Subscribe:Posts Comments

You Are Here: Home » Ekonomi, Makaleler » Yabancıya toprak satışı

Share in top social networks!

Yabancıya Toprak satışı

Yabancıya Toprak Satışı meselesi Yastık altı altınlar gibi mevcut BDPS paradigması içerisinde çözüm geliştirme refleksini yansıtmaktadır. Hepsi Döviz açığını giderme ihtiyacından kaynaklanmaktadır. Alternatif yaklaşım için Döviz Açığı Problemine Çözüm yazısına bakabilirsiniz.

Yabancıya Toprak Satışı Meselesi

Yabancıya Toprak Satışı

Yabancıya Toprak Satışı

Aslında bugünkü yazıyı Avrupa’da seçim depremlerine ayırmıştık. “Problem yanlış tanımlanırsa” şeklinde başlık attığımız yazıda Avrupa’da seçim depremlerinin asıl sebebi olan BDPS ve KRS’nin halk tarafından bilinmemesi nedeniyle umutla seçtikleri yeni siyasi liderlerin BDPS içinde çözüm getiremeyeceğini uzun uzun anlatacaktık.

Ancak bugün yabancıya mülk satışı yasası nedeniyle pek çok kez sorulara muhatap olduk. Amaç problem yanlış tanımlandığında çözümün mümkün olmadığını anlatmaksa yabancıya toprak satışı daha uygun olur diye düşünerek gecenin geç saatinde bu yazıya karar verdik.

Mühendislikteki çok önemli kuraldır. Problemi yanlış tanımlarsanız hiçbir şekilde doğru çözüm üretemezsiniz. Problemi yanlış tanımlayarak çözüm beklemek, adeta at arabasının arkasına atı koşmak ve araba niye gitmiyor diye yakınmaktır.

Problem çözerken problemi doğru tanımlamak gerektiğine göre Yabancıya Toprak Satışı arkasındaki problem ne olabilir diye iyice düşünmek gerekiyor.

Aslında Yabancıya Toprak Satışı ve geçen hafta işlediğimiz Merkez Bankasının yastık altı altınları toplama meselesini incelediğimizde iki çok önemli olay bize gerçek problem hakkında yeterince bilgi vermektedir. İhracat artışı ihtiyacını da bunlar arasında saymak mümkün.

Her iki olayda ve ihracat ihtiyacında da asıl problem Türkiye’nin yurt dışı bağlantılı faaliyetlerinde duyduğu döviz ihtiyacı olarak ortaya çıkmaktadır. Yani problemi ilk etapta “Döviz Açığını Gidermek” olarak nitelendirebiliriz. Bu sene 75 milyar doları cari açık, kalan 132 milyar doları ise çoğu bankaların sıcak para girişinde (en az 60 milyar dolar) ihtiyaç duydukları olmak üzere yaklaşık 200 milyar dolarlık döviz ihtiyacı problemi var.

Mühendislik Tasarımı, Yenilikçi Tasarım ve Sistem Analizi ve Dizayn gibi derslerde yaratıcı problem çözme tekniklerini anlatırken Duncker diyagramları konusunu problem tanımlama ve çözmede nasıl kullandığımızı öğrencilerimiz bilir.

Teknik biraz kapsamlı ama çok kısaca anlatalım. İnsanlar -doğru tanımlamak şartıyla- problem çözmeye çalışırken iki durum söz konusudur. Bunlar “Arzulanan Durum” ve “Mevcut Durum”dur. Duncker’e göre çözüm için iki yol vardır: Birincisi problemin çözümü için arzulanan duruma uygun işlevsel ve spesifik çözümler bulmak… İkincisi ise mevcut durumu kabul edilebilir kılmak konusunda işlevsel ve spesifik çözüm üretmektir. İşlevsel çözüm ne yapılacağının, spesifik çözüm ise nasıl yapılacağının belirlenmesidir.

İnsanlar genelde hemen Arzulanan Durum üzerine yoğunlaşırlar. Ama yaratıcı problem çözme tekniklerinden birisi de Mevcut Durumu Kabul Edilebilir Kılmak diğer bir deyişle Arzulanan Durumu gerçekleştirmemeyi uygun hale getiren çözümler üretmektir.

