Subscribe:Posts Comments

You Are Here: Home » Eğitim, Ekonomi, Genel, Makaleler, Yükseköğretim » Yükseköğretim parasız olmalı

Share in top social networks!

Yükseköğretim parasız olmalı

Bugüne kadar yazdığımız yazılarda paranın devletçe üretilmediğini, paranın fiziksel olarak üretilen %10’luk kısmının devlet tahvilleri denen devleti borçlandırma süreçlerinde ortaya çıkarıldığını ayrıca paranın geriye kalan %90’ının Kısmi Rezerv Sistemi (KRS) dediğimiz süreçlerle bankalar tarafından havadan sanal para olarak yaratıldığını anlattık.

Bildiğiniz gibi Borca Dayalı Para Sistemi (BDPS) diyerek kristal netliğinde tanımladığımız bu sistemde paranın var olabilmesi için birilerinin borçlanması gerekmektedir. Bankalar tarafından üretilen %90’lık büyük kısımla vatandaşlar borçlandırılmakta. %10’luk fiziksel para üretimi sürecinde ise devlet borçlandırılmakta… Yani bu sistemde borç yoksa para da yoktur. Hem devlet hem de vatandaşlar ekonomide kimsenin üretmediği faizi ödemek için servetleri sürekli bankalara aktarmak durumundadır.

Kendi parasını basamayan devlet de yeni borçlanmalardan kaçınmakta ve toplumsal hizmetleri yerine getirememektedir. O yüzden 760 milyar dolarlık ülkemizde sadece 54 milyar TL parayla ekonomi döndürülmeye çalışılmaktadır. Ancak bu da nakit sıkıntısı ve kalan paranın vatandaşların bankalara borçlanmasıyla (650 milyar TL) sonuçlanmaktadır.

Bu problemli sistemin anlaşılması çözümünden çok daha zordur. Issız Ada Hikayesinde ve diğer yazılarda açıkladığımız bu sistem anlaşıldığında çözümü oldukça basittir.

Tıpkı sırtına taş bağlanmış bir insanın üzerinden taşı atmasını istemek gibi. Krizleri çözememelerinin nedeni bir taraftan hastanın sırtında taşla gezmesini salık verirken ağrı kesici vermeye çalışanların zavallılığıdır. Ya da sürekli akan ve neredeyse göçmekte olan çatının tamir edilmesi yerine çatı altına kova yetiştirmeye çalışmak gibi bir durum.

“Kendi parasını faizsiz olarak (elbette bir karşılık doğrultusunda) üretebilen bir devlet neler yapabilir?” desek herhalde zihninizde çok şeyler canlanacaktır. Bizim gibi mümbit topraklara ve genç nüfusa sahip bir ülkede bolluk ve bereket hasıl olacaktır.

Bu yazıda ufuk açmak için Yükseköğretimin parasız olması gerektiğiyle ilgili örnekle başlıyoruz. İnternette şöyle bir arama yapın. Cesur şekilde “Yükseköğretim parasız olmalı” diyen birilerine (belki öğrenciler ve aileleri dışında) pek rastlayamazsınız. Bu onların BDPS’nin öğretilmiş çaresizliği içinde olmalarındandır.

Yükseköğretim parasız olursa nasıl finanse edilecektir? Onların aslında bilinçaltında devletin kendi parasını üretemediği aşılanmıştır. Karşılığı olduğu sürece para basma bir devletin en doğal hakkı olduğu gibi sorumluluğudur aynı zamanda. Bir toplumda fertlerin eğitiminden daha güzel karşılık olabilir mi? Böyle bir devlet sadece yükseköğretim değil tüm eğitimi parasız yapabilir ve yapmalıdır da… Unutmayın piyasadaki paranın %90’ı sanal (650 milyar TL) ve ancak halk bankalara borçlanırsa üretiliyor. Bizim çözümümüzde parayı üretme işi tamamen devlete ait bir hak ve sorumluluktur.

Yazıda önce batıda eğitim kredileri nedeniyle borç batağında yüzen vatandaşlardan iki kesit sunacağız. Daha sonra yükseköğretimin parasız olması konusunda düşüncelerimizi açıklayacağız.

Geçenlerde ABD’de Illinois’te annesiyle birlikte karavanda yaşayan Jan Yoder adında üniversite mezunu bir gencin intiharıyla ilgili internette okuduğum acıklı bir hikaye vardı.

Illinois Üniversitesi’nde Organik Kimya bölümünü bitiren bu genç iş için başvurduğu sayısız yerden ret cevabı alarak eğitim için almış olduğu 100 bin doların üzerindeki eğitim kredisini geri ödeyemez. Alacaklılar, içinde birlikte yaşadığı karavanı annesini ikna ederek satmasını dahi isterler. Sonunda genç bunalıma girerek çözümü intiharda bulur. Çoğu kimse gence sempatiyle yaklaşıp yükseköğretimde kredi sistemini eleştirerek acıma duygusuyla yazarken tek tük de olsa “Madem ödeyemeyecekti neden kredi aldı? Elbette ödemek zorunda”  diyerek hatayı Yoder’de bulanlar da çıkar.

