra da kendisi ve asıl diğer bankacılar düşük miktarda vergi vermeye devam edecekler. Wall Street işgalcileri ezilen yığınlar da tam karşı çıktıkları noktadan kendilerini vurmuş olacaklar. Soros’un ve hatta Fed’li bankacıların Wall Street işgalcilerine sempatiyle bakmaları boşuna değil. Böylece krizin faturası orta sınıf Amerikalılara çıkarılmış olacak. İşgalin başladığı 17 Eylülden bu yana protestocuların, Wall Street’in kalbi durumundaki Fed aleyhinde hiçbir açıklama yapmamaları ilginç. Aksine Wall Street işgalinin hızlı destekçilerinden Michael Moore gibi isimlerin Fed’i değil kapitalizmi bitirelim dediği biliniyor. İşgali başlatanların resmi sayfasında da Fed veya bankacılık aleyhine her hangi bir ifadenin bulunmaması düşündürücü.

Soros’un desteğinin sözle kalmayıp Wall Street işgalini organize eden kuruluşlarla finans bağlantılarından da bahsediliyor.

Obama’nın Buffett vergisi diye bilinen vergide sınırı ne kadar tutacağı belli değil. Yılda 200-250 bin dolardan daha fazla kazananlardan bahsediliyor. ABD’de yükselen enflasyon nedeniyle orta sınıf bir ailenin yıllık kazancı rahatlıkla bu rakamı bulabiliyor.

Öte yandan ABD’deki reel sektörü çok daha zor günler bekliyor. Geçtiğimiz günlerde U6 işsizlik oranının %16’yı geçtiği ifade ediliyordu. Vergilerin artırılmasının işsizliğe olumlu katkı sağlamayacağı kesin.

Wall Street işgali yoluyla çıkaracakları yeni Buffett vergi yasası sayesinde Amerikan halkı isteyerek kendi kendini vergilendirmiş olacak. Bir nevi ne olur beni vergilendir durumu. Bankacılar bu sayede faturayı geniş kitlelere çıkararak çöküşten kurtulmaya veya geciktirmeye çalışacaklar. Tutarsa…

Neticede ezilen yığınların sesi olduğunu iddia eden hareketin başlangıç ve bugünkü evrilme noktasına baktığımızda olayların Amerikan baharı olarak nitelenmesi pek mümkün değil. Tabi protestolar küresel çöküşün gerçek müsebbibi durumundaki Fed ve Wall Street merkezli uluslararası bankacılığa doğru yönelmedikçe. O zaman kedi çuvaldan çıkabilir.

 

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Share in top social networks!

Leave a Reply

*

Muhtevasını değiştirmemek şartıyla yazılardan istifade edebilirsiniz.
© 2011 Prof. DR. B. Gültekin ÇETİNER · Subscribe:PostsComments · Designed by Theme Junkie · Powered by WordPress

Faiz Lobisi