Subscribe:Posts Comments

You Are Here: Home » Ekonomi, Genel, Makaleler » Borç yüzünden intiharlar

Share in top social networks!

Borç yüzünden intiharlar

Borç Yüzünden İntiharlar

Borç Yüzünden İntiharlar

İnsanların borcu yüzünden intihar vakasına rastlamadığımız neredeyse tek bir günümüz yok. Konuyla ilgili olarak internette “borç yüzünden intihar” diyerek arama yaptığınızda milyonlarca sonuç gelmekte. Buna “borç yüzünden hapis” veya “borç yüzünden boşanma” gibi farklı şekilleri de eklediğinizde aramada gelen sonuçların birkaç milyona katlandığını görebilirsiniz.

Bu aramayı küresel düzeyde de yaptığınızda benzer sonuçlara ulaşabilirsiniz.

Mükerrer sonuçları eleyip bir araya getirirseniz her biri diğerinden acıklı yüzlerce hikayenin toplandığı binlerce sayfalık kitaplar yazılabilir.

Bazen aynı gün birkaç tane intihar vakasına rastlanıyor. Çeşitli beyanatlarda 10 binlerce kredi kartı borçlusunun cezaevinde olduğu, 15-20 milyon icra dosyası bulunduğu ve 100 binlerce kaçak yaşayan kredi kartı borçlusundan bahsedilmekte.

 

Kabul edilmelidir ki intihar olayı çok ciddi bir durum. İnsanın kendisine emanet edilen hayat gibi değerli bir varlığını sona erdirmeye karar verebilmesi kolay bir hadise değil. Şüphesiz bunun manevi ve inanç boyutu da önemli. Zira bizim inancımızda intihar çok büyük günahlardan sayılıyor ve inançlar önleyici açıdan büyük öneme sahip. Ancak inanca sahip olmasına rağmen hayatın yükünü omuzlarında taşıyamayacağını düşünerek intihar edenlerin de olduğu bir gerçek.

Pekiyi acıklı hikayelerin bu şekilde artışı sizce bir tesadüf olabilir mi? 10-15 sene önce intihar vakalarının sayısının azlığı incelendiğinde bunun özellikle mevcut modern kölelik sistemi BDPS ile yakın ilişkisi olduğu hemen gözlemlenebilir. Teğet geçme yazısında yıllara göre kredi kullanma miktarındaki artışları incelediğimizde 2002 yılında kullandırılan tüketici kredilerinin 6 milyar civarındayken 2011 yılında 219 milyar liraya çıktığını görmekteyiz.

Eminim sosyal bilimciler intihar istatistiklerini incelediğinde kullandırılan kredi oranlarına paralel olarak intihar ve borç bedeniyle hapis türü vakalardaki artışı göreceklerdir.

Bildiğiniz gibi ekonomideki para sanıldığının aksine devlet tarafından değil bankalarca havadan üretiliyor (BDPS/KRS). Ama bize faizini gerçek olarak ödettiriyorlar. İşte bu büyük bir zulüm!

Hal-i hazırda durum şu. Piyasada 54 milyar lira para mevcut. Toplam kredi kartı borçları ise 220 milyar lira. Yani herkes aynı anda borcunu ödemeye kalksa 170 milyar liraya yakın para yok. Matematiksel olarak paranın ödenmesi mümkün değil (Issız Ada Hikayesi).

Şimdi durum yukarıda anlatılanlar gibi olunca suçu sadece bilinçsiz kredi kartı kullanımına bağlamak adil değil.

Merhum Mehmet Akif şiirinde Hz. Ömer’e atfen şöyle der;

“Kenar-ı Dicle’de bir kurt aşırsa bir koyunu,

Gelir de adl-i İlâhî sorar Ömer’den onu!”

Aslında olay Hz. Ömer hassasiyetine sahip olmanın ötesinde… Zira sistem 2+2=4 gibi kesin şekilde insanları borç batağına sürüklüyor. Ekonomideki 54 milyarı devlet piyasalara borçlanarak üretirken Kısmi Rezerv Sistemiyle (KRS) paranın %90’lık kısmını bankalar havadan kredi vermek suretiyle var ediyor.

%10’luk fiziksel kağıt paranın üretilmesiyle sonuçlanan süreçte devlet isteksiz. Çünkü bunu yapmak için borçlanması gerekiyor. Öte yandan üretilen bu fiziksel parayı kaldıraç olarak kullanan bankalar KRS’yle hayali yani sanal paralar üretiyorlar. Ekonomide kimsenin üretmediği faiz ve kar payları miktarı insanların servetlerinden bankalara aktarılıyor. Tam bir yağma Hasan’ın böreği durumu.

İşte böyle bir ekonomide insanların görmesini istemedikleri acı gerçek şu. Kriz paranın krizi ama insanlara paranın nasıl üretildiği öğretilmiyor ve sorgulaması istenmiyor.