Annesi için ise durum çok farklı elbette. Kendisinin en çok içerlediği de evladının cenaze töreni hazırlıkları sırasında alacaklıların sürekli arayıp kredinin geri ödenmesiyle ilgili baskı yapmaları ve annesini birlikte yaşadıkları karavanı satmaya ikna yolunu reddedip intiharı seçen çocuğunun borcunu geri ödeme konusunda rahatsız etmeleri olur.

İşte ABD’de milyonlarca eğitim kredisi borçlusundan sonu hazin biten birisinin öyküsü…

Borç ödemek için böbrek satılsın önerisi

Borç ödemek için böbrek satılsın önerisi

Üniversite ücretlerinin yüksek olduğu İngiltere’de de çok sayıda hikayeler duyabilirsiniz. Hatta bir İskoç akademisyen borç yükü altında ezilen öğrencilerin böbreklerini satabilmesinin hukuki yolunun açılmasını teklif edebiliyor. Mevcut durumda İngiltere’de organ satışı diğer çoğu ülkedeki gibi yasak.

Evet! Yükseköğretim kredileri başta ABD’de olmak üzere pek çok batı ülkesinde büyük bir problem. Sadece ABD’de 40 milyona yakın yükseköğretim kredisi borçlusunun olduğu bildiriliyor. Neredeyse her 5 kişiden 1’i borç yükü altında.

Bugünkü yazıyı ülkemizde de tartışılmakta olan yükseköğretimin paralı olup olmaması konusuna ayırdık.

Yükseköğretimin finanse edilmesi konusu pek çok ülkede uzun uzun tartışılmakta. Yükseköğretim konusundaki kongrelerde de yükseköğretimin finansmanı mutlaka önemli bir bölüm olarak yer almakta ve bilim adamları konuyu enine boyuna tartışmakta. Ancak bizim yazılarımızda eleştirdiğimiz ekonomik bakış açısı dışına çıkamadıklarından finansman konusunu getirip bir şekilde “Yükseköğretim paralı olmalı” çözümüne bağlamaktalar.

Yani finansmanın yükünü tamamen eğitim görenlerin üzerine atmaktalar. Tüm öğrenciler için yükseköğretim paralı olacak, eğer başarılıysa fakir öğrenciler için belli oranlarda burs yardımı yapılacak ve burs yardımı alamayan öğrenciler de borçlandırılacak. Tabi kazanan her zamanki gibi bankalar olacak.

Dünya Bankası Türkiye’de Yükseköğretim Reformu için bir rapor hazırlamış. Sistemde ciddi değişiklikler yapılması ve diğer batılı ülkelerdeki gibi Yükseköğretimin ücretli olması gerektiğini söyleyen bu raporda üniversite eğitimi sırasında öğrencilerin verdiği %4 civarında katkı payının çok düşük olduğu belirtilerek maddi durumu düşük öğrenciler için burs, bağış ve en önemlisi borçlandırma öneriliyor.

Eski YÖK başkanlarından Prof. Kemal Gürüz’ün, bir önceki YÖK başkanı sayın Prof. Yusuf Ziya Özcan’ın da bu nedenle Yükseköğretimin paralı olmasıyla ilgili beyanatları vardı. Hatta garip şekilde Baskın Oran gibi soldan bazı isimler de yükseköğretimin paralı olmasını savunanlar kervanına katıldılar.

Bizim görüşlerimize göre eğitimin her aşaması ücretsiz olmalıdır. Vatandaşlarını eğitmek devletin en önemli görevlerindendir. Batıda yükseköğretim bitirme oranının %90’ın üzerine çıktığı ülkeler vardır. Bizim gibi genç nüfusunu hızla eğitmesi gereken bir toplum için bu kaçınılmazdır.

Yükseköğretim parasız olmalı

Eğitimin tüm ülke için çok önemli toplumsal getirileri vardır. Fırsat eşitliğini sağlayan en önemli unsur da eğitimin ücretsiz olmasıdır. Borçlanmanın ve kredi almanın güçlüğünü düşündüğünüzde, en önemlisi borç alanların nüfusun alt gelir kesimindekiler olduğunu göz önüne aldığınızda bu kesim içine sokulduğu kredi borcuyla daha işin başında genç yaşında hayat mücadelesine yenik başlayacak ve adeta köleliğe ilk adımı bu şekilde atacaktır.

