Subscribe:Posts Comments

You Are Here: Home » ÇOKYASAL, Güneş Köyleri, HEYA, Makaleler » HEYA’nın Kökenleri ve HEYA’sal olmayan ÇOKYASAL Bir Toplumsal Sözleşme Örneği

Share in top social networks!

HEYA’nın Kökenleri ve HEYA’sal olmayan ÇOKYASAL bir Toplumsal Sözleşme Örneği

Herkesin kendi yasasını seçemediği bir yerde özgürlüklerden bahsetmek imkansızdır.

Bildiğiniz gibi son günlerde HEYA (siz ona HEYYA da diyebilirsiniz :) ) kavramını açıklamamız için yoğun talepler geliyor. Öncelikle şunu unutmamak lazım. Bir kavramın anlamı onun Lügatlerdeki anlamı değil hayat tarzımıza dayalı olarak günlük dil içinde kullanımıdır. HEYA kelimesinin kullanımı aynı zamanda onun karşıtı olan ÇOKYASAL kelimesini kavramayla da ilgilidir. Bu yazıda HEYA’yı anlamak için kökenleri üzerinde ipuçları verilecek ve HEYA‘sal olmayan ÇOKYASAL bir sistemin anlaşılması için bir Toplumsal Sözleşme Taslağı sunulacaktır. Katkılarınızı yorumlarda bekleriz.

HEYA’NIN KÖKENLERİ

HEYA Herkese Giydirilen Tek Tip Deli gömleği

HEYA Herkese Giydirilen Tek Tip Deli gömleği

Bildiğiniz gibi son günlerde HEYA (siz ona HEYYA da diyebilirsiniz :) ) kavramını açıklamamız için yoğun talepler geliyor. Öncelikle şunu unutmamak lazım. Bir kavramın anlamı onun Lügatlerdeki anlamı değil hayat tarzımıza dayalı olarak günlük dil içinde kullanımıdır. HEYA kelimesinin kullanımı aynı zamanda onun karşıtı olan ÇOKYASAL kelimesini kavramayla da ilgilidir. Bu yazıda HEYA’yı anlamak için kökenleri üzerinde ipuçları verilecek ve HEYA‘sal olmayan ÇOKYASAL bir sistemin anlaşılması için bir Toplumsal Sözleşme Taslağı sunulacaktır.

Soruların başında “HEYA nedir?” var.  HErkese Yek anaAsa kelimelerinin kısaltması HEYA‘yı anlamak için “HEYA ne değildir?” sorusunun cevabını aramak da lazım. İşte bu yazıdaki taslak sözleşme HEYA‘sal olmayan bir şeyin ne olduğu üzerine odaklanmaktadır. Bildiğiniz gibi Riba temeli üzerinde yükselen Endüstriyel Çağ’da modern köleler haline geldik. Önce şu soruyu soralım: Tüm Dünyada yaşayan 7 Milyardan fazla insanın problemleri nasıl ortak olabilir? Bu ortak sorun onların hepsinin ortak bir HEYA’sal dayatmanın varlığı altında olması nedeniyledir. HEYAsal sistemin zıddı olan ÇOKYASAL sistem sadece ülkemiz değil tüm Dünya’da insanlık için ortak bir arayışın adıdır. Dünya’nın pek çok yerinde HEYAsal sistemden rahatsız insanların topluluklar haline geldiğini ve ekolojik köyler veya bireysel ekolojik kaçışlarla dayatılan tek tipçi yeni bir Dünya Düzenine karşı arayışa geçtiğini görüyoruz. İnsanlar HErkese Yek anaYAsalarla dayatılan bir Dünyadan ve HEYAsal sistemin kendilerini kıstırdığı/köleler haline getirdiği kentlerden kaçıyorlar. İşte bu arayışın adını ÇOKYASAL (ÇOKYASALı) bir Dünya koyabiliriz. HEYA‘nın temellerini anlamak için Sanayi Devrimlerinin dönüştürücü gücünü ve HEYA‘yı anlamak için HEYA‘nın hayat bulduğu Fransız Devrimi icadı ULUS kavramını da iyi anlamak zorundayız. İmparatorlukları oluşturan çok sayıda KAVİMler içerisinde güçlü olan KAVİMler Fransız Devrimiyle ULUS diye tanımlanan HAYALİ TOPLULUKLAR oluşturarak imparatorluklardan mücadeleler içerisinde ayrıldılar. Ayrıntı için Fransız Devrimi’nden İcat ULUS Kavramı yazısına bakabilirsiniz.

