Subscribe:Posts Comments

You Are Here: Home » Makaleler, Üniversiteler, Yükseköğretim » Üniversiteye Farklı Düşünebilen Gençler

Share in top social networks!

Üniversiteye Farklı Düşünebilen Gençler

Aşağıdaki yazının orijinali Haber7 sitesinde Üniversiteye Farklı Düşünebilen Gençler başlığıyla yayımlanmıştır. Haber7 altında yayımlanan makaleler Haber7′de yayımlanmasından yaklaşık 1 hafta sonra burada da yayımlanmaktadır.

Üniversiteye Farklı Düşünebilen Gençler

İstedikleri vasıflarda öğrenci almalarına imkân tanınmadığı ve bu konuda herhangi bir söz hakkı verilmediği halde mezun ettiği talebeler yüzünden üniversitelerin suçlanmasının ne kadar adil olduğu sorusunu sormak gerekiyor.

Maalesef liseye ve üniversiteye geçiş gibi en kritik dönemlerde MEB ile ÖSYM’nin çoktan seçmeliye dayalı sınav sistemleri nedeniyle öğrencilerin farklı düşünme yetenekleri sağlıklı şekilde ölçülemiyor.

Farklı düşünmeyi teşvik etmeyen bu seçme yöntemleriyle adeta sorumatik hale getirilen gençleri nihai hedef olarak üniversitelere kabul ediyoruz.

Daha sonra tüm bu süreçlerden geçerek en son aşamaya gelmiş öğrencilerin farklı yani özgün düşünmelerini istiyoruz. Farklı düşünme yeteneklerini en son aşamada geliştirmeye çalışıyoruz.

Mezun olduklarında şu anda henüz problem olduğunu dahi bilmediğimiz problemleri çözsünler diye…

Bu yüzden işe alırken yapılan mülakatlarda adayın özgün yani farklı düşünebilme yeteneği öncelikli aranan vasıflardan.

“Ağaç yaşken eğilir” diye ne güzel demiş atalarımız. Küçükten başlayarak çocuklarımıza bu eğitimi vermemiz ve teşvik etmemiz gerekmekte. Oysa yapılan bu tür sınavlarla farklı düşünebilen öğrencilerden çok bir anlamda mekanistik yeteneklere dayalı “full”cular çıkarıyoruz.

Farklı düşünebilmeyi öğretme işini eğitimin son aşaması durumundaki üniversitelerimize bırakmak haksızlık değil midir?

Hayal gücüyle ve aldıkları eğitimle aslında iş üretmesi beklenen, başkaları için potansiyel istihdam kaynağı olması gereken bir mezunun iş bulamaması nedeniyle sadece üniversitenin suçlanması ne kadar adildir? Üniversiteler meslek edindirme merkezleri midir?

Eğitim bir birikimdir. 12 yıl süren eğitimle öğrencide farklı düşünme yetenekleri yeterince geliştirilmediyse ve en önemlisi ölçme/seçme gibi karar süreçlerindeyetiştireceği öğrenciyi seçme konusunda üniversitelere de söz hakkı bırakılmadıysa onları suçlamak adil midir?

Endüstri mühendisliğinde “junk-in junk-out” şeklinde bir ilke vardır. Süreçleriniz ne kadar iyi olursa olsun girdiler gerekli özellikte değilse istediğiniz kalitede ürün elde edemezsiniz.

İstedikleri vasıflarda öğrenci almalarına imkân tanınmadığı ve bu konuda herhangi bir söz hakkı verilmediği halde mezun ettiği talebeler yüzünden üniversitelerin suçlanmasının ne kadar adil olduğu sorusunu sormak gerekiyor.

Üniversitelerin kalitesinin yükselmesi için farklı düşünebilen gençlere ihtiyaç olduğu açıktır.

Farklı düşünme deyince Kristof Kolomb’a atfedilen meşhur yumurta hikâyesini bilmeyenler için aktaralım.

