Subscribe:Posts Comments

You Are Here: Home » Din, Genel, Makaleler, Politika, Siyaset » Fransız Devrimi’nden miras “ULUS” kavramı

Share in top social networks!

Fransız Devrimi’nden miras “ULUS” kavramı

Fransız Devrimiyle ulus kavramı kavramsal çerçevede önemli bir konuma oturtulmuş aynı kavram ailesine giren diğer kavramların konumu yeniden buna göre yer değiştirilip yeni bir tertibe sokulmuştur. Buna göre doğru olarak; ulusal dil, ulusal ekonomi, ulusal güç, ulusal zenginlik, ulusun önderleri… ‘inden söz edilmeye başlanmıştır. Fakat öte yandan; akleden bir ulus, bilgili bir ulus, zulmeden bir ulus, yanlış yolda olan bir ulus, anlayışlı bir ulus, düşünen bir ulus… gibi ulusların karakterlerini belirleyen tamlamalar yürürlükten kaldırılmış, bunlar zamanla kullanılmaz hale getirilmiştir.

Her türlü sosyo-politik tutumun belirlenmesinde son söz ulusunmuş illüzyonu yaratılmasını sağlamak için ulustan çıkan ileri gelen yöneticilerin hazırladığı anayasalarla sosyo-politik kavramsal çerçeveler oluşturulmuştur. Tabi din de bu çerçevelere sokularak bu çerceveler içinde geliştirilecek kural ve kurumlarla yeniden yapılanmaya sokulmuştur. Kilisenin varlıklarına el atılıp sosyo-politik gucu elinden alınmış, anayasal kavram çerçevesine bağımlı kılınmıştır. Artık ulus bu çerçeve içinde dilediğini (?!) kanunlaştırma, kurumlaştırma, uygulama özgürlüğüne kavuşturulmuştur. Illüzyonu tamamlamak için bütün bunlar anayasal kavramsal çerçevede ulusun dileğiyle(?!) gerçekleştiriliyor sanısı ön plana çıkarılmıştır. Hiç kimse çıkıp da böyle bir sahne dekorda “ulusun dileği”‘nden söz etmenin _anlamı_ ne? diye ciddi bir soruşturmaya girmemiştir.

Fransız Devrimi ulus kavramını kısmen açıklığa kavuşturmakla esir ulusların uyanıp “ulusal bağımsızlık”‘larını kazanmaya çabalamalarına ortam hazırlamıştır. Fakat Fransız Devrimi bu uyandırdığı ulusların nasıl yeniden uyumlu bir şekilde bir arada yaşayabilecekleri sorunlarına çözüm getirememiştir, getiremeyecektir. Getiremeyecektir diyorum bu getiremeyecektir geleceğe taş atmaktan doğan bir öneri değil, fakat Devrimin dayandığı kavramsal çerçevenin sonucu gramatik bir gözlemin ifadesi. Yani Fransız devriminin kavramsal çerçevesi içinde böyle sorunlara çözüm yoktur, bunlar olsa olsa bürokratik sürüncemelerde bırakılıp, bir çözüme ulaştırılamadan bu sorunlar içinde yaşayan ulusların varlık ve enerjilerinin boşa harcanmasıyla sağlanmaya çalışılmaktadır…

 

Bu işi Fransız Devrimcileri tamamlayamazsa kim tamamlar? Bence Müslümanlar tamamlar…devrimin üzerine yeni bir devrim gerçekleştirerek. Ulus kavramının üzerine düşen görevden fazlasını onun sırtından alıp, kırılmak üzere olan belini doğrultmasına fırsat sağlayarak… Müslümanların benimsediği kavramsal çerçeveye göre “ulus” kendi başına pek bir iş beceremeyen bir kavramdır. Aynı kavram ailesine düşen daha birçok önemli kavramlar vardır, bu kavramlar içinde “ulus” kavramının önemi küçümsenmese de yeri ve rolü değişiktir. İşte bu kavram ailesine şunlar girmektedir: Millet, Ümmet, Din, Ulus. Halbuki Fransız Devrimi bütün bu ailenin sorumluluğunu birinin sırtına “Ulus”‘un sırtına yıkmaya çalışmıştır. Artık “ulus”‘da bunun altından çıkamaz hale gelmiş “Yeteeeer!” demeye başlamıştır. İşte Müslümanlar bu feryada kulak vermelidirler, tabi bu hengamede duyacak kulak kaldıysa ;-)

Chevalier des Mots

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Share in top social networks!
Etiketler:,

1 Comment

  1. [...] TOPLULUKLAR oluşturarak imparatorluklardan mücadeleler içerisinde ayrıldılar. Ayrıntı için Fransız Devrimi’nden İcat ULUS Kavramı yazısına [...]

Leave a Reply

*

Muhtevasını değiştirmemek şartıyla yazılardan istifade edebilirsiniz.
© 2017 Prof. DR. B. Gültekin ÇETİNER · Subscribe:PostsComments · Designed by Theme Junkie · Powered by WordPress

Faiz Lobisi