Subscribe:Posts Comments

You Are Here: Home » Makaleler, Yükseköğretim » 500 bin yabancı öğrenciye ne dersiniz?

Share in top social networks!

500 bin yabancı öğrenciye ne dersiniz?

Peki; sık sık yabancı öğrencilerin gerekliliğinden bahsedildiği, son 20 yılda senelik 20 bin yabancı öğrenci sayısını pek aşamamış ülkemizde 25 katı gibi bir rakamı yakalamak mümkün müdür?

2023 yılında Dünya’nın en büyük ilk 10 ekonomisi içinde yer alma iddiasında olan bir ülkenin üniversitelerinde sadece 20 bin yabancı öğrencinin okuyor olması garip gelmiyor mu?

Hele bu ülke, pek çok alanda yatırımlarını genişletmiş, bölgesinde belli marka haline gelmiş, son on yıl içinde 70 yılda inşa ettiği üniversitelerinin sayısını neredeyse üçe katlamış Türkiye gibi bir ülkeyse.

Madem iddia “Dünya’nın ilk 10 ekonomisi içinde yer almak”; o halde bugün ilk 10 içinde yer alan birkaç ülkedeki duruma hızlıca bakalım. Bunlardan ABD, İngiltere, Almanya ve Fransa’daki yabancı öğrenci oranlarını Türkiye’deki üniversitelere yansıttığımızda en az 400 bin yabancı öğrencinin üniversitelerimizde okuyor olması gerekmekte. İsterseniz karşılaştırmamıza UNESCO’nun yükseköğretim ihraç etmeye başlayan yeni aktörler olarak nitelediği Uzak Doğudan iki ülke, Malezya ve Singapur’u da dahil edelim.

Ülkemiz yeni gelişen bir ülke olmasına rağmen tarihi derinlikleri diğer bütün ülkelerin toplamından daha fazladır. Tevazu kanatlarını takınmaya gerek yok. Çünkü ilimde hırs esastır. Bu tarihi derinlik, hırslar ve çarpan etkilerini de işin içine kattığımızda, 500 bin yabancı öğrenci rakamı hiç de abartılı olmaz. Yükseköğretim ihraç eden yeni iki oyuncuyla karşılaştırmayı biraz erteleyerek neden yabancı öğrenci sayısının Türkiye’nin iddiası açısından önem arz ettiğini açıklayalım.

Yabancı öğrencinin bir ülkeye getireceği maddi katkıların hesabı ayrıntılı olarak yapılabilir fakat maddi boyutunu bir tarafa bırakalım. İlk on ekonomide yer alabilmek hedefi yükseköğretimin de her şey gibi küreselleştiği bu dünyada yumuşak güç olarak var olabilme açısından uluslararasılığı kaçınılmaz kılmaktadır.

Osmanlı’nın son yıllarında yurtdışında eğitim görmek üzere Fransa’ya gönderilen Jön Türklerin döndüklerinde nasıl adeta Fransız lobisi şeklinde çalıştığını hatırlamakta fayda var.

Konu yükseköğretimde uluslararasılık ise en önemli ölçütlerin başında ülkedeki yabancı öğrenci ve akademisyen oranları gelmektedir. Yabancı akademisyen meselesini başka yazıya bırakmak koşuluyla yabancı öğrencilerdeki 500,000 rakamını hatırda tutmakta yarar var.

500,000, mevcut durumla karşılaştırıldığında şu andaki yabancı öğrenci sayısının 25 katı gibi bir rakamdır. Son 15-20 yılda mevcut yabancı öğrencilerin 15,000 ve 20,000 gibi rakamlar arasında istikrarlı bir şekilde seyrettiği düşünülürse bu hedefin vizyonsuz başarılmasının mümkün olmadığını söylemek yanlış olmaz.

Artık söz verdiğimiz yeni küresel aktörlerden Malezya ve Singapur’la hızlı bir karşılaştırma yapabiliriz. Bu iki ülkeden Malezya’nın nüfusu 27 milyon, Türkiye’nin nüfusu 75 milyon, Malezya’daki üniversite sayısı 45-50 civarında, Türkiye’de ise 165. Peki tüm bunlara karşın ülkedeki üniversitelerde yabancı öğrenci sayıları nedir? Malezya’da 90 bin civarında yabancı öğrenci var ve 2015 için hedef 150 bin olarak revize edildi. Türkiye’de ise 20 bin civarında yabancı öğrenci var (%1 altında) bunların %70′inden fazlası Türki Cumhuriyetlerden ve yurtdışından yabancı ülke vatandaşlığı alarak YÖS gibi kanallarla gelen Türk öğrencilerden oluşmakta.

Benzer bir karşılaştırmayı Singapur ile yaptığımızda Singapur gibi 5.5 milyonluk bir ülkede 97 bin yabancı öğrenciye ulaşıldığını görüyoruz. Yükseköğretimde kayıtlı toplam 200 bin öğrenci olduğu düşünüldüğünde yaklaşık %49 civarında yabancı öğrenci olduğu görülmekte.

Türkiye’deki yabancı öğrenci oranı ise %1′in altındadır.

Peki; sık sık yabancı öğrencilerin gerekliliğinden bahsedildiği, son 20 yılda senelik 20 bin yabancı öğrenci sayısını pek aşamamış ülkemizde 25 katı gibi bir rakamı yakalamak mümkün müdür? Mümkün ise böyle bir hedefi gerçekleştirmek için neler yapılmalıdır? Bunu gerçekleştirmek için güzel Türkçemizi feda ederek tüm üniversitelerde eğitimi yabancı dilde mi gerçekleştirmek gerekmektedir? Değilse niçin 20 bin sınırını aşamıyoruz? Bunlar ve benzeri soruları diğer yazılara bırakalım.

Not: Bu haberin orijinali Haber7′de yayımlanmıştır. Buradan ilgili makaleye ulaşabilirsiniz. Makaleler Haber7′de yayımlandıktan sonra burada yayımlanmaktadır.

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Share in top social networks!

Leave a Reply

*

Muhtevasını değiştirmemek şartıyla yazılardan istifade edebilirsiniz.
© 2011 Prof. DR. B. Gültekin ÇETİNER · Subscribe:PostsComments · Designed by Theme Junkie · Powered by WordPress

Faiz Lobisi