Problem doğru tanımlamadan çözüm bulunamaz. Akan çatının altına konan kova misali trajikomik çözümler (örnek; faiz indirme çıkarma, enflasyonu yapay şekilde kontrol altına alma çözümleri) dışındaki gerçek çözüm önerilerine küresel medyada yer verilmiyor. Algılar bu doğrultuda yönlendiriliyor. İnsanlar yanlış yerlere odaklandırılarak problemi doğru tanımlayamaz hale getirilmiş.

Durum böyle olunca intihar vakalarında sorumluluğun çoğunluğu kredi kartlarını kullananların aç gözlülüğüne veya bilinçsiz kullanımına bağlanıyor.

Halbuki tüm bu binlerce intihar, hapis vs ne varsa asıl nedeni bu soygun sistemi olan BDPS’dir. Merkez Bankaları matbaalarında devleti borçlandırarak basılan para kıt hale getiriliyor. KRS ile de insanlar kredi kullanmaya mahkum ediliyor.

Bir insanın öldürülmesi tüm insanlığın öldürülmesi gibidir. Bu sistem milyonlarca insanı borç batağına, düşüncesizce veya zaruretten dolayı borca düştükten sonra kendini tamamen çaresiz hisseden zavallı insanları da bunalıma ve sonuçta intihara sürüklüyor.

Devletler devlet olma erkini parayı yoktan var eden bankalara devretmiş durumda ve bu zulmü adeta öğretilmiş çaresizlik içinde seyrediyor.

 

Prof. Dr. B. Gültekin Çetiner

http://www.drcetiner.org

twitter.com/drcetiner

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Share in top social networks!

6 Comments

  1. selim aydın diyor ki:

    Selamun aleyküm hocam
    Hocam iran’ın Türkiye’ye altınla petrol/doğalgaz satması ilk bakışta enerji için dolar gereksinimine ihtiyacımızı ortadan kaldıracakmış gibi görünse de aklıma kötü şeyler getirmiyor değil.

    1. İran bize altına karşılık petrol satıyor, ancak biz irana mesela domates sattığımızda iran da domatese karşılık bize altın verecek mi? bu ticaret platonik olabilir!

    2. Çin’in şu sıralar altın toplama gayretinde olduğunu sağır sultan biliyor. Acaba Çin, İran’ı Abd’in saldırısına karşı koruma karşılığında İran’dan altın mı istedi ki, iran elindeki petrolü Türkiye’ye altına karşılık satıyor? Çin erken davranıp yastık altımıza FED’den daha önce el atmak için İranı converter (petrolü altına dönüştürücü) olarak kullanıyor olabilir.! Eğer bu altınla yapılan ticaret, her ürün ve alanda ve karşılıklı olacaksa, işin Çin kısmı sadece benim korktuğum su-i zanım, zararı yok.. Yok eğer altınla ticaret sadece petrol ve doğal gaz’ı kapsıyorsa, korkarım komplo teorim doğru. Çünkü Türkiye ileride inşallah BDPS’den vaz geçip parasını kendisi altına karşılık basmaya kalktığı zaman elindeki altının hepsini çoktan Çin’e kaptırmış olacak ve kendisine karşılık para basacağı bir altın rezervi olmayacak. Burnuma pis kokular geliyor.

    siz ne dersiniz hocam?

  2. Gultekin Cetiner diyor ki:

    Aleykumselam
    1. Domatese karşılık belki altın değil ama petrole karşı anlaşmaya bağlı olarak başka şeyler takas edilebilir. Diğer çözüm yolları ise bizim Yeni İpek Yolu vizyonumuzda mevcut. BDPSciler veya öğretilmiş çaresizlik içinde kıvrananlar anlamaz tabi. Mete hocanın 8 Deniz Yaylası kitabını tavsiye ederim.

    2. Altınların dışarıya dolar denen kağıt parçasına karşılık satılmasına karşı çıkıyoruz. Bu ayrı mesele ama parayı illa ki altına karşılık basmaya niçin gerek duyulsun? Para ölçü aracı. Terazinin bir kefesindeki mal ve hizmetlere karşılık diğer kefeye dengelemek için koyduğunuz şey. Issız Ada Hikayesinde bildiğiniz gibi BDPS onu ölçü aracı olmaktan çıkarıyor. Adada ilk yıl basılan 50 Lira ve sonraki yıllar bileşik faizle miktarı artan para var. Terazinin bir kefesinde para miktarı BDPS/KRS’yle bileşik faizle artarken diğer kefesinde mal/hizmet o kadar hızlı artmıyor. Bu da enflasyona neden oluyor. MB’ları da enflasyonu düşürmek için fiyat istikrarı adına faizleri artırarak yapay şekilde parayı (50 liralık fark gibi) piyasadan çekiyorlar. Enflasyonu yapay şekilde düşürüp böylece reel olarak faizi ödetiyorlar.