Kristof Kolomb’un Yumurtası

Kristof Kolomb (Christopher Columbus) Amerika’yı keşfettikten sonra İspanyol elitleriyle akşam yemeğindeyken birisi yapılan işi küçümseyerek “Sayın Kristof, eğer siz Amerika’yı keşfetmiş olmasaydınız İspanya’da ve hatta bu mecliste mevcut bilgi/tecrübesiyle maceraya çıkıp orayı keşfedebilecek o kadar çok kişi var ki” demişti. Kolomb buna cevap vermeyerek kendilerinden bir yumurta getirmelerini istedi. Sonra da yumurtayı masaya koydu ve “Beyler, sizinle iddiaya giriyorum ki içinizden hiç kimse bu yumurtayı benim yapacağım şekilde herhangi bir destek olmadan masanın üstünde dikine durduramaz” dedi. Hepsi tek tek uzunca denedi ve başarısızlıklarını kabul ederek yumurtayı çaresizce Kolomb’a geri verdiler. O da yumurtanın bir ucunu hafifçe masanın üzerine vurarak kırdı ve masaya yerleştirdi. Yumurtanın dibinin kırılarak düzleşmesi sayesinde yumurta masada dik durdu. Farklı bir başarı elde edildiğinde onun herkes tarafından yapılabileceğini ama önemli olanın o farklılığı ilk defa düşünmek olduğunu görerek diğerleri sustular.

Kolomb’un yumurtası bize farklı düşünmenin önemini göstermektedir.

IQ testleri Zekâyı Tam Ölçmüyor

Einstein, “Hayal gücü bilgiden önemlidir. Bilgi sınırlıdır fakat hayal sayesinde dünyayı kuşatırsınız” diyerek aslında farklı düşünmenin önemini ortaya koyuyor. Einstein’in okulda pek başarılı bir öğrenci olamamasının önemli bir nedeni de farklı düşünmekti diyebiliriz.

Bugün IQ testlerinin zekâyı tam ölçmediği konusunda artık pek çok bilim adamı hem fikir. Örneğin; zekâyı analitik, yaratıcı veya sentetik ve pratik zekâ şeklinde üç kısma ayıran Robert Sternberg’e göre zekâ kullanımının sadece bir bölümünü ölçmesi nedeniyle IQ testleri yanında başka testler geliştirmek gerekiyor.

Bunu doğrulayan diğer bir bilim adamı olan Liam Hudson uyguladığı IQ testlerinden birinde dahi olarak nitelediği, okulun IQ’sü en yüksek öğrencilerinden birisinin farklılık testi sonucunu paylaşıyor. Bu öğrenciye tuğla için farklı kullanım alanları sorulduğunda “bir şeyler inşa etmek ve fırlatmak” gibi bir yanıt alıyor. Halbuki sıradan diye tabir edilen başka bir çocuk verilen kısa sürede tuğla için neredeyse ona yakın kullanım alanı sayıyor. Hudson, “Süre verilseydi çok daha fazla yazacaktı” diyor.

Yalova Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği öğrencilerine “bir anahtarın farklı kullanım alanlarını sayınız” dendiğinde verilen cevapları ilginç bulabilirsiniz. Aralarında bilinen birkaç kullanım alanını sayan önemli bir çoğunluk yanında kabarık listeleriyle ilginç kullanım yöntemlerini sıralayan birkaç kişi vardı. İşte yaklaşık 30 öğrencinin ortaklaşa çabasıyla ortaya çıkan anahtarın farklı kullanım alanları:

“Anahtar kullanarak kapı, kasa, sandık veya çekmeceleri açabiliriz. Bir uçurtmanın ipine takarak uçurtma deneyinde kullanabiliriz. Sivri tarafıyla paketleri açmak için kullanabiliriz. Dişimizi temizlemek için kürdan niyetine kullanabiliriz. Çene kilitlenmesi durumunda açmak için kullanılabilir. Kolye veya abajur gibi aksesuar niyetine kullanılır. Anahtarla kuş vurulabilir. Anahtarla araba tekeri patlatılabilir. Kontör kartında şifre kazımaya yarar. Bize ait olmayan yerleri açmaya yarar. Tamir işinde kullanılabilir. Yemek masasında çatal olarak kullanabilirsiniz. Anahtarlardan demir zırh yapılabilir. Anahtar elektrik devrelerini açar kapar. Şifrenin eş anlamlısı olarak kullanılır. Sağlamları testere olarak kullanılabilir. Anahtar resmi çizmek için cetvel niyetine kullanmak mümkündür. Mutluluk, barış gibi soyut kavramların yanında kullanılır örnek mutluluğun anahtarı gibi. Parfüm şişesinin ağzını açmaya yarar. Kendisiyle gazoz kapağı açılabilir. Tekil anahtar ve yabancı anahtar olarak veri tabanlarında. Bir ormanda kaybolduğunuzda geçtiğiniz yerleri ağaca işaretlemek için. Maçta oyunculara ya da hakeme sinirlendiğimde atacak bir şey bulunamazsa. Çizgisel şekiller çizmek için. Balon patlatılabilir. Çok kolay kaybetmek için kullanılabilir. Hediye olarak aldığınız ev veya araba anahtarıyla kalp açılabilir. Sert yüzey kazınır. Baskısı alınıp kopyası yapılır. Tespih yerine kullanılıp stres atılır. Kulak burun boğaz gibi vücut organlarını karıştırabilir ve sırtımı kaşıyabilirim. Kendini koruma amaçlı olarak birisinin gözüne atıldığında kör olması bile sağlanabilir. Ayakkabı çekeceği olarak kullanılabilir. Komşunun camını kırmak için. Ağaca yazı yazmak için. Sıkışmış bir şeyi örneğin çiviyi çıkartmak için. Piknikte çay kaşığı yerine kullanabiliriz. Halıya sürtüp sesinden oda arkadaşımızı sinir etmek için kullanabiliriz.”