Şimdi yabancıya toprak satışı yasası ve yastık altı altınlarla ilgili problemin çözümünü iki şekilde gerçekleştirebiliriz. Birincisi arzulanan durum olan “Döviz Açığını Gidermek” ikincisi ise mevcut durumu kabul edilebilir yap anlamında “Döviz Açığını Gidermemeyi Kabul Edilebilir Yap” ifadesidir.

Zaten BDPS altında öğrenilmiş çaresizlik içinde kıvrananlar Arzulanan Durum olan döviz açığını gidermek için kendilerince çözüm geliştirmeye çalışıyorlar.

Öte yandan bol miktarda toprağımızı yabancılara satmanın ne derece riskler ve olumsuzluklar taşıdığını kendileri de mutlaka bildiğinden bu mahzurların bir kısmını ortadan kaldırmak amacıyla yasaya da sınırlamalar koymuşlardır.

Benim tavsiyem yöneticilerin çözümün diğer tarafında düşünmelerini teşvik etmek. Yani “Döviz Açığını Kabul Edilebilir Kıl” ekseninde çözüm aramalarını tavsiye etmek. Çünkü BDPS içinde altın, toprak vs satışları gibi çözümlerin sürdürülebilirliği yok.

Öncelikle söyleyelim: Her ne kadar BDPS parayı ölçü aracı olmaktan çıkardıysa da paranın en önemli işlevi ölçü aracı olmasıdır. Dövize neden ihtiyaç duyulmaktadır? İki önemli neden var. İnsanların aklına gelen birinci neden ithalat yapılabilmesini sağlamak. Çünkü ithalat dövizle yani büyük çoğunlukla dolarla yapılıyor.

Açığı azaltmak için diğer tarafta zaten ihracatı ön görüyorlar. Ancak dediğimiz gibi o da ithalatı paralelinde getiriyor. Çünkü ihraç edebilmek için çoğu ürünü özellikle de yüksek katma değerli ürünleri ithal etmek zorunda kalıyoruz. Bu da makası döviz açığı yönünde arttırıyor.

Ancak döviz ihtiyacında çok daha önemlisi var.

Döviz açığının asıl tehlikeli kısmı bankalar

Aslında döviz açığının gerçek nedeni üzerinde durduğumuzda en az 60 milyar dolarlık kısmının bankaların sıcak para girişlerinden kaynaklandığını görüyoruz. Bankalar ABD’den, FED’in matbaalarında 24 saat mesaiyle bastığı ABD hükümetinin borçlanması dışında herhangi bir karşılığı olmayan duvar kağıdı maliyetindeki doları FED’den %0,5 gibi düşük faizlerle olmazsa küresel bankalardan %3-4 gibi faizlerle yurda borç alarak getiriyor.

Yurda gelince nasıl olsa bizim “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası” kolları açık onların risklerini omuzlanmış. Getirdikleri doları TL’ye çeviriyorlar. %8,5-9 civarındaki Devlet tahvillerine yatırıp hepimizi dış borç sarmalına banka aracılığıyla sokuyorlar. En fenası da KRS ile bu paranın 9 katı kadar havadan para yaratarak hepimizi borç batağına iyice daldırıyorlar.

Sene sonunda yurt dışındaki bankalara faizlerin ödenmesi vakti geldiğinde tekrar “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası”na gidip TL’yi dolara çevirip dışarıya ödüyorlar. Bu şekilde ülke servetinin bir kısmı yurt dışına çok daha fazlası ise içerideki bankalara akıyor.

Döviz olmazsa ithal edemeyiz korkusu

Dövizin ihtiyaç duyulduğu diğer alan ise ithalât. Döviz olmazsa ihtiyaçlarımızı ithal edemeyiz korkusu bunda ön planda.

Bugün mısır, buğday vs gibi tahıl ürünlerini bile yurt dışından ithal eder olduk. Bu gibi ürünlerde bırakın ithal etmeyiverelim. Yurt içinde üretimi arttıracak önemli bir unsurdur bu.