HEYAsal bir anlayışa sahip olmayan Osmanlı Coğrafyası içerisinde ÇOKYASAL bir yapılanma Kuran’daki MİLLET kavramı etrafında mükemmel şekilde işliyordu. 72.5 MİLLETe tabi olan milyonlarca farklı KAVİMden insanın bir arada kendi DİN/YASAlarına göre yaşadığı Osmanlı ÇOKYASAL bir yönetim şeklinin belki de en son büyük örneğiydi. Fransız Devrimi icadı olan ULUS kavramı ancak bir şekilde Osmanlı coğrafyasına kök saldırarak  var olan ÇOKYASAL yapı bozulabilirdi. ÇOKYASAL yapılar Ulusal yapıların ortaya çıkışı için en büyük engeldi. ULUS aydınlanmasının (!) beşiği Fransa’da yetişen sözde aydın Jön Türkler ya da İttihat Terakkiciler Osmanlı Coğrafyasında önce lisanı bozarak işe başladılar. Bunun için bu coğrafyada ÇOKYASAL sistemin omurgasını oluşturan MİLLET kavramının hayat tarzına dayalı olarak kullanıldığı dilde virüslenmesi gerekiyordu. Kuran’da sadece 15 ayette geçen MİLLET kelimesi virüslenirken 383 ayette geçen KAVİM kelimesi de yok edilmeliydi. Böylece Fransız Devrimi icadı HAYALİ TOPLULUKTAN BAŞKA BİR ŞEY OLMAYAN ULUS kavramı üzerinden amaçlarına ulaşabilirlerdi. Osmanlı’nın bu kavramsal yapılara direnecek gücü yoktu çünkü İbn Rüşd ve İmam Gazali Tartışmaları sonrası Felsefe günah veya en azından gereksiz ilan edileli uzun yıllar olmuştu. Osmanlıda Felsefenin perişan hali nedeniyle Batıda ortaya çıkan Sanayi Devrimlerinin yıkıcı gücünü akledecek düşünürler de çıkamamıştır. Mesela Sanayi Devrimlerinin yıkıcı gücünün daha fazlasını anlatabilecek kavramsal ve yaşamsal güce sahip olunan bu coğrafyada Ivan Illich gibi birisi çıkmamıştır. Oysa İbn Rüşd bir fetvasında “Felsefe Farzı Kifayedir” demişken…

Kuran’da KAVM, MİLLET ve DİN etrafında kavramsal bozulmalar için merhum Doç Dr. Şakir Kocabaş hocanın Kuran’da Kavm, Millet ve Din Kavramları yazısına bakabilirsiniz.

Netice itibariyle Ziya Gökalp’te şekillenen virüslü MİLLET kavramı sayesinde Kuran’daki gerçek MİLLET kavramı günümüzde dildeki işlevini tamamen kaybetmiş durumdadır. ULUS kelimesinden çok daha işlevsel olan zengin fiillerle beslenen KAVİM kelimesi ise günlük lisanımızdan adeta söküp atılmıştır. Sonuçta ortaya çıkan virüslü bir lisanla hayali ULUS kavramı MİLLET olarak ifade edilir hale gelmiştir. Bu virüslü MİLLET kullanımı çok farklı kavmi bir arada tutan Osmanlı ÇOKYASAL MİLLET sisteminin taşıyıcı gücü iki kardeş KAVMİN arasına aşılmaz duvarlar örmüştür. Bugünkü terörün var oluş sebebi virüslenmiş MİLLET kavramı ve onun arkasına gizlenen HAYALİ ULUStur.

Günümüzde Fransız Devrimiyle şekillenen ulus temelli yapılar tek tipçi bir Yeni Dünya Düzenine evrilmektedir ve/ya evrilecektir. Küreselleşme ile gelinen noktada Riba sayesinde yükselen HEYA‘cı “uygarlık” YENİ DÜNYA DÜZENİne doğru hızla yol almaktadır. Bunu Batı içerisinde yetişmiş Karl Polanyi (Büyük Dönüşüm) gibi düşünürler Para Sisteminin (Ribanın etkisi tam teşhis edilmese de) sonuçlarını incelerken öngörmektedirler.