Verilen bazı farklı cevaplar aynı zamanda öğrencinin ruh dünyasını da bir anlamda yansıtıyor. Duygusal zekanın kullanıldığı bazı uzun şairane cevaplar buraya alınmadı.

Anahtarı kullanma konusunda sizin farklı düşünceleriniz nelerdir?

Yanal Düşünme Tekniği ile Farklı Düşünme Yeteneğinizi Geliştirebilirsiniz

Şüphesiz farklı düşünme deyince akla hemen bu yeteneği nasıl geliştirebiliriz sorusu gelmekte. Olaylara yalnız tek bir yönden bakmanın mahzurlarından kurtulmak için problemlere özgün çözüm bulabilme amacıyla geliştirilen yanal düşünme yeteneğinden yararlanabilirsiniz.

Pek çok olay ve önermeler hakkında hemen yargıya varmadan önce, problemi doğru tespit edip doğru çözümü bulabilmek için yanal düşünme yeteneğinizi kullanmayı denemelisiniz.

Yanal düşünme yeteneğini geliştirmek isteyenler için pek çok testler ve düşünce eksersizleri bulunmakta.

Örneğin; aşağıdaki sorulara rahatlıkla doğru cevaplar verebiliyorsanız yanal düşünme yeteneğini Allah vergisi olarak kullanıyorsunuz denilebilir.

- Bir kedinin en tüylü yeri neresidir?

- Sol elinizle tutup sağ elinizle tutamadığınız şey nedir?

- İki madeni paranın toplamı 11 senttir. Eğer madeni paralardan birisi 1 sentlik değilse bu iki madeni para nedir?

- Ahşap bir dolabın içine ne eklerseniz onu daha hafif yaparsınız? Bu şeyden daha fazla ekledikçe dolap daha da hafiflemektedir?

- “Bir ülkenin 60. ve 62. başbakanlarının anne ve babaları aynıydı fakat kardeş değillerdi.” Doğru bir önerme olduğuna göre bunu nasıl izah edersiniz?

- İstanbul’da yaşayan birisini Ankara’da gömemiyorlar. Sizce nedeni nedir?

- Yirmiyi yarıma bölün ve yirmi ekleyin. Cevap kaçtır?

- Çiftçinin 17 ineği vardır. 8′i hariç hepsi ölüyor. Kaç ineği kalır?

- Türkiye/Suriye (Hatay) sınırında meydana gelen uçak kazasında kurtulanlar nereye defnedilir?

- Saat sabah 06:30′u gösterirken akrep ve yelkovan arasındaki açı kaç derecedir?

- Yeşim’in annesinin 3 çocuğu vardır. İlkinin adı Eylül ve ikincisinin adı Ekim’dir. Üçüncünün adı nedir?

- Bir adam ve oğlu araba kazası geçiriyor. Baba kazada ölüyor ve oğlunu hastaneye ağır yaralı olarak kaldırıyorlar. Muayene eden doktor: “Olamaz bu benim oğlum!” diye bağırıyor. Açıklayınız.

Bunlar gibi yanal düşünme yeteneğini sınayan pek çok soru mevcuttur. Peki, o halde yanal düşünme nedir?

Yanal Düşünme (Lateral Thinking) 1967 yılında Fransız bilim adamı Edward De Bono tarafından geliştirilen kritik ve özgün düşünme yöntemidir.