    Devlet terazinin para kefesindeki para miktarını faizsiz ve mal hizmetlerin karşılığında dengelerse kağıt paranın mahzuru yok. Bunun ekonomiye getireceği zenginliği tahmin edebilirsiniz.

    Faizsiz Parayı devlet tam miktarında ne eksik ne fazla basar. Diyelim basılan para fazlaysa enflasyon artar. Bu durumda ertesi sene vergi gibi yollarla fazla miktarı çeker. Eğer azsa ertesi sene para miktarını artırır.

    Altına dayalı para basmak bu altını ellerinde tutanların tekel olmaya devam etmesidir. Bunlar muhtemelen kağıt para çökünce altına dayalı diye sistemi yeniden başlatmaya çalışabilirler. Bilgisayarı resetleme gibi. Altına dayandırarak kendimizi sınırlamaya hiç gerek yok.

    Umarım anlatabildim.
    Selam sevgi ve saygılarımla

  3. selim aydın diyor ki:

    selamun aleyküm hocam

    kağıt para elbette altına dayalı olmak zorunda değil, mal ve hizmete göre basılır ancak, kağıt parayı bir tuvalet kağıdı ve yahut bir yumurtaya karşılık basarsak bu ikisini tükettiğimizde onlara karşı bastığımız parayı da sobada yakmamız icab etmez mi?

  4. Gultekin Cetiner diyor ki:

    Aleykumselam
    Güzel soru. Bunların üretimini ve dönemsel olarak tüketim hızlarını da düşünerek aynı zamanda paranın dolaşım hızını da işin içine katarak paranın miktarını ayarlamak gerekir. Evet bunlar tüketilir ama özellikle bu tür temel ihtiyaç maddeleri belli miktarda sürekli üretilmek zorundadır. Parada en önemli gerekçe de takasta kullanabildiğiniz bir ölçü aracı olmasıdır (Issız Ada Hikayesinde bildiğiniz gibi). Önemli olan para arzının istikrarıdır. Libya yazısında da bahsetmiştim. Diğer Merkez Bankaları fiyat istikrarı adına fiyatları manipüle ederken (enflasyon düşürme numaraları) eski Libya Merkez Bankası para istikrarını amaçlamış. Libya’nın enflasyon oranları bunu gösteriyor (http://drcetiner.org/makaleler/libyada-enflasyon-oranlari.html). Enflasyon sıfırın altına iniyor yine çıkıyor sonra tekrar iniyor. Para miktarını ayarlamaya çalışmalarının göstergesi bu.

  5. selim aydın diyor ki:

    O halde cevabınızdan anladığım şu;

    Tuvalet kağıdı ve yumurtaya karşılık olarak ta para basılır ancak, bunlar tüketilip yok edildiklerinde, onlara karşılık basılan parayı imha etmek gerekmez. Onun yerine fabrikadan yeni çıkıp piyasaya girmiş bir dayanıklı tüketim malına karşılık yeniden para basılmayıp, yumurta ve tuvalet kağıdına karşılık basılan hazır para bu dayanıklı tüketim malına karşılık basılmış kabul edilir, ona karşılık sayılır. Böylece ölenin elbiselerini yeni doğan giymiş olur. Yanlış mı anladım hocam ?

  6. Gultekin Cetiner diyor ki:

    Bunlar günlük hadiseler. Yumurta bugün tüketildiyse yarın da üretilip tüketilir. Bakmanız gereken; bir senede tüketilen yumurtayı alabilmek için paranın dolaşım hızını da katarak hesaplayacağınız bir değer. Her yumurta için para basmıyorsunuz. Diyelim senede 100 yumurtayı üretip tüketiyorsunuz. Bunu karşılayacak kadar para düşünün. Her biri 1 liraysa. 100 lira basmıyorsunuz. Daha az basmanız lazım. Paranın dolaşım hızını da hesaba katmalısınız. Yani aynı parayla birden fazla yumurta alınabilir.
    Diyelim yumurta aldınız para verdiniz. Verdiğiniz kişi de 10 gün sonra aynı parayla başka yumurta alabilir.

    Kısaca paranın dolaşım hızı nedeniyle 760 milyar dolarlık ekonomide 760 milyar dolardan daha az paraya ihtiyaç var. Ama tabi 54 milyar değil bu. 760 milyar dolarlık ekonomideki piyasada şu anda 700 milyar lira toplam para var.

    Ama sıkıntı bildiğiniz gibi 650 milyar lirası sanal yani yok. Bankalar tarafından kredi verilerek havadan yaratılmış durumda. Bunu sanal halden borca dayalı olmadan üretilen fiziksel kağıt parayla değiştirdiğinizi düşünün.

Leave a Reply

*

Muhtevasını değiştirmemek şartıyla yazılardan istifade edebilirsiniz.
© 2012 Prof. DR. B. Gültekin ÇETİNER · Subscribe:PostsComments · Designed by Theme Junkie · Powered by WordPress

Faiz Lobisi