Subscribe:Posts Comments

You Are Here: Home » Ekonomi, Genel, Makaleler, Üretimde Reform » Üretimde Reform Kanunu Tasarısı

Share in top social networks!

Üretimde Reform Kanunu Tasarısı

Zeytinlik Sahaları İmara Açılıyor

Zeytinlik Sahaları İmara Açılıyor

Bugünlerde Üretimde Reform Kanunu Tasarısı hakkında çalışmalar yürütülüyor. Tam bir değersayım (paradigma) felci ürünü olan yasa tasarısı ile ilgili görüşlerim aşağıda yer almaktadır. Bu görüşlerimi Dekanlık aracılığıyla yetkililere de gönderdim. Tasarının ayrıntıları ekteki pdf dosyasında mevcuttur.

Üretimde Reform Kanun Tasarısı ve “Üretim Reform Paketi Çalıştayı” ile ilgili olarak kişisel görüşlerim

Üretim Reformu Yasa Tasarısının pek çok maddesi incelendiğinde klasik Endüstri 1 ve Endüstri 2 diye adlandırılan Kitlesel (Seri) Üretimci Sanayi devrimleri mantığıyla hazırlandığı görülmektedir. Bunun bir değersayım (paradigma) değişimine ihtiyaç duyduğu ve bu değişimi yapmadan mevcut zihin yapısıyla ortaya çıkması bilgi toplumunun ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak olduğu değerlendirilmektedir.

Yasaya genel itibariyle bakıldığında başta zeytinlik gibi tarım arazilerinin kaybedilmesi başta olmak üzere doğal kaynaklar ve tarım arazileri üzerinde tabandaki üreticiler yerine fabrikasyon ve sanayileşme tarzında üstte büyük sanayi kuruluşlarının lehine sonuçlanacak üretim tarzlarının egemen kılınacağı yönünde düzenlemeleri içermektedir.

Yasa maddeleri oluşturulurken aşağıdaki hususların dikkate alınmasının tabandaki üreticilerin üretim reformundan faydalanması ve bilgi toplumuna yönelik bir yapılanma için gerekli olduğu düşünülmektedir.

A) Kitlesel (Seri) Üretim yerine Tabanda Üretimin Teşvik edilmesi

Sadece büyük yatırımları gerektiren kitlesel üretimin teşvik edilmesi yerine çeşitliliğin hakim olduğu bir üretim reformu esas alınmalıdır.  Bunun için de aşağıdaki 6 husustan mümkün olduğunca kaçınılmalıdır.