Kanımızca yanal düşünebilme, insanda belki de erken yaşlarda daha güçlü olmasına rağmen ezberci eğitim sistemiyle gittikçe körelen bir yetenektir.

Yanal düşünceyi özetlemek amacıyla, mucidi De Bono tarafından çukur kazma örneği verilmekte.

Bir çukuru ne kadar derin kazmaya çalışırsanız çalışın o çukuru farklı bir yerde açamazsınız. Yani aynı yönde derinlemesine çabalamak farklı bir yöne doğru ilerlemek kadar yararlı değildir. Başarılı olmak hep aynı yönde çabalamanın sonucu değildir. O yüzden meseleyi çok farklı yanlarıyla düşünmeye çalışmak gereklidir.

Zaten bu yüzden iyi tasarlanmış iş mülakatlarının pek çoğunda o işe ilişkin hazırlanmış bazı yanal düşünmeyi gerektiren sorular sorulur. Normal eğitim sisteminde öğrenilen kavramlar, algılamalar ve zihinsel sınırlar nedeniyle sorulan soruların pek çoğuna %80’in üzerinde insan benzer cevabı verir. Amaç özgün veya farklı düşünebilen insanları işe almaktır. O yüzden yanal düşünebilmeyi geliştirmeye çalışmak gerekir.

Herkesin birikimleri sonucu oluşturduğu bir kavramlar ve algılamalar dünyası vardır. Düz mantıkla bakıldığında örneğin bir satranç oyununda; taşlar, oyun kuralları ve hatta hamle şekilleri yani parçalar bellidir. Oyun sırasında belli kurallar ve kalıplara göre hareket ederiz.

Halbuki gerçek yaşamda bu parçalar bulunmamaktadır. Biz ise o parçaların olduğunu varsayarız. Bu varsayımlar; belli algılar, kavramlar ve sınırlardan oluşmaktadır. Yanal düşünme, düşünmenin sadece algılama kısmıyla ilgili olup mevcut parçalarla oynamayı reddeder. Böylece dış dünya parçalara dönüştürülerek çözüm bulunmaya çalışılır.

Bir nevi, düşünmeyi kalıplara sokmadan düşünmenin kalıpları oluşturması amaçlanır.

Beyin kendi kendine örgütleyebilen bir bilişim ve algılama mekanizması olarak çok farklı kalıpları şekillendirip düzene sokabilir. Bir anlamda beyin en iyi teşkilatçıdır. Bu tür sistemlerde kalıplar arası gezinmek için belli bir matematiğe bir ihtiyaç vardır. Yanal düşünmedeki araç ve süreçler bu tür yanal hareketleri başarmak için gerekli matematiği sağlar. Aslında insanda var olan yanal düşünmenin araçlarını anlamanın yolu, kendi kendine örgütlenebilen ve halen nasıl çalıştığını tam olarak bilmediğimiz beyin dediğimiz bu mekanizmayı anlamaktan geçer.

Herhangi bir kendi kendine örgütleme olayında yerel çözümlerden genel veya asıl çözüme kaçış ihtiyacı mevcuttur. Yanal düşünebilme sayesinde bu kaçışlar tahrik edilerek asıl çözüm aranmaya çalışılır.

İşte bu tahrikler ve kaçışlar sayesinde özgün düşünebilme dediğimiz şey ortaya çıkar.

Farklı düşünebilme veya çözüm geliştirebilmeyle ilgili diğer yararlı teknik ise paralel düşünme olup, beyin fırtınalarının vazgeçilmezi altı şapkalı düşünme olarak bilinen bir yöntemi bünyesinde barındırmaktadır. Onu da belki başka bir yazıda işleriz.

Tüm bunlar ışığında eğitim sistemimizin ve özellikle kritik seçme süreçlerinin farklı düşünmeyi teşvik edici şekilde yapılandırılması gerektiğini söyleyebiliriz. Farklı düşünebilen öğrencilerin girişiyle üniversitelerde eğitimin kalitesi çok daha iyi olacaktır.

 

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Share in top social networks!
Etiketler:

Leave a Reply

*

Muhtevasını değiştirmemek şartıyla yazılardan istifade edebilirsiniz.
© 2011 Prof. DR. B. Gültekin ÇETİNER · Subscribe:PostsComments · Designed by Theme Junkie · Powered by WordPress

Faiz Lobisi