Ulus devletlerin artık işlevlerini kaybettiği günümüzde HEYAsal sistem sayesinde artık sayılı sayıda Uluslar Ötesi dev Şirketlerin küresel anayasası haline gelen HEYAsal sisteme karşı alternatif bir ÇOKYASAL sistem kurgulaması gerekmektedir. Yalnız bunu anlamaya çalışırken HEYAsal sistemin Ribaya dayalı ekonomisini ve bunun içerisinde Sanayi Devrimlerinin etkisiyle ortaya çıkan üretim tarzlarını çok iyi analiz etmek gereklidir. Çare Sizsiniz programları içerisinde Ribaya Dayalı günümüz ekonomilerini BİLE kısaltmasıyla (B)ilgi, (İ)letişim, (L)ojistik ve(E)nerji diyerek 4 ana faktörle anlatmaya çalışmaktayız. HEYAsal sistem bu 4 faktörü hep tepede üretmektedir. Tepede üretilen bu 4 faktörün tepeden üretilme tarzları tepeden HEYAsal YASAlarla dayatılmaktadır. Tohumculuk Kanunları, Ticaret Kanunu, İmar Kanunu, Enerji Piyasası Kanunu vs hepsi HEYAsal tepeden herkese uygulanan kanunlarla yürütülmektedir.

HEYA’sal olmayan ÇOKYASAL bir Toplumsal Sözleşme Örneği

Çare Sizsiniz içinde işlediğimiz ve alternatiflerini göstermeye çalıştığımız sanayi devrimlerinin getirdiği üretim tarzları ve Riba nedeniyle tek tipleştirici bu anlayış, yeryüzünde tüm canlılar için yaşamı tehdit eder boyuta ulaşmıştır. Çare Sizsiniz programları bereketlenmiş ve toplumda çok önemli farkındalık ortaya çıkmıştır. Artık bu farkındalık hayata geçirilme talebine ulaşmıştır. Toplumun pek çok kesiminde kendi köylerini/obalarını kurma veya köyüne/obasına dönerek orayı yeniden şekillendirme konusunda önderlik edecek çok sayıda kişi vardır.

Bu amaçla insanlar hangi dinlere, inançlara veya yasal sistemlere bağlı olursa olsunlar toplumsal yaşama hak ve hürriyetlerine sahip olarak Dünyamızda barış içinde özgürce yaşamamızın önünde gerçekte hiçbir engel bulunmamaktadır.

HEYAsal olmayan ÇOKYASAL bir yapıda insanların bir sözleşme çerçevesinde Güneş Köyleri/OBAlar /veya başka isimlerle) isimlendirdikleri yapıyı başta ülkemizde başlayarak tüm Dünyaya gösterebiliriz. Bu amaçla bir taslak sözleşme hazırlanmıştır.

Taslak Sözleşmeye yorumlarınızla katkılarınızı getirebilirsiniz. Bu sözleşme çerçevesinde çok sayıda yerde farklı toplumsal hareketlerce kurulacak Açık Kaynak Güneş Köyleri/OBAlar ya da ekolojik toplumsal oluşumlarla sözleşme çerçevesinde hareket edilebilir. Sözleşme, tabanda örgütlenmenin olduğu hiyerarşik olmayan bir toplum modelini içermektedir.

Köyün içerisinde ekonomik ve ekolojik ilkeler için 22-23 Nisan tarihlerinde İstanbul’da düzenlenen toplantıda 5 ayrı bölüm altında incelenen ilkeleri inceleyebilirsiniz [1].

ÇOKYASAL SÖZLEŞME METNİ TASLAK MAHİYETİNDE OLUP GELİŞTİRİLEBİLİR

Aşağıdaki metindeki kavramlar için kısaltmalar ve açıklama:
OBA: Dilimizde yer alan Oba kelimesini herhangi bir ölçekte yerleşim için tercih ettik. OBA kelimesi herhangi bir Sosyo-Politik-Ekonomik-Entitedir. Herhangi bir köy/mahalle/ülke/ülkelerarası birliğe ilişkin medeniyet yapılanmasında her şeyi kapsamaktadır. Örneğin bir şehir içerisinde mahalleler OBAları temsil ederken bir köy içerisinde farklı inançlara sahip gruplar ayrı ayrı OBAları temsil edebilir. Aynı inançtan kişiler bir araya gelerek köy şeklinde bir OBA kurabilir. Bu durumda kurulan her köy bir OBAdır. Farklı din/yasa/inançlara sahip köyler her biri birer OBA olur ve bunlar bir araya gelerek aşağıdaki sözleşme etrafında müşterek hareket edecek yapıları kurarlar. Köyler birleşir beldeler, beldeler birleşir şehirler olabilirler.

SÖZLEŞME METNİ [2]
———————————————————

GİRİŞ

Her OBA’nın insanların toplumsal yaşama hak ve hürriyetlerine sahip olduğu inancıyla hareket eden, her türlü teke indirgemeciliği reddeden, OBAsal farklılıkları eko-kültürel gerçek olarak gören bir denge ve adalet anlayışına sahip, OBAların yasal bağımsızlığına dayanan, bu bağımsızlığı sağlamak ve korumak için kurulacak kurum ve kuralları düzenleyen bu Sözleşme ile insan haysiyet ve şerefine yakışır, barış içinde bağımsızlığı gerçekleştirmeye sözleşmiş olduğumuzu bütün aleme bildiririz.