  1. A. 1) Standartlaşma: Kitlesel Üretim sistemlerinde tüm ürünlerin standart hale getirilmesi çeşitliliği ortadan kaldırmaktadır. Gelişmiş batı ülkelerinde kitlesel imalattaki standartlaştırılmış üretim yerini “mass customization” dediğimiz kitlesel bireyselleştirilmiş üretime bırakmaktadır. Standartlaşma yüksek katma değerli ürünlerin üretilmesine engel teşkil etmektedir.
  2. A. 2) Yeteneksizleştirici Uzmanlıklar Bürokrasisi: Bununla yüksek katma değerli ürünler üretilmesi gibi karmaşık bilgi süreçlerini içeren bir üretim tarzı için karar verme aşamalarında sürekli uzmanların ve bürokrasinin işin içerisine sokulmasının bilgi toplumunda üretim yapacak insanların bilerek veya istemeyerek engellenmesine vurgu yapmak istiyorum. Önerilen çeşitli yasa maddelerinde tabandaki üreticileri caydıracak ve zaten var olan dev bürokrasiyi daha da güçlendirecek bir tarz mevcuttur: Örneğin zeytinlikler üzerine yasa maddesi önerilirken “Bu durumda, yatırımın yapıldığı alan içinde bulunan zeytin ağacının iki katı kadar zeytin ağacının, Bakanlık tarafından gösterilecek yere dikilmesi zorunludur. Bu yükümlülüğe aykırı hareket edenlere, dikilmesi zorunlu ağaç başına ikiyüz Türk Lirası idari para cezası uygulanır.örneğinde olduğu gibi bir yasa metninin hem caydırıcılığının olmaması hem de bürokrasi getireceği apaçık durumdayken önerilmesi gibi. Yine benzer şekilde YÖK yasasında Üniversitelerin Teknoloji Transfer ofislerini açmak için EK MADDE 31 – (1) Yükseköğretim kurumları, Ar-Ge ve yenilikçilikle ilgili olarak kamu ve özel sektör ile işbirliği yapmak, üretilen bilgi ve yapılan buluşları fikri mülkiyet kapsamında koruma altına almak ve uygulamaya aktarmak üzere, Yükseköğretim Kurulundan önceden izin alınarak, yükseköğretim kurumu yönetim kurulunun kararıyla sermaye şirketi statüsünde teknoloji transfer ofisi kurabilirler” Teknoloji Transfer Ofisi kurabilmek için YÖK’ten izin alınmaya ihtiyaç duyulması gibi. Üniversite’nin Teknoloji Transfer Ofisi kurabilmek için bile YÖK’e müracaatının gerekmesi yeteneksizleştirici uzmanlık örneği olarak verilebilir. Tabanda üretim tarzında reform için bürokrasinin mümkünse kaldırılması veya en aza indirilmesi ilke olarak benimsenmelidir.
  3. A. 3) Odaklanma ve Merkezileşme yerine bilgi ve üretimin tabana yayılması: Kitlesel imalat yerine çeşitliliği artıracak şekilde bilgi ve üretimin sağlanması için okul ve üretim sisteminde köklü değişiklikler gerekmektedir.  Örneğin YÖK kanununda şöyle bir ayrıntıyla mesleki yeterlilikleri artırması önerilmektedir: “Lisans düzeyinde öğretim: MADDE 43 – Yükseköğretim, harca tabi olup bu kanunda belirlenen amaç ve ana ilkelere göre aşağıdaki şekilde düzenlenir. … “e. Üniversiteler, lisans düzeyinde eğitim veren fakültelerinde okuyan öğrencilerin eğitimleri süresince teorik derslerin yanı sıra mesleki beceri ve yeterlilik kazanımlarını sağlamak üzere eğitimlerinin en az 1(bir) yarıyılını işyerinde yapmalarını zorunlu kılabilir.” Oysa bu tür tariflerle YÖK üzerinden koşul sağlama yerine üniversitelerin kendilerinin esnek şekilde öğrencilerinin mesleki beceri ve yeterlilik kazanmaları için serbest bırakılması ancak bunlar için üniversitelere destek sağlanması amacıyla teşvikler konulması düşünülebilir. Odaklanmayı belli merkezi yapılar yerine üniversitelerin ve diğer Milli Eğitime bağlı kurumlara bırakmak düşünülmelidir. Özellikle Milli Eğitimde tek bir müfredatın alt düzeye kadar yayılması yerine eğitim kurumlarının yörelerindeki üretim potansiyellerini fırsata dönüştürecek şekilde uygulamaya yönelik olarak şekillendirilmesi düşünülebilir.
  4. A. 4) Katı Zaman ve Mekan Odaklı Bilgi Yönetimi ve Ekonomide Üretim Yerine Esnek Zamanlılığın Yaygınlaştırılması: Mevcut 4+4+4 (12 yıl) Zorunlu Okul Sistemi Endüstriyel Çağın kitlesel üretimci anlayışını yansıtmakta olup bunu değiştirmek için Milli Eğitim ve okul sisteminde ciddi esneklikler sağlanması gereklidir. Üretim reformunda yüksek katma değerli ürünler üretecek bilgiler ve üretim tarzları oluşturulacak bilgi üretme ve öğrenme sistemi mevcut diploma güdümlü yapıyı tamamlayan çoktan seçmeli sınav araçlarıyla sağlanamaz. Artık internet üzerinden veya başka esnek öğrenme yapılarıyla insanların bilgileri özgürce edindiği Dünyada insanları 12 yıllık kitlesel eğitim sistemi ötesine taşıyacak yapılanmalara ihtiyaç vardır. O nedenle eğitimle ilgili esneklikler ve yetkinlikler çerçevesinde zaman esnek yasa maddeleri içerilmelidir. Bilgiyi tabana yayacak ve zaman kısıtını ortadan kaldırıcı esnetmeler yapılmalıdır. Buna en köklü değişiklik yetkinliklerin ölçülmesi temeline dayalı bir eğitim sistemi ile zorunlu eğitim sisteminin esnek bir yapıya geçilmesi olmalıdır. “En az şu kadar sene şu kadar süre bir okulda okumuş olmuş gibi” kriterlerin bilgi toplumunda gereksiz kısıtlamalar olduğunu düşünüyorum. Örnek vermek gerekirse 657 sayılı yasa Madde 9’da en az  “g) En az üç yıl süreli yükseköğrenim veren fakülte ve yüksekokulları bitirerek mesleğe özel yarışma sınavı ile giren ve belirli süreli meslek içi eğitimden sonra özel bir yeterlik sınavı sonunda (veya yüksek öğrenimli olup, özel kanunların öngördüğü şartları taşıyanlardan en az sekiz yıl mesleki görev yaptıktan sonra yine bu kanunların öngördüğü usule göre seçilerek) atanan Başbakanlık, Bakanlık, Müsteşarlık, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Bağımsız Genel Müdürlük ve Büyük Şehir Belediyesiyle Büyük Şehir Belediye sınırları içindeki ilçe Belediyeleri Müfettişleri, Başbakanlık Uzmanları……..” kısmında insanların yetkinliklerinin zaman kısıtlamasına tabi tutulması gösterilebilir.

B) Açık Kaynak Bilgi Kültürü ve “Kendin Yap” Kültürünün geliştirilmesi: Yeni ve katma değeri yüksek bir şeyi üretmek öncelikle mevcudu üretebilmekten ve ondaki sorunları görebilmekten geçer. Uygulanmayan bir şeyde sorunların görülmesi imkansız gibidir. Bu nedenle her türlü ürünün üretiminde Açık Kaynak ve “Kendin Yap” kültürü önem arz etmektedir. Öğrenciler artık öğrenmenin çoğunu okullar yerine özellikle internet temelli olarak gerçekleştirmektedirler. Sadece eğitim kurumları değil medya ve iletişim dahil tüm kurumların bilginin toplum tabanında açıkça dağılması için yasal tedbirler alınmalıdır. Okullarda bilgilerin ezbere dayalı olmaması için okulların kendilerinin bilgi ve beceri artırıcı şekilde kendin yap kültürünü yaymalarına olanak tanınacak şekilde müfredat çeşitlemesi yapmasına zemin hazırlayıcı olunmalıdır. Açık Kaynak ve “Kendin Yap” kültürünün gelişmesine yönelik olarak çalışma yapan tüm ilgili kurumlara teşvik desteği sağlanabilir. Devletçe desteklenen araştırma projeleri açık kaynak koşullu yapılarak açık kayna kültürünün gelişmesi desyeklenmelidir.

C) Tasarımcı ve Girişimci bireyler yetiştirilmesi için kültür oluşturma: Üretimde reform için olmazsa olmaz denilen şey bireylerin tasarımcı ve girişimciler olarak yetişmesidir. Sadece eğitim kurumları değil buna veren tüm kurumlar desteklenmelidir.

Büyük odaklılık yerine küçük odaklılık: Bilgi toplumunun temeli üretimde büyük firmaların ağırlığı yerine tabanda çok sayıda insanın problem çözme, “kendin yap” kültürüyle bilgi ve becerilerini geliştirmesi şeklinde desteklerle oluşmaktadır. Batıda dev firmaların pek çoğunun garaj kültürüyle başlaması tesadüf değildir. Bilginin tabana yayılmasını veya tabanda bilgi üretilmesini güvence altına alacak yapılanmalar daha elverişlidir. Büyük ölçekli bilgi yatırımı gerektiren projeler devlet desteğiyle yapılıyorsa açık kaynak koşulunu taşımalıdır.

Taslağı Üretim_Reform_Paketi_Kanun_Tasarısı_Taslağı bağlantısından indirebilirsiniz.

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Share in top social networks!

Leave a Reply

*

Muhtevasını değiştirmemek şartıyla yazılardan istifade edebilirsiniz.
© 2016 Prof. DR. B. Gültekin ÇETİNER · Subscribe:PostsComments · Designed by Theme Junkie · Powered by WordPress

Faiz Lobisi