Çevremden biliyorum. Evlerini, diğer varını yoğunu satarak ya da borç batağına dalarak çocuklarını vakıf üniversitelerinde okutmaya çalışanları… Üniversiteleri paralı hale getirdiğinizde orta direği bankalara mahkum edeceksiniz. Alt kesimden ise çok zeki ve başarılı olanlar dışında çok büyük bir kesimin hiçbir şekilde yükseköğretime devam edememesi anlamına geliyor.

“Pekiyi bunca değirmenin suyu nereden gelecek? Finansmanı nasıl sağlayacaksınız?” diye soranlara uzun süredir yazmakta olduklarımızı okumalarını tavsiye edelim.

Öncelikle tüm bunlar parasını piyasalara borçlanmadan kendisi basabilen ve para üretimi yetkisini bankalardan alan bir devletin yapabileceği şeyler. Yetkililerimiz sürekli söylüyorlar “karşılıksız para basmıyoruz” diye. Bir devlet için vatandaşlarının eğitiminden daha önemli bir karşılık olabilir mi?

Karşılık dediğimiz para böylece çözümlendiğinde terazinin diğer kefesindeki uygulamalardan bahsedebiliriz.

Yapılacak muhtemel bir yükseköğretim reformunda devlet, vakıf ve özel üniversite ayrımı kaldırılmalıdır. Bildiğiniz gibi şu anda özel yani kar amaçlı üniversite kurulamıyor. Mevcut özel üniversite diye bilinenler aslında vakıf üniversiteleri. Bunlar yasa/düzenlemelerin etrafından dolanarak zaten dolaylı olarak kar ediyorlar…

Ancak bu ayrımı da kaldırıp özel üniversite yani kar amaçlı üniversite kurabilmenin önü açılmalı.. Bunun yanında Yükseköğretim parasız olmalı. Yani öğrencilerden başarısızlıkları dolayısıyla uygulanabilecek cezai müeyyideler dışında herhangi bir ücret almaya da gerek yok.

Sonrasında devlet, vakıf ve özel ayrımı gözetilmeden tüm üniversitelerin finansmanı için bütçede 3 farklı kalem oluşturulmalı. Bunlardan en önemlisi eğitim kalemi olmalı. Bu eğitim kaleminden üniversiteler okuttuğu başarılı olan her öğrenci başına o senenin sonunda belli ödemeyi alabilmeli.

Diğer iki kalem ise araştırma geliştirme ve bilginin topluma yayılması yani sosyal sorumluluk kapsamında ürettiği projeler doğrultusunda olmalı.

Bunları yaparken üniversiteler arasında şeffaf kriterler doğrultusunda yatay geçişler alabildiğine esnetilmelidir. Ayrıca bütçedeki 3 kaleme göre hak edişlerin üniversiteler arasında adaletle uygulanabilmesi için tamamen bağımsız bir akreditasyon kurumu bu üniversiteler hakkında ölçülebilir hedefler ve kriterler mucibince düzenli ve şeffaf şekilde kamuoyuna rapor yayımlamalıdır.

Yükseköğretim stratejisi ve vizyonu en son Teziç döneminde oluşturuldu. Ondan sonra böyle bir rapor üretilmedi. Tahmin ediyorum yeni dönemde stratejik çalışmalar yapılıyordur.

Bu çalışmayla ilgili olarak yükseköğretim reformu gündeme gelirse Dünya Bankası raporundaki ilgili önerilere kesinlikle rağbet edilmemelidir. Yazının başında iki örneğini verdiğimiz Batı ülkelerindeki vatandaşların içine düşürüldüğü borç batağına gençlerimizi ve/veya ailelerini sokmanın vebali büyüktür.

Sonuç olarak; yükseköğretimin finansmanı gerekçesiyle “yükseköğretim paralı olmalı” savı fırsat eşitliği ve yükseköğretime erişilebilirlik açısından sakıncalı olduğu gibi finansman açısından da olmazsa olmaz bir alternatif değildir…

 

 

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Share in top social networks!

3 Comments

  1. [...] Üniversite harçları kalkıyor eğitim bedava oluyor Yükseköğretim parasız olmalı Paranın karşılığı nedir? Osmanlı neden borçları ödeyemedi? Borç [...]

  2. mucahidakinci diyor ki:

    Kredi olarak basılmış para sizin dediğiniz gibi 650 milyar TRY değil 750 milyar TRY dir.

  3. Gultekin Cetiner diyor ki:

    Doğrudur. Sürekli arttığı için takip etmek zor.

Leave a Reply

*

Muhtevasını değiştirmemek şartıyla yazılardan istifade edebilirsiniz.
© 2012 Prof. DR. B. Gültekin ÇETİNER · Subscribe:PostsComments · Designed by Theme Junkie · Powered by WordPress

Faiz Lobisi