Diğer yandan “zaruretler icatların anasıdır” prensibiyle devletler arası takaslar dahil olmak üzere ithal etmek için farklı yollar bulunur merak etmeyin.

Çünkü Türkiye 75 milyonluk dev bir pazardır. Böyle bir pazara mal satmak isteyen çok ülke bulunacaktır. Dolar dediğiniz şey de bir ölçü aracıdır. Değerli bir müşteriyseniz ve birileri de size mal satmayı kafasına koyduysa gerekli ölçü aracını bulurlar. Siz hiç hayıflanmayın.

Merkez Bankası neden döviz tutuyor?

Döviz rezervi tutmak çok maliyetlidir. Özellikle bizdeki Merkez Bankası gibi bir kurum dövizle sıcak para temelli işlem yapan bankaların riskini garanti etmeye kalkarsa. Siz bir iş yapmaya kalktığınızda devlet sunduğu garantilerle sizin bir şekilde riskinizi ortadan kaldırıyor mu? Neden sıra bankalara veya ithalâtçılara geldiğinde Merkez Bankası onların tüm risklerini üstleniyor?

Merkez Bankası neden döviz rezervi tutmaya ihtiyaç duysun?

Merkez Bankası neden döviz rezervi tutuyor? Bankaların sıcak dolarları getirip burada devlet yani hepimiz üzerinden kazanması, bunları KRS ile 9 katı sanal para yaratmakta kullanıp faiz gelirlerini kat be kat arttırması için mi? Onlar kazanacak diye Türkiye halkı yastık altındaki altınları kaybetmek, ya da yabancıya mülk satma pahasına duvar kâğıdı maliyetindeki dolarlarla değiştirmek zorunda mıdır?

Bunlar döviz açığını kabul edilebilir kılacak çözümler konusunda akla ilk gelenler.

Belli bir süre içerisinde alınacak tedbirlerle özellikle bankaların sıcak para girişleri temelli faaliyetlerinin riskleri kesinlikle Merkez Bankası tarafından üstlenilmemeli.

İthalatçı firmalar açısından da özellikle üretimi Türkiye’de gerçekleştirilebilecek ürünler konusunda hiçbir riskin üstlenilmemesi yönünde kararlar alınmalıdır. Kazanç sağlayacaksa gitsin dolarını nereden bulursa bulsun.

İthalat konusunda bir kaç ülke başı çekmekte. Bunların çoğu da komşulardan oluşmakta. Onlarla başka değişim araçları kullanılması konusunda takas da dahil olmak üzere çözümler geliştirilebilir.

Kısaca asıl yaratıcı ve gerçek çözümler bu yönde gözüküyor. Çünkü “Arzulanan Durum” çözümleri BDPS’cilerin tarafı… Ve ülkeyi götüreceği yer belli.

Problemin çözümü iki yoldan biri. Yani; “Döviz açığı ihtiyacının karşılanmasını” veya “döviz açığı ihtiyacının karşılanmamasını kabul edilebilir kılan” çözümler. BDPS’cilerin önerdikleri kolay olan ama sonucu Yunanistan olmaya giden ilk yol mu yoksa daha zor olan ama sonu ferahlık olan ikinci yol mu?

Çözüm önerileri yeterince tartışılmadığı ve araştırılmadığı için yapılacak şey yasanın tekrar değerlendirilmesine imkân tanınmasıdır. Gerekirse bu yasayı referanduma götürme dâhil olmak üzere yeterince tartışılması yönünde zemin oluşturulmalıdır.

Prof. Dr. B. Gültekin Çetiner

10 Mayıs 2012 Perşembe

http://www.drcetiner.org

twitter.com/drcetiner

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Share in top social networks!

2 Comments

  1. Anonim diyor ki:

    [...] [...]

Leave a Reply

*

Muhtevasını değiştirmemek şartıyla yazılardan istifade edebilirsiniz.
© 2012 Prof. DR. B. Gültekin ÇETİNER · Subscribe:PostsComments · Designed by Theme Junkie · Powered by WordPress

Faiz Lobisi