MADDELER

Madde 1: Birer sosyo-politiko-ekonomik yasal entite olarak her OBA kendi yönetim şekline kendi karar verir, adını da kendi koyar.

Madde 2: Bu Sözleşme çerçevesinde hükmetmek OBAlara aittir. OBAlar hükmetme haklarını bu Sözleşme çerçevesinde yasama, yürütme ve yargı organlarıyla sağlarlar.

Madde 3: Hiçbir OBA kendi yasalarını diğer OBAlara dayatamaz, diğer OBA üyelerini kendi yasalarına göre yargılayamaz.

Madde 4: OBAsal yasalar yürürlükte oldukları sürece üyeleri için üyelerin bulunduğu bütün zaman ve mekanlarda geçerlidir, hiçbir üye hiçbir zaman ve mekanda üyesi olduğu OBAnın yasaları dışına çıkamaz.

Madde 5: Her OBA üyesi ait olduğu OBA‘ya üye olmaktan doğan yasal sorumluluğu çerçevesinde üyelikten çıkma hakkına sahiptir.

Madde 6: OBAlar amaç ve görevlerini yasalarına göre kendileri saptar, ancak bu amaç ve görevler bu Sözleşmede belirtilen maddelerle çelişkili olamaz.

Madde 7: OBAlar arası yasalar ve bu yasalara dayalı yürütme ve yargı organları OBAlar tarafından bu Sözleşmeye göre düzenlenir.

Madde 8: Bu Sözleşmede imzası bulunan OBAlar olarak Toprak, su, güneş, hava ve tohumun tüm canlılar için ortak bir mülkiyet olduğunu kabul ederiz. OBAlar bunlardan adilane ve ekolojik ilkelere göre yararlanmayı taahhüt ederler. Bunlara ilişkin OBAlar arası sorunların çözümü Madde 7 çerçevesince düzenlenir.

Madde 9. Bu Sözleşmeyle bir araya gelen OBA’lar olarak ribanın kabul edilemez bir insanlık suçu olduğunu ortak şekilde beyan ederiz. Her OBA kendi yasaları çerçevesinde Ribaya karşı tedbirleri alır. OBAlar arasında Ribanın oluşmaması için Madde 7 çerçevesinde tedbirler alınır.

NOT: Yazının geliştirilmesine yorumlarınızla katkılarınızı bekliyoruz.

KAYNAKLAR

  1. Ekonomi ve Ekoloji ilkeleri ile ilgili 22-23 Nisan Tarihli Toplantıda çıkan taslak ilkeler. http://guneskoyu.org/calistaylar/22-23-nisan-2017-acik-kaynak-gunes-koyu-istanbul-toplanti-notlari-ve-taslak-ilkeleri/
  2. Örnek Sözleşme Metni https://www.facebook.com/notes/chevalier-des-mots/protokol-turkce/165333086905041/

 

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Share in top social networks!

3 Comments

  1. Hüseyin Mınık diyor ki:

    Madde 8: Bu Sözleşmede imzası bulunan OBA lar olarak Toprak, su, güneş ve havanın tüm canlılar için ortak bir mülkiyet olduğunu kabul ederiz.
    (Tohum uda koymalı alınıp satılması ticarileşmesi yasaklanmalı kim bir tohum yaratabilir ki;
    Mesela tek çekirdekli ile çok çekirdekli ile aşılanmamalı bu tabi aşı alt başlık olabilir) .

  2. Gultekin Cetiner diyor ki:

    Hüseyin bey çok teşekkürler. Önemli bir konu kesinlikle. Gerekli ekleme yapıldı.

  3. İzzet Kütükoğlu diyor ki:

    Sayın Çetiner, Niyet güzel doğru olabilir. her iyi niyete, iyi niyetli fikre saygı duyarım. Fakat, ben bunu anlayamadım. Belki anlayamadığım için olabilir bulmuyorum. Veysel’in dediği gibi; “Koyun kurt ile gezerdi, fikir başka başka olmasaydı.”
    insan özgür yaşamak ister, oba kuralını kim dinler?

Leave a Reply

*

Muhtevasını değiştirmemek şartıyla yazılardan istifade edebilirsiniz.
© 2017 Prof. DR. B. Gültekin ÇETİNER · Subscribe:PostsComments · Designed by Theme Junkie · Powered by WordPress

Faiz